Cevaplar

2013-01-28T15:46:36+02:00

romanını biliyorom ama uzun yazsam olurmu

0
  • Eodev Kullanıcısı
2013-01-28T15:49:18+02:00

Karabibik’i değerli kılan yazıldığı (yayımlandığı) zamanın hakim tahkiye anlayışında meydana getirdiği yeniliktir. Buna göre:
1-Realist yazın anlayışı esas alınmış ve adaptasyon yerine özgün telif bir çalışma ortaya konmuştur. Bu yanıyla Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi’nin adaptasyona dayalı anlatımından, realist bir bakış açısıyla yerli ürün ve yerel konuya, bilinçli bir geçiş yapılmıştır.
2-Edebiyatımızda, asıl karşılığını Refik Halid’in Memleket Hikayeleri’nde bulan, memleket hikayeciliğine Karabibik’le ilk kez el atılmış, yani Anadoluya ait yer ve kişiler anlatılmıştır.
3-Herkesçe okunabilir, anlaşılabilir, edebiyat yapma kaygısından uzak bir tahkiye dilinin önemli bir örneği verilmiştir.

Karabibik’in öyküsel değeri:
Mevcut öykü anlayışına göre Karabibik, fazlaca bir edebi değere sahip bulunmamaktadır. Öykü kişilerinin, iç ve dış dünyaları son derece dar tutulmuş, sıradan ilgi ve ilişkileri düz bir mantıkla anlatılmıştır. Şahıs ve çevre tahlilleri son derece zayıf, düz bir çizgi üzerinde süren hayatlar renksiz, heyecansız, soğuk ve durgundur.

Karabibik’te konu, yer ve şahıs kadrosu:
Konu ve yer: Bir çift öküz edinmeye çalışan, tek çocuklu, dul bir çiftçinin hikayesi… Olay, Antalya’nın Kaş İlçesine bağlı Beymelik Köyü’nde geçer. “Beymelik köyünde hiçbir damdan çıt bile işitilmiyordu. Herkes derin bir uykuya varmıştı. Sade civardaki çoban köpekleri tek tük havlamaktaydı…” Matarlı, Temre (Demre), İthal, Köşker, Kadıkum, Kum, Körse, Karabucak (Manavgat), Akdam (Alanya), Çayağzı, Benlikuyu, Dalyan isimleri geçici bir süre için uğranılan ya da şöyle bir zikredilip geçilen civar köyler, beldeler.

Karabibik: Bir tip değil, sadece olayın seyri için gerekli bir başkişi hükmünde olan Karabibik, kızı Huri ile birlikte -ki annesi “vaz’ı hamli müteakip bir hummâ-yı tifoidîden” ölmüştür- Beymelik köyünde oturmaktadır. Karabibik, babadan kalma oniki dönümlük tarlasının dört dönümünü önceden bedel-i nakdi(*)yi vermek üzere satmış, kalan sekiz dönüme (bir çift öküz de edinerek) sahip olmaya, özellikle de Yosturoğlu’na kaptırmamaya çalışmaktadır.
Karabibik, öykünün ilk paragrafında giyim-kuşamıyla bir meczup, göğüs, bağır ve yüz görünümüyle, o “heyet-i acibe”siyle korku uyandıran ve heybetli biri olarak çizilmektedir. Gerçi yırtık-pırtık giysileri, kirli gömleğiyle, kızı Huri’nin tembelliğine şimdiden bir göndermede bulunulduğu dünüşünülebilirse de, yine de onun bu ilk ve son tasviriyle okuyucunun belleğinde hiç de olumlu bir iz bırakmayacağı aşikardır.

1 2 1