Cevaplar

2012-10-07T21:46:44+03:00

Bilimin, Felsefenin Konusu Olması

Başlangıçta bütün bilimler, felsefenin alanı içerisinde yer alan farklı düşünce alanları olarak var olmuşlardır. Bu bağlamda filozof, hemen her bilim alanıyla ilgili olan ve her var oluş durumuna kafa yoran insan demektir. Mesela Aristoteles, hemen her konuda kitap yazmış olan ve bu kitapları, yazılmış oldukları bilim alanlarında referans kabul edilen bir filozof olarak bu filozof tipine örnek gösterilebilir.

Bilimsel bilgi geliştikçe, zamanla bilim dalları felsefeden "bağımsızlıklarını" ilan etmişlerdir. Örneğin daha önce "doğa felsefesi" olarak anılan fizik, arkasından kimya, biyoloji ve diğer fen bilimleri tek tek felsefeden ayrılmış ve başlı başına birer disiplin olarak ortaya çıkmışlardır. Bunun ardından da sosyal bilimler, felsefenin etkisinden çıkmaya başlamışlardır. Bu gelişmelerin ardından 19. yüzyılda, felsefe neredeyse etkisiz ve gereksiz duruma gelmiştir.

Bu zamandan sonra filozoflar, bilimlerin sınıflandırılmasıyla uğraşmaya başlamışlardır. Hem felsefeden kopan, hem de birbirlerinden olabildiğine uzaklaşan bilimler, bir bütün olan evreni parçaladıkları gibi, insan kafasında da bütün bir evren kavramı oluşturamıyorlardı. Bu parçalanmışlık sanayi dünyasına, toplum hayatına ve hatta insan şahsiyetine bile yansımıştı. Felsefe, bilimleri sınıflandırarak onlar arasındaki ortak noktaları ve bağları göstermek, bilimleri birbirlerine yaklaştırmak istiyordu. Bütün bilimler varlık alanının değişik var olanları ile ilgileniyordu. Bütün bilimler hedefte, metot ve bilimsel tavırda da birleşiyordu. Sınıflandırma bunu daha da açıkça ortaya koyacaktı.

Bu dönemde iki Alman'ın yaptığı bilim sınıflandırması çok tanınmıştır. Kantçı filozoflardan Wilhelm Windelband, bilimleri yöntem bakımından apriori (rasyonel) ve empirik (deneye dayalı) bilimler diye ayırmıştır. Rasyonel bilimler matematik ve felsefe idi. Deneye dayanan bilimler de ikiye ayrılıyordu: tarih bilimleri ve doğa bilimleri. Bu son ayrım metottan ziyade konu farklılığından kaynaklanıyordu.

Wilhelm Dilthey de bilimleri metot bakımından ikiye ayırmıştır: manevî bilimler ve doğa bilimleri. Manevî bilimler anlama metodunu, doğa bilimleri ise açıklama metodunu kullanıyordu. Dil, edebiyat, sanat felsefe, hukuk ve bütün tarih bilimleri manevî bilimlerden sayılmıştır. Ancak burada mesela psikoloji her iki bilim grubunda yer alırken, mantık ve matematik bilimleri de arada kalmıştır. Bilim sınıflandırmalarıyla bir sonuca ulaşamayan felsefe, 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında bilimlerin yöntemlerini eleştiren bilim teorisi ile uğraşmıştır.

Şu da unutulmamalıdır ki tarihin birçok noktasında bilim tarihi ile felsefe tarihi özdeşleşir. Aralarında bir mesafenin açıldığı 19. yüzyıldan sonra da bilimsel verileri toplayarak varlık dünyası hakkında genel bir açıklama yapma çabasına giren felsefe, şimdi bilime yaklaşmaya çalışmaktadır.

EinsteinMax BornNiels BohrHeisenbergSchrödingerJ. Monad gibi son yüzyılın tanınmış bilim adamları, kendi alanlarında felsefi kitaplar yazmışlardır.

Bacon'ın tümevarım, Galile'nin deney ve matematik yöntemlerini kullanan bilim, 18 ve 19. yüzyıllarda büyük başarılar elde etmiştir. Newtoncu pozitivist bilim görüşü bilimin dışarıdaki nesnel olguyu tam olarak yansıttığın söylemektedir; ancak 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarındaki kuvantonlar alanındaki buluşlar ve Einstein'ın relativite teorisi, pozitivist bilim görüşünü sarsmaya başlamıştır.

0
2012-10-07T21:49:05+03:00

Bilim, bilimsel yöntemlerle kesin sonuçlara ulaşmayı önemser. Felsefe ise özgür düşünme yöntemiyle sorulan soruları önemser.

0