Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2013-02-06T17:02:02+02:00
A. HÜRRİYET

Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğü, “hürriyet ” kelimesinin karşılığında “özgürlük” kelimesini vermektedir. “Özgürlük” kelimesini ise şöyle tanımlamaktadır: “1. Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî. 2. Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet”[2].

Doktrinde de hürriyet çok değişik şekillerde tanımlanmış ve anlaşılmış bir kavramdır[3]. Hürriyet, bir şeyi yapma veya yapmama, belli bir şekilde davranıp davranmama erki olarak tanımlanabilir[4]. Daha kısa bir ifadeyle hürriyet, “serbest hareket etme gücü”dür[5]. Bu tanımda dikkati çekmesi gereken nokta, hürriyetin insan fiilinin bir niteliği olarak kullanıldığıdır. Dolayısıyla hürriyetten “serbest insan fiili” anlaşılabilir. Seyahat hürriyeti, yerleşme hürriyeti, haberleşme hürriyeti, düşünce hürriyeti, basın hürriyeti gibi çeşitli hürriyetlerden bahsedilmektedir. Bu hürriyetlerin içeriği aslında bir “insan fiili”nden ibarettir. Örneğin seyahat hürriyeti, gelip gitme; yerleşme hürriyeti, bir yerde devamlı olarak oturma; haberleşme hürriyeti, mektup gönderme, telefon ile konuşma vs.; basın hürriyeti gazete çıkarma vb. fiillerden oluşmaktadır. Bu hürriyetleri anayasada tanıyarak anayasa koyucu, insanların o konuda “serbest hareket etme güçleri”nin olduğunu kabul etmiş olmaktadır. Diğer bir ifadeyle, bu hürriyetlerin tanınması, o konuda insan fiillerinin serbest olduğu anlamına gelir.

B. HAK

Hak hürriyetin somutlaştırılmış biçimidir. Hak , hürriyetin somutta gerçekleştirilmesinin aracıdır[6]. Örneğin “hak arama hürriyeti”, “dava hakkı” ile gerçekleşir. Hak bir hürriyetin sağlanması için kişiye anayasa ve kanunlar ile tanınmış yetkilerdir[7]. Eğer bir kişinin, bir konuda hakkı var ise, devletten veya diğer kişilerden onun yerine getirilmesini “isteme yetkisi”ne sahiptir demektir. Hukukun genel teorisinde hak kavramı çok değişik şekillerde tanımlanmakta ise de, bu tanımlardan en eskisi ve yaygınına göre hak, kişilere hukuk düzeni tarafından verilen bir irade kudreti, bir isteme yetkisidir[8]. Bu tanım anayasa hukuku alanına da uygulanabilir. Anayasa hukuku alanında hak, kişiye anayasa tarafından verilmiş bir irade kudreti, bir isteme yetkisidir.

“Hürriyet”-“Hak” Ayrımı .- “Hürriyet” ve “hak” kavramları bu şekilde tanımlanırsa aralarında şu farklar ortaya çıkmaktadır: (1) Hürriyet soyut, hak somuttur. Hak hürriyetin uygulanması aşamasında ortaya çıkar[9]. (2) Haklar mahkeme önünde ileri sürülebilir[10]. (3) Hürriyetlerin gerçekleşmesi için başkalarının veya devletin bir şey yapmaması gerekir. Hürriyet, kişinin kendi fiilî ile gerçekleşir. Hakkın gerçekleşmesi için ise, diğer kişilerin veya devletin hak sahibi kişi lehine birtakım edimlerde bulunması gerekir. Hakkı gerçekleştiren fiil, hak sahibinin değil, başka kişilerin veya devletin fiilidir.

Ancak “hak” ve “hürriyet” konusunda bu şekilde bir teorik ayrım ihdas etmek mümkün ise de, Anayasamız bakımından böyle bir ayrımın mevcut olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü, Anayasamızda ve diğer pozitif hukukî metinlerde “hak” ve “hürriyet” kelimeleri genellikle birlikte kullanılır. Ancak Anayasamızda bazı yerlerde “hürriyet”[11], bazı yerlerde ise “hak”[12] terimi kullanılmaktadır. Bazı yerlerde maddenin başlığında “hürriyet” terimi kullanılırken maddenin içinde “hak” terimi kullanılmaktadır[13]. Bazı yerlerde de maddenin içeriğinde bir cümlede “hak” terimi kullanılırken aynı şey için diğer bir cümlede “hürriyet” terimi kullanılmaktadır[14]. Ayrıca Anayasamızın temel hak ve hürriyetlerin düzenlendiği ikinci kısmında “hak”, “hürriyet” kelimelerinin yanında, “dokunulmazlık”[15], “gizlilik”[16], “güvenlik”[17], “yasak”[18], “yararlanma”[19], “koruma”[20], “sağlama”[21] gibi terimler kullanılmaktadır.

Bu nedenle, Anayasamızda temel hak ve hürriyetler konusunda bir terim birliği yoktur. “Hak” ile “hürriyet” kavramları arasında pozitif hukukumuz bakımından bir ayrım yapmak mümkün değildir.

C. İNSAN HAKLARI

Temel hak ve hürriyetler alanında kullanılan kavramların içinde en kapsamlı olanı “insan hakları”dır. “İnsan hakları”, ırk, din, dil ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu haklardan yararlanmak bakımından vatandaş ve yabancı arasında ayrım yoktur. Diğer yandan “insan hakları” terimi bir ideali içerir. Bu terimi kullananlar, bu alanda olanı değil daha ziyade “olması gerekeni” dile getirirler[22]. “İnsan hakları” terimini daha ziyade tabiî hukuk anlayışına mensup yazarlar kullanmaktadır. Anayasamız kural olarak “insan hakları” terimini kullanmamaktadır. Bu terim Anayasamızda istisnaî olarak, sadece dört maddede (m.2, 68, 81 ve 103) birer kere geçmektedir. İkinci madde “insan haklarına saygılı devletten” bahsetmekte; 68’inci madde “siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri... insan haklarına... aykırı olamaz” demekte; 81’inci madde Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin “herkesin insan haklarından... yararlanması ülküsünden” ayrılmayacağına and içmesini; 103’üncü madde de Cumhurbaşkanının “herkesin insan haklarından... yararlanması ülküsünden” ayrılmayacağına and içmesini öngörmektedir. Görüldüğü gibi, bu dört maddede Anayasa, düzenlediği bir temel hakkı “insan hakkı” nitelendirmemekte, “insan hakları” terimini bir ideali, bir olması gerekeni ifade etmek için kullanmaktadır. Biz burada temel hak ve hürriyetlerin Anayasa tarafından nasıl düzenlendiğini inceleyeceğiz. Yani temel hak ve hürriyetlere pozitif hukuk açısından yaklaşacağız. O nedenle, bizim burada “insan hakları” terimini kullanmamız uygun olmayacaktır.

0
2013-02-06T18:07:32+02:00

demokrasik bir  şekilde işlenmesi ve haklarımızın çiğnenmemesi içiindir

0