Cevaplar

En İyi Cevap!
2013-02-07T19:59:32+02:00

‘2009 yılında gerçekleştirilecek darbe için zemin hazırlamaya çalışmakla’ suçlanan ve savcının hazırladığı iddianamede ‘Ergenekon Terör Örgütü’ olarak adlandırılan yapıya, Engin Bağbars’ın ifadeleri sonucu ulaşıldığı ileri sürülüyor. Peki, bu nasıl bir yapılanmaydı? Kim neyle suçlanıyordu? Operasyon nasıl başlamış ve sürmüştü? Kendilerine neden Ergenekon ismini vermişlerdi? İşte yeni başlayanlar için ‘Ergenekon olayı’.

Öncelikle milliyetçi çevreler, Türklüğün var oluş destanı Ergenekon’un böyle bir operasyonla gündeme gelmesinden rahatsız. Destanın adının, bu örgütle ilişkilendirilmesinin özellikle yapıldığına ilişkin iddialar bulunuyor. Ergenekon adının, bu örgütle nasıl yan yana geldiğini anlamak için resmi belgelere bakmakta fayda var.

Her şey 12 Haziran 2007’de, Ümraniye’deki bir evde 27 el bombası bulunmasıyla başladı. Bu kapsamda gözaltına alınanlardan biri, piyade komando astsubaylığından, paraşüt atlayışında diz kapağında oluşan sakatlık nedeniyle emekliye ayrılan Oktay Yıldırım’dı. Yıldırım’ın evinde ve çalıştığı işyerinde ele geçirilen belgelerden biri, ‘Lobi’ adını taşıyor. Üzerinde ‘çok gizli’ yazan bu dosyada, ‘Ergenekon’un ‘Lobi’ örgütlenmesinden söz ediliyordu. Bu yüzden Ümraniye operasyonundan sonra yürütülen soruşturmada gözaltına alınanlara, bu dosyadaki bilgilere dayanılarak, “Şu anda size gösterilen Ergenekon organizasyonu nedir, lideri kimdir, ast-üst ilişkileri, silahları, eğitimleri, eylemleri ve faaliyetleri hakkında detaylı bilgi veriniz. Bu dokümanda adı geçen şahıslar ve gruplarla ilişkilerinizi anlatınız” dendi. Buradan, Ergenekon adının ele geçirilen bu belgelere dayanılarak örgüt ismi olarak kullanıldığı anlaşılıyor.

1 5 1
2013-02-07T20:07:29+02:00

Ergenekon Türk toplumunun geçmişinde yer alan, mitoloji ürünü ve her destan gibi kültürel şifreler taşıyan bir destanın adıdır. Ergenekon güçlüklere direnmek ve gelecek güzel günlere inanmak anlamına gelir. En azından şimdiye kadar anlamı buydu. Artık değiştirildi. Ergenekon sözcüğü “terör örgütü”, “silahlı çete” sıfatlarıyla nitelenerek yeni anlamlar yüklendi. Sözünü ettiğimiz “destan” anlamı değiştirildi ve gerilere itildi. “Ergenekon” adı artık pis işlerle birlikte anılıyor, bir suç soruşturmasının kod adı olarak kullanılıyor.

 

Bunu sadece bir milletin tarihi hafızasına saygısızlık sayamayız. Bu bir saldırıdır. Üstelik ırkçı bir saldırıdır ve ırkçı bir saldırı olduğu için de insanlık suçudur. İnsanlık suçu tüm insanlığa karşı işlenmiş sayıldığından da en ağır suçtur. Bu suçu işleyenler mahkemelerde yargılanır ve cezalarını bulurlar mı bilinmez ama vicdanlarda mahkûmdurlar.

 

Bu bir küfürdür. Politikacısıyla, gazetecisiyle, okumuş ve okumamış mankurtlarıyla günde kaç defa yüzümüze karşı söylenen bir küfür! O kadar pişkince yapılıyor ki... 

 

Bu kelimeleri yan yana getirenler derin bir saldırı halindedirler. Ergenekon Türk toplumunun mazisinde kalmış, çok özel ve değerli bir kavramdır. Mahremdir. Tabudur. Kimseyi de rahatsız edici bir tarafı yoktur. Operasyonun da böyle bir resmi adı yoktur. Yan yana getirilmemesi gereken biri çok değerli, diğeri çok adi iki kavramı yan yana getirerek çok çirkin bir iş yapılmaktadır. Değerli bir kavramı adi bir kavramla niteliyor ya da tersi yapılıyorsa değerli olan bayağılaştırılıyor veya adi olan değerli hale getiriliyordur. Toplumsal hafızamızdaki Ergenekon’a atfedilen anlam aşağılanmaya, değersizleştirilmeye çalışılıyor! "Ergenekon" ile "terör" kavramlarını yanyana getirenler bunu yapmaktadırlar.

 

Nasıl ki bir insanın genleri vardır ve bunlar gelecek kuşaklara aktarılarak devamlılık sağlanırsa, toplumların da kültürel genleri vardır ve bazı özel kavramlara yüklenmiştir. Toplumlar Ergenekon gibi kültürel gen işlevi gören kavramlarını gelecek kuşaklara aktararak kültürel devamlılık sağlar. Ergenekon'u değersizleştirmeyi amaçlayan bu saldırıyı iyi anlamak zorundayız. Zira bu ırkçı-kültürel saldırıyla adeta Türk toplumunun şah damarı kesilmek isteniyor.

 

Bu ülkede pis işler çeviren birilerinin olduğunu hepimiz biliyorduk. Anlam ve içerikleri farklı olsa da kontrgerilla, gladyo, derin devlet gibi adlar kamuoyunda tartışılıyor, herkes bu görünmeyen yapının ortadan kaldırılmasını diliyordu. Her kim iseler o gayri meşru yapının açığa çıkarılmasını ve hesap sorulmasını canı gönülden istemekteyim. Şimdilik, yargılama bitinceye kadar malûm siyasi dava ile ilgili hiçbir yorum yapma düşüncesinde değilim. Benim rahatsızlığım bu işleme verilen “Ergenekon” kod adınadır.

 

Söz konusu davada yargılanmakta olanlar kendilerine bu adı vermemişlerken davanın adı neden ERGENEKON olarak çıktı? Bunun lüzumu neydi? Bu adlandırmayı kim yaptı, henüz bilmiyorum. Toplumu rahatsız eden, etmesi gereken bu adlandırmanın neden tercih edilmiş ve neden hâlâ ısrarla kullanıldığıdır? İlgili davaya bakan mahkeme “Ergenekon terör örgütü” ifadesinin kullanılmaması gerektiği konusunda karar vermesine rağmen neden bir kısım çevreler tarafından dikkate alınmamaktadır?  Kaldı ki yargılama henüz bitmemiştir. Ortada savcının iddiaları vardır ve bu koşullarda yargılama tamamlanmadan kimseye hüküm giymiş muamelesi yapılamaz. Bu hem hukukî hem de ahlâkî bir durumdur. Kaldı ki yargılanan herkes hüküm giyse ve böyle bir terör örgütünün varlığı kesinleşse bile “Ergenekon” adının bu şekilde kullanılmasının çirkinliğini ortadan kaldırmaz.

 

Bu adlandırmayı en çok kullananlara söylemek gerek: Diyelim ki dinsel duyarlığı yüksek bir grup insan kendilerince bir terör örgütü kurdular ve adlarına da “İslam” dediler. Bu örgütten söz ederken “İslam Terör Örgütü” diye adlandırmak vicdanınızı sızlatmayacak mıdır? Geçmişte benzer söyleyişler oldu ve haklı olarak “İslam” ile “terör” kelimelerinin yan yana getirilmesinden ciddi rahatsızlık duyduklarını duyurdular. Demek ki kavramların kirletilmesi konusunu biliyorlar. Basında bu adlandırmayı eleştirenler de oldu, okumamış olamazlar. Bile bile bu adlandırmayı tercih etmelerini nasıl açıklayabiliriz?

 

Bu kadar ırkçı ve TÜRK DÜŞMANI olmanın anlamını açıklamaları gerekir. Zira televizyon ekranlarında bunu hınçla, şehvet alır gibi söylüyorlar. Ergenekon bizim mazimizdeki bir kavramdır. Onlara da, başkasına da bir zararı yoktur. Anılarımıza neden bu saygısızlığı hatta düşmanlığı yapıyorlar, bilmek istiyorum. Bunu yapanlar kimlerin kimidir?

 

Eğitim sistemimiz güya "millî! Bu eğitimden çıkanların duyarlılıkları bu kadarsa durumumuz vahimdir. Taşların bağlanıp köpeklerin salıverildiği zamanlardayız. Köpeklere ısırmak serbest ama onlara "hoşt" demek yasaktır. Bu gidişle taşlar yerinden oynar mı bilinmez ama çiviler yerinden çıkar. Bir ülke içinden ancak böyle vurulur. Millî Eğitim Bakanının, Kültür Bakanının kulakları çınlasın!

0