Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2013-02-09T10:15:30+02:00

İlk Türk devletini kurmuş olan Hunlar'ın adına tarihte en erken İÖ 4. yüzyılda rastlanır. Çin kaynaklarında Hiungnu olarak geçen Hunlar Moğolistan'ın güneydoğu kesiminde yaşayan göçebe bir kavimdi. İÖ 3. yüzyılda Kuzey Çin'e karşı sürekli ve etkili akınlar düzenledikleri, Çinliler'in de buna karşı koymak için Çin Seddi'ni yaptıkları bilinmektedir (bak. ÇİN Seddİ). Hunlar İÖ 3. yüzyıl boyunca güçlenerek Mançurya'dan Pamir Yaylası'na kadar uzanan geniş bir bölgeye egemen oldular. Moğollar ve Tun-guzlar bu dönemde Hunlar'ın yönetimi altına girdiler.
Hunlar'ın tarihte belirgin biçimde yer almaları Çin'de Qin hanedanını kuran, ülkeyi birleştiren Shi Huang Di'nin başa geçtiği İÖ 221 yılına rastlar. Adı bilinen ilk Hun önderi olan Teoman bu tarihten başlayarak Çin'e karşı yeni akınlara girişti. Shi Huang Di döneminde (İÖ 221-210) tamamlanan Çin
Şeddi, Hun akınlarını bir ölçüde önlemişse de bütünüyle durduramamıştır.
Teoman'ın ölümünden sonra (İÖ 209) başa geçen oğlu Mete döneminde (bak. Mete) Hunlar Kuzey Çin'i bütünüyle istila ettiler. Çin ordusunu bozguna uğratarak İmparator Kao'yu da vergiye bağladılar. Mete döneminde Hunlar batıya doğru genişlemelerini sürdürerek Batı Türkistan'a kadar ilerlediler. Buralarda yaşayan Türk asıllı birçok topluluk da Hun egemenliği altına girdi. Mete'nin son yıllarında bütün Orta ve Güney Sibirya, Tibet, Aral Gölü ile Hazar Denizi'nin kuzeyindeki topraklar Hun istilasına uğradı. Mete İÖ 174'te öldüğünde Hunlar'ın egemen olduğu topraklar Japon Denizi kıyılarından İdil (Volga) Irmağı'na kadar uzanıyordu.
Mete'den sonra Çin'le barışçı ilişkiler kuruldu. Hun hakanları Çinli prenseslerle evlendiler. Çin soylularına ve tüccarlara ayrıcalıklar tanındı. Bu dönemde ülkenin ticareti Çinliler'in eline geçmeye, İpek Yolu'nun (bak. İPEK Yolu) önemi de artmaya başladı. Hunlar İÖ 130'dan sonra kuzeyden ve batıdan gelen yeni göçebe akınlarıyla sarsıldılar. Güneyden de Çin'in saldırısına uğradılar. Bir yandan da taht kavgaları baş gösterdi. Hun Hakanı Ho-Han-Sha İÖ 58'de Çin egemenliğini kabul etmek zorunda kaldı. Buna karşı çıkan kardeşi Chi-Chi önderliğinde Hunlar' dan bir bölümü Kazakistan ve Kırgızistan'a doğru çekildi. Chi-Chi İÖ 36'da Çin ordusuna karşı savaşırken ölünce ona bağlı Hunlar daha batıya doğru göç ettiler. Asıl Hun ülkesinden gelen birçok topluluk da onlara katıldı. Çin'e bağlananlar sonraki yüzyıllarda başarısız birkaç birleşme girişiminde bulundular. Liu Yu-an adlı komutanın İS 304'te kurduğu Kuzey Nan hanedanı da uzun ömürlü olamadı. Asya Hunları'nın bir kolu da İS 5. yüzyılda bir devlet kurmuş olan Akhunlar'dır (bak. AK-hunlar).
Batıya göçen Hunlar İS 3. yüzyıl başlarında Rusya bozkırlarında görüldüler. 4. yüzyılda İdil (Volga) Irmağı'nın batısına geçerek akınlar düzenlediler. Hun Başbuğu Balamir 374'te Don ile Dinyeper ırmakları arasında yaşayan Ostrogotlar'ı (Doğu Gotları) yenilgiye uğrattı. 376'da daha batıdaki Vizigotlar'ı (Batı Gotları) da yendi ve Tuna Irmağı kıyılarına kadar ilerledi. Hunlar'ın baskısıyla başka kavimlerden olanlar da büyük topluluklar halinde Avrupa içlerine göç etmek zorunda kaldılar. Bu olaylar Avrupa'da kavimler göçünün başlangıcı oldu (bak. KAVİMLER GÖÇÜ). Hunlar 378'de Tuna'yı geçerek Avrupa içlerine girdiler. Karşılarındaki en büyük güç Roma İmparatorluğu'ydu. Bir bölümü de Kafkasya üzerinden Anadolu'ya girdi. Hunlar'ın amacı Batı ve Doğu Roma'nın birbirleriyle ilişkisini kesmek, önce Doğu Roma'yı ezmek sonra Batı Roma'yla hesaplaşmaktı. Avrupa'ya dağılan kavimlerden Vandallar'ın, Saksonlar'ın ve Burgonlar'ın yaptıkları yağmalar Batı Roma'ya da büyük zarar veriyordu. Bu durum bir süre Hunlar ile Batı Roma arasında bir yakınlaşma sağladı. Hunlar bu kavimleri daha batıya sürerek Batı Roma'yı rahatlattılar. Batı Roma, egemenliğine baş-kaldıran başka kavimlerin ezilmesinde de Hunlar'dan yardım gördü. 422'de başa geçen Rua döneminde Hunlar Batı ve Doğu Roma üstünde açık bir baskı kurdular. Rua Doğu Roma'yı yıllık vergiye bağladı. Rua'nın 434'te ölümünden sonra başa geçen Attila da aynı siyaseti başarıyla sürdürdü. Onun asıl amacı Batı Roma'yı tümüyle egemenliği altına almaktı. Bu yolda önemli başarılar elde ettiyse de kesin bir sonuca ulaşamadan öldü (bak. Attİla). Hunlar Attila'nın ölümünden sonra iç kavgalar ve başkaldıran kavimlerin saldırıları karşısında kısa sürede dağıldılar. Bir bölümü Rusya bozkırlarına geri döndü. Asya' dan gelen Avarlar'ın baskısı karşısında Tuna boylarında kalanlar ise zamanla başka kavimlere karıştı.

1 5 1
2013-02-09T10:16:27+02:00

Ak-Hun imparatorluğu

Hazar boylarında kurulan Ak-Hun Devleti'nin kağanı Aksuvar, İran'ı geçip bütün Kuzey Hindistan'ı topraklarına kattı. Büyük Hun imparatorluğu dağıldıktan sonra Türklerin büyük bir kısmı Volga'dan batıya geçmişlerdi. İşte ' bu geçiş sırasında büyük bir Hun birliği de güneye inmiş, Batı Türkistan yöresine gelerek, Ak-Hun Devleti'ni kurmuştu.

Ak-Hun Devleti kısa zamanda genişleyerek Afganistan'ın Toharistan bölgesine, Seyhun ve Semerkand dolaylarına hâkim olmuştu. Sınırları, batıda Hazar Denizi'nin güneyine kadar uzanıyordu. Yerleştikleri bu bölgeden dolayı bunlara "Orta Doğu Hunları" da denir. 5. yüzyılda hükümdar olan Eftal'den dolayı ise "Eftalit Devleti" olarak anılmaya başladı. Yıkılışına kadar hem Ak-Hun, hem de Eftalit adıyla anıldı.
Ak-Hunlar'ın en büyük iki kabilesi Uar ve Hun kabileleri idi. Yönetime da.ha çok bu kabileler hâkim oluyordu.
Uar-Hun'lar, tran üzerine baskılarını arttırmış ve 358 yılında Sasanîler bir anlaşma yapmışlardı. Bu anlaşmaya rağmen Sasanîler üzerindeki baskıları devam etti. Sasanî hükümdarlığına Behram Gor gelince,
Ak-Hunlar tekrar saldırıya geçtiler ve Sasanî devletini iyice sarstılar (430). Daha sonra Ak-Hunların başına Aksuvar (Kün Han), Sasanîlerin (İran'ın) tahtına da II. Yazgird geçti. Aksuvar iran'ın iç işlerine karışmaya ve isteklerini kabul ettirmeye başladı. Himayesine aldığı Sasanî veliahtı Firuz'u iran tahtına çıkardı. Sasanî tahtına oturan Firuz, Ak-Hun devletine vergi veriyor. Ceyhun üzerindeki Tirmiz ile Vasgirt bölgelerini Ak-Hunlar'a ter-ketmiş bulunuyordu. Ayrıca, güzel kızını da Türk hakanına vermeyi yaadetmişti.

Sasanî Şahı Firua, Aksuvar'ın önünde diz çöküp yalvarıyor.
Aksuvar söz kesilen prensesin gönderilmesini istediği zaman Firuz hileye başvurdu. Güzel bir cariyeyi kendi kızı imiş gibi Aksuvar'a gelin gönderdi. Fakat cariye gerçeğin anlaşılacağını sezdiği için hileyi açıkladı. Bunun üzerine Aksuvar, Firuz'un sözde yardım için gönderdiği en ünlü kumandanlarını öldürttü.
Sasanî hükümdarı Firuz, öldürülen kumandanlarının intikamını almak ve Ak-Hun baskısından tamamen kurtulmak için bir sefer düzenledi. Aksuvar da gerekli tedbiri almıştı. Sasanî ordusunu dar geçitli dağlık bir bölgeye düşürdü. Turan taktiğini uygulayarak, ordusunu, tedbir almadan ilerleyen Sasanî-lerin önünden çekti. Bunu kaçış zanneden Sasanî ordusu hızla geçide girdi. Fakat geçidin arkasını tutan Aksuvar'ın birlikleri geriden ansızın saldırıya geçince, çekilir gibi görünen asıl kuvvetler de dönüp geçidin ağzını tuttular. Sasanî ordusu her taraftan sarılmış, pusuya düşürülmüştü. Firuz, ağır vergi şartlarını kabul edeceğini söyleyerek barış istedi. Aksuvar ona şu cevabı verdi: "Gelirsin, askerin de görebileceği bir yerde ayaklarıma kapanarak özür dilersin, ancak o zaman çemberi kaldırırım!" Bu, kabul edilir bir şart değildi. Ama Firuz kabul etti. Aksuvar'ın ayaklarına kapanıp özür diledi, iki tarafın askerleri bu manzarayı ibretle seyrettiler.

Böylece, savaş olmadan ordular çekilmişti. Firuz gururunu yitirmiş, ama ordusunu kurtarmıştı. İntikam ateşiyle yanıp tutuşuyordu. Onun için çok geçmeden tekrar savaş açtı. Bu defa dar geçitlere girmeyecek, aynı hatayı yapmayacaktı. Ama, Aksuvar da aynı taktiği uygulayacak değildi. Savaşı düzlükte yapacaktı. Sasanî ordusunu çekebileceği düzlükte keşifler yaptırdı. Tespit edilen yerde süratli bir çalışma ile derin çukurlar kazdırdı. Sonra bu çukurların üzerini belli olmayacak şekilde kapattı. Arada zikzaklı dar geçitler bırakmıştı ve bu geçidi kendi askerleri çok iyi biliyorlardı. Aksuvar, düşman saldırıya geçince az bir direniş gösterdi. Sonra, yenilgiyi kabul etmişçesine, askerlerini, bildikleri geçitlerden geri çekti. Bunu gören Firuz ordusunu ileri sürdü ve kazılan çukurlara gelip saplandı. Sasanî askerinden ölenler çoktu. Firuz da hayatını kurtaramamıştı. Sasanîler Aksuvar1 in ileri sürdüğü ağır şartları kabul edince barış anlaşması yapıldı, iki ülke arasında bir süre barış devam etti.

Hindistan yolu açılıyor
Şimdi Ak-Hunlar'ın başında Aksuvar'ın oğlu Toraman Tegin vardı ve Hindistan yolu açılmıştı. Toraman, Kuzey Hindistan'a saldırdı ve burada Gupta devletini yıktı. Pencap bölgesi tamamen Ak-Hunlar'ın eline geçmiş bulunuyordu. Toraman Tegin 515 yılında öldü ve yerine oğlu Mihiragula geçti. Mihiragula zamanında Ak-Hun devleti gücünün doruk noktasındaydı. Orduda devamlı olarak 700 fil bulunuyordu. Fakat, yayıldığı geniş bölgelere göre nüfusu az sayılan Ak-Hunlar, yine Mihiragula zamanında duraklama devrine girdiler. Hindistan içlerine sürekli akınlar yapılıyor, budistler hoş görülmeyerek cezalandırılıyordu. Bu açılma ve yayılma, imparatorluk sınırları içinde yeni yeni hanlıkların doğmasına sebep oluyordu. 530 yılından, itibaren, Ak-Hunlar'da duraklama gerilemeye dönüştü.

0