Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2013-02-11T16:13:00+02:00

İnsan olmak zor iş? Gerçekten zor iş? Kimi zaman karşılaştığınız iç burkan olaylara vereceğiniz tepkiyi kestiremeyebiliyorsunuz.

Yıllar önce, devre arasına denk gelen bir dönemde bir okula tayin oldum. Boş olan 5. sınıfları verdiler bana. Sınıfımda çocuk felci nedeniyle vücudunun büyük bölümü kalıcı zarar görmüş bir öğrencim vardı.

Yürürken her iki bacağı da aksıyordu. Ufak tefek bir çocuktu. Ne zaman görsem onu, bir duvarın dibinde parlayan gözleriyle ve dışarıdan çok belli olan heyecanıyla aynı noktaya bakardı. Top oynayan çocuklara? İzlerken çok heyecanlanırdı. Topu kapıp karşı kaleye doğru giden çocuklarla birlikte o da iki tarafına gidip gidip gelirdi. Yerinde duramazdı. Yürürken öylesine zorlanıyordu ki hayati bir hata yapıp ona Beden Eğitimi dersinde koşmayabileceğini söyledim. Sıradan ayrıldı. Meslek hayatımın en büyük hatalarından biriydi. Deneyimsizlik bana bunu yaptırmıştı ama Allah?tan Rehberlik servisindeki arkadaşıma durumu anlatmıştım ve o bana, onu mutlaka koşturmam gerektiğini söylemişti. Oysa koşabileceğini hiç sanmıyordum. Zaten bu yüzden ona bunu söylemiştim. Ama koştu. En geriye geçiyordu her seferinde. Sonra müthiş bir çaba sarf ederek koşuyordu. Attığı her adımda utandırıyordu kendisini sıradan ayıran öğretmenini.

Dedim ya o bütün teneffüslerini top oynayan çocukları izleyerek geçirirdi. Her boş vaktini bununla geçirir ve orada durup izlerken oyunun içine girerdi. İçinde hissederdi sanki. Şaşırırdım bu ilgisinin yoğunluğuna. Ah be Hakkı?m, derdim. Keşke gidip kantinden bir şeyler alsan. Üçtaş oynayan çocuklara katılsan? Durmasan orada öyle, başka bir şeyler yapsan.

Dersleri pek de iyi değildi. Babasını çağırdım bir gün. Dersti, ödevdi derken onun evdeki hallerinden söz açıldı. Babası şöyle anlatıyordu evdeki Hakkı?yı:

?Ah hocam, bütün zamanını TV başında futbol izleyerek geçiriyor, derse bakan mı var. Ağlıyor sık sık, üzülüyor.?

Ona acımak asla haddim değildi, acımıyordum da. Ama her görüşümde onu haykırarak gol atmaya çalışan çocukları izlerken, mavi gözlerindeki sabırsızlığa ve heyecana, o iki yana adımlar atarak kendini kaptırmasına her şahit oluşumda içim eriyor, bir şeyler kopuyordu yüreğimin ucundan.

Bir hata mıydı asla oynayamayacağı ama delicesine bir tutkuyla sevdiği futbol maçlarını izlemek. Hem de kendi yaşındaki çocukların zafer çığlıkları eşliğinde. Yoksa dimdik bir duruş muydu o küçücük yaşında şu soğuk yüzlü hayata karşı.

Hakkı, gündüz futbol oynayan çocukları izliyor akşamsa ağlıyordu. Kimse de ona engel olamıyordu.

O, bugünlerde lise son sınıfta olmalı. Belki de okulu bırakmıştır. Ama eminim hala yüreği bir futbol topunun peşi sıra sürüklenip gidiyordur.

0