Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2013-02-11T16:18:25+02:00
İlk Kemanın Hikâyesi

Bir varmış bir yokmuş, gökte yıldızlar daha genç kız gözleri gibi parlak, dağ başları karsız, denizler kıyıları kemirmemiş, güneşle ay gerdeğe girmemişken, ülkelerden bir ülkede bir bir sarı saçlı, gök gözlü kız varmış. Kızın saçları pırıl pırıl, gözleri ışıl ışılmış ama kulakları ses duymazmış. Suya düşen ışıklar gibi güzel bir kızın böyle ses duymaması anasına babasına dert olmuş. Ülkenin en bilgili büyücüleri, alınları karasabanla sürülmüş bir tarla gibi çizgili kocakarılar ne etmişler, ne yapmışlarsa fayda vermemiş. Sarı kızın, küçük pembe birer istiridye kabuğuna benzeyen kulakçıklarına ses duyurtamamışlar.

Bu kızın saçları güneş sarısı, gözleri gök boyası olur da sevgilisi olmaz olur mu hiç? Bizim kulakları ses duymayan sarı kızın da bir yavuklusu varmış. Yavuklu denince kızın da oğlanı sevdiği anlaşılırsa, bu sözü yerinde kullanmadım demek. Doğrucası, sarı sağır kızı seven bir delikanlı varmış ama, sarı kızın delikanlıya baktığı yokmuş. Bir kızın bir oğlanı sevebilmesi için onun sesini duyması gerekli midir? Sarı kız ses duymayınca sevebilir mi?

Günlerden bir gün, nereden geldiği nereye gittiği, kaç yaşında olduğu bilinmeyen, ak sakalı dizlerinde, gözleri kör bir kocakişi sarı kızın kapısını çalmış. Sarı kızın babası güler yüz, tatlı dille karşılamış bu uzak yolların konuğunu. Ortasında kırmızı güllerden nakışlar işlenmiş sininin başında dereden tepeden konuşurlarken dertli baba dert yanmış konuğuna; kızının küçük pembe istiridye kabuklarına benzeyen kulaklarının ses duymadığını anlatmış.

Nerden geldiği, nereye gittiği, kaç yaşında olduğu bilinmeyen, ak sakalı dizlerinde, gözleri kör konuk, dertli babayı dinlemiş, dinlemiş, sonra:

- Ben senin sarı kızının kulaklarını açabilir, onlara ses duyurabilirim, demiş. Ancak bunun için üstünde iki güvercinin yuva kurduğu bir ağaçtan kesilmiş bir tahta isterim.

Dertli baba sevinmiş bu söz üzerine. Ertesi gün ormana giderek üstünde iki güvercinin yuva kurduğu ağacı bulmuş, dallarını keserek, kocakişiye istediği tahtayı getirmiş. Kocakişi bu tahtayı yontmuş, içini oymuş, ona o güne dek kimsenin görmediği bir biçim vermiş. Sonra dertli babaya dönerek:

- Şimdi kızının sarı saçlarından teller kesip getir, demiş.

Baba, sarı kızın saçlarından kalın bir altın örgü kesip getirmiş. Kocakişi altın saç örgüsünü beşe ayırıp bunlardan dördünü o güne dek kimsenin görmediği bir biçimde oymuş olduğu tahtanın üstüne germiş, geriye kalan bir tutamı da bir küçük dal parçasına iki ucundan bağlamış, sonra dertli babaya dönerek:

- Şimda bana bir delikanlı yüreği getir, demiş. Seven bir yürek…

Dertli baba, kapı kapı dolaşarak seven yürek aramaya başlamış. Fakat, ses duymayan sarı bir kıza ses duyurmak için kim yüreğini verir? Sonra seven yürek sanıldığından çok az göğüste vardır.

Dertli baba kapı kapı dolaşıp yürek ararken sarı kızın yavuklusu, nerden geldiği, nereye gittiği bilinmeyen kocakişiye gelerek sarı sevgilisine ses duyurmak için yüreğini vermeye hazır olduğunu söylemiş. Ve ortası kırmızı gül nakışlarıyla işlenmiş sinide duran bir bıçağı alarak kendi elleriyle kendi göğsünü yarmış. Ak sakalı dizlerine inen kocakişi bu yarılan göğüsten delikanlının kanlı yüreğini çıkararak, tellerini sarı kızın altın saçlarından, tahtasını üstünde bir çift güvercinin yuva kurduğu ağaçtan yaptığı o güne dek görülmemiş ilk kemanın içine koymuş.

İçinde yavuklusunun kanlı yüreği atan bu ilk kemanı alarak sarı kızın penceresi altında çalmaya başlamış. Kızın küçük, pembe istiridye kabuklarına benzeyen kulakları birdenbire açılmışlar, duymuşlar sesi…

İşte o günden beri keman sesi, ses duymayan kızların kulaklarına sevdanın sesini duyurmak işini üzerine almıştır.

0
2013-02-11T17:05:52+02:00

genclik marşı bide tabii ki İstiklal Marşı

0