Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2013-02-11T17:06:50+02:00
TASAVVUF HALK EDEBİYATI ŞAİRLERİ  

 

TASAVVUF HALK EDEBİYATI ŞAİRLERİ

 

AHMED YESEVİ(1093-1156)

 

         Osmanlı topraklarında doğmasa da,Osmanlı döneminde yaşamasa da Ahmed Yesevi’nin Osmanlı imparatorluğu üzerinde önemli etkileri olmuştur.Etkileri günümüze kadar ulaşan Ahmed Yesevi, 11yy. nin ikinci yarısında bugünkü Kazakistan’ın Çimkent şehrinin doğusundaki Sayram  kasabasında doğmuştur. Babasının ölümünden sonra, ablası ile birlikte Sayram yakınlarındaki Yesi’ye yerleşen Yesevi, burada “Arslan Baba” adlı bir Türk şeyhinden ilk eğitimini almaya başlamıştır. Eğitiminin ilk aşamasını tamamladıktan sonra dönemin en önemli merkezi olan ve değişik bölgelerden binlerce öğrencinin akınına uğrayan Buhara’ya giden Yesevi,burada dönemin önde gelen din bilginlerinden olan Şeyh Yusuf  Hemedani’ye bağlanmıştır. Hemedani’den aldığı bir işaretle buradaki irşad makamını Şeyh Abdülhalik Gücdûvani’ye bırakarak Yesi’ye dönen Yesevi,büyük bir etki alanına ulaşacak olan Yeseviye Ocağı’nı kurmuştur. Yesevi,öğretisini hocası Arslan Baba’dan aldığı “ehl-i beyt” sevgisi ve bu doğrultudaki tasavvuf anlayışı üzerşne kurmuştur.Bir Türk sufi tarafından kurulan bu ilk büyük “Türk tarikatı”,önce Maveraünnehir,Taşkent ve çevresi ile batı Türkistan’da etkili olmuştur.. Yesevi öğretisinin bu denli etkili olmasının temel nedenlerinden biri; Ahmed Yesevi’nin düşüncelerini anlatmak için,o dönemde gelenek olduğu üzere Arapça veya Farsça’yı değil,Türkçe’yi seçmesidir.Hece vezniyle yazdığı şiirlerle öğretisinin hızla yayılmasını ve kuşaktan kuşağa kalayca aktarılmasını bu yolla sağlayan Yesevi’nin “Hikmet” olarak adlandırılan ve yüzyıllarca sözlü olarak yaşatılan  şiirleri 15.yy de yazıya geçirilerek “Divan-ı Hikmet” adı altında toplanmış ve kutsal bir kitap olarak elden ele dolaşmıştır.Ahmed Yesevi, öğretisini “Dört Kapı” olarak bilinen şu ilkeler üzerine kurmuştur: Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat’tir.

 

YUNUS EMRE(1249-1322)

Yaşamına  ilişkin bilgiler sınırlıdır.Doğum yeri bilinmemektedir.13.yy nin ortalarına doğru Moğol İstilası ve Selçuklu Devleti’nin yıkıldığı dönemde yaşadığı sanılıyor.Bu dönemin sarsıntı ve acıları Yunus’un eserlerinde derin izler bıraktı.Medrese eğitimi gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. İran ve Yunan mitolojisiyle,tasavvuf tarihini inceledi.Hacı Bektaş yada Sinan Ata’nın halifesi Taptuk Emre’nin dergahında hizmet etti.Taptuk Emre’nin düşüncelerini yaymak için Anadolu’yu dolaştı.Eskişehir Sarıköy, Manisa Buna ve Emreköy, Erzurum Dutçu Köyü,Isparta Keçiborlu ve Karaman’da adına yapılmış mezarlar vardır.Ama nerede öldüğü ve gömüldüğü belli değildir.Tasavvuf yorumunu benimseyen Yunus’un keskin bir gözlem gücü, derin bir hoşgörü anlayışı vardır.Şiirlerini hece ölçüsü ile yazdı, ama aruz denemelerine de yer verdi.Dili arı bir Türkçe değil,yer yer Arapça ve Farsça tamlamalar kullandı.Sağlığında düzenlediği divanı bulunamadı,günümüzdeki divanları derlemedir. Eserleri:Divan,Risalet-ün Nushiyye.

           

 AH NİDEYİM ÖMRÜM SENİ

Yok yere geçirdim günü

Ah nideyim ömrüm seni

Seninle olmadım gani

Ah nideyim ömrüm seni

 

Geldim ve geçtimbilmedim

Ağlayıp güssa yemedim

Senden ayrılam demedim

Ah nideyim ömrüm seni

 

 

Hayrım şerim yazılacak

Ömrüm ipi üzülecek

Suret benden bozulacak

Ah nideyim ömrüm seni

 

Gidip geri gelmeyesin

Gelip beni bulmayasın

Bu benliğe sermayesin

Ah nideyim ömrüm seni

 

Hani sana güvendiğim

Guveniben yuvandığım

Kaldı külli kazandığım

Ah nideyim ömrüm seni

 

Miskin Yunus gideceksin

Acep sefer edeceksin

Hasret ile kalacaksın

0
2013-02-11T17:08:29+02:00

Tasavvuf edebiyatı, Halk edebiyatının "tasavvufi halk edebiyatı" türü 12’nci yüzyılda Ahmed Yesevi ile başladı. Konusu Allah'a ulaşmanın yolları, ahlak ve nefsin terbiyesidir.

Anadolu’nun bu alandaki ilk ve en büyük şairi Yunus Emre’dir. Anadolu’da 19'uncu yüzyıla değin çeşitli tarikatlarla gelişen bu edebiyat geleneğinin sürmesinde en önemli rolü Alevi-Bektaşi ve Melami-Hamzavi şairler oynadı.

Tasavvuf edebiyatı şairleri, yalın bir dille, hece ölçüsüyle ya da aruzun heceye yakın yalın kalıplarıyla şiirler yazdılar. Tasavvuf şiirinin genel adı, özel bestelerle okunan ve tarikatlara göre değişik isimlerle anılan ilahilerdi. Nazım birimi dörtlüktü. Ama gazel biçimde yazılmış ilahiler de vardır. Bu edebiyatın düzyazı biçimini ise evliya menkıbeleri, efsaneler, masallar, fıkralar ve tarikat büyüklerinin yaşamlarını konu alan yapıtlar oluşturur.

Eserler dörtlük birimiyle yazılmıştır. Genellikle yarım uyak kullanılır . En büyük şairleri Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Pir Sultan Abdal, Abdal Musa, Abdû Furkan gibi önemli şairleri vardır. Bu şairler tarihin ve günümüzün en önemli şairleridir. Tasavvuf felsefesine göre kainatın yaratılış sebebi tanrının kendi güzelliğini görmek ve bilinmek istemesidir. Tanrının "ol" emri ile kainat yaratılmıştır. Varlıklar tanrıdan kopma bir parçadır. Dolayısıyla Tanrı "vahded-i Vucud" yani tek varlıktır. Dolayısıyla evrendeki varlıklar asıl varlığa dönmek ister. Varlığın kendi varlığını tanrı varlığında yok etmesi tasavvufta en son aşamadır. Dini görüşler ve bunların işlenişi bakımından arap ve iran edebiyatı ile etkileşim sözkonusudur. Fakat bu etkileşimin boyutu divan edebiyatındaki kadar büyük değildir. Dinî-Tasavvufî osmanlı edebiyatı İslâmiyet’in ve Tasavvufun etkisiyle ortaya çıkmıştır. İslâmiyet'in kökleşip yayılmasında büyük etkisi olan tasavvuf, zamanla edebî eserlerde de işlenmiş, din ve tasavvuf, edebiyat aracılığıyla yayılmaya çalışılmıştır. Dinî -Tasavvufî Türk edebiyatına Tekke edebiyatı da denir. Dinî -Tasavvufî Türk edebiyatında asıl olan sanat yapmak değil, dinî-tasavvufi düşünceyi yaymaktır. Tekke şairlerinin çoğu tarikatlarda yetişmiş şeyh ve dervişlerdir. Tekke şiiri, halk şiirinden de divan şiirinden de nazım şekilleri almıştır.Tasavvufçu olmak için nefsi kontrol etme , kendine terbiye etme,acı çekme gibi bazı şartları vardı.

En belirgin özellikleri şunlardır:

Kurucusu 12. yüzyılda Doğu Türkistan'da yetişen Hoca Ahmet Yesevi'dir.*Tekke Edebiyatı, Anadolu'ya 13. y.y.'dan itibaren gelişmiştir. Bu edebiyat şairleri tarikat merkezi olan tekkelerde yetişmiştir. Nazım birimi genellikle dörtlüktür. Hem aruz hem hece ölçüsü kullanılmıştır. Şiirlerin çoğu ezgilidir. Allah, insan, felsefe, doğruluk, ibadet gibi konular işlenmiştir. İlahi, nefes, nutuk, devriye, şathiye, deme gibi nazım şekilleri kullanılmıştır. Dili Aşık Edebiyatı'na göre ağır, divan edebiyatına göre sadedir. Aşık, maşuk, şarap, saki gibi mazmunlara yer verilmiştir.

Yüzyıllara göre bu edebiyatın en önemli temsilcileri şunlardır:

12.yy.: Hoca Ahmet Yesevi 13.yy.: Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli 14.yy.: Kaygusuz Abdal 15.yy.: Hacı Bayram-ı Veli, Eşrefoğlu Rumi 16.yy.: Pir Sultan Abdal 17.yy.: Niyaz-ı Mısrî, Sinân-ı Ümmî, Hüdâi 18.yy.: Sezai 19.yy.: Kuddusi, Turâbi

 

0