Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2013-02-11T17:29:20+02:00

bir adamcagiz kötü yoldan para kazanip bununla 
kendisine bir inek alir. 
Neden sonra, yaptiklarindan pisman olur ve hiç olmazsa 
iyi birsey 
yapmis 
olmak için bunu Haci Bektas Veli'nin dergahina kurban 
olarak bagislamak ister. 
O zamanlar dergahlar ayni zamanda aşevi islevi 
görüyordu. 

Durumu Haci Bektas Veli'ye anlatir ve Haci Bektas Veli 
helal degildir diye bu kurbani geri çevirir. 

Bunun üzerine adam mevlevi dergahina gider ve ayni 
durumu Mevlana'ya anlatir Mevlana ise bu hediyeyi 
kabul eder. 

Adam ayni seyi Haci bektas Veli'ye de anlattigini ama 
onun bunu kabul etmemis oldugunu söyler ve Mevlana'ya 
bunun sebebini sorar. 

Mevlana şöyle der: 
Biz bir karga isek Haci Bektas Veli bir sahin 
gibidir. Oyle her lese konmaz. 

O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o 
kabul etmeyebilir. 

Adam üsenmez kalkar Haci Bektas dergahi'na gider ve 
Haci Bektas Veli'ye, 
Mevlana'nin kurbani kabul ettigini söyleyip bunun 
sebebini bir de Haci Bektas Veli'ye sorar. 

Haci Bektas da söyle der: 
- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nin 
gönlü okyanus gibidir. 

Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir 
ama onun engin gönlü kirlenmez. 
Bu sebepten dolayi o senin hediyeni kabul etmistir. 


İnsanların birbirlerine duydukları saygı ve sevgi, 
yürekten gelen doğal tevazu sadece hikâyelerde kalmış 
olabilir mi?

 
0
2013-02-11T17:29:33+02:00

Hacı Bektaş Veli, Osmanlı İmparatorluğunda XIV. yüzyıldan itibaren, sosyal ve siyasi bakımdan büyük etkinliği olan, II. Mahmut tarafından Yeniçeri Ocağı ile birlikte kapatılan, Abdülaziz zamanında tekrar canlanan ve 25 Kasım 1925 tarihinde Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasına kadar devam eden Bektaşi tarikatının piridir. Hacı Bektaş Veli'nin harcını kardığı Alevi-Bektaşi anlayışı, Anadolu’nun yanı sıra Balkanlar, Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan, Bosna, Kosova, Makedonya, Gül Baba türbesinin bulunduğu Macaristan'ın Budapeşte şehrinden Azerbaycan'a kadar bir çok yerde kabul görmüş ve benimsenmiştir.

Hacı Bektaş Veli'nin düşünce ve öğretisinin yayılması, ölümünden çok daha sonra, 14.yüzyıl başlarında kurulan tarikatının, 16.yüzyıl başlarında etkinlik kazanması ile olmuştur. Hacı Bektaş Veli, hakkında anlatılan söylencelerle, tarihsel gerçekliklerden kopuk olarak yaşatılmıştır. Kendi döneminde tanınmaktadır ve Mevlana, Baba İlyas, Ahi Evren’le çağdaştır. Kaynaklar bu dönemin ünlülerinin ilişkilerini mistik bir dille anlatırlar. Döneme ait bilgiler aktaran Aşıkpaşazade, Eflâki, Elvan Çelebi, Vasiti gibi yazarlar, Hacı Bektaş’a ait bilgilere yer vermişlerdir. Ölümünden sonraki yıllarda, hakkında “Vilayetname” düzenlenir. Adına tarikat kurulur. Mevlevi inançlı Eflâki’nin, Hacı Bektaş Veli’yi kendi tarikat önderleriyle kıyaslayarak, küçük düşürücü öyküler anlatması, dönemin mezhep ve tarikat bağnazlığından kaynaklanmaktadır. Alevi - Bektaşilik’le ilgili belge ve kaynakların yokedildiği de, tarihsel bir gerçektir. Bu durum da, Hacı Bektaş Veli’ye ilişkin, sağlıklı bilgilere ulaşmamıza engel olmuştur.

0