Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2013-02-12T14:34:57+02:00

Yaşam farklılıklardan oluşur

Müziğin albenisi, notaların kendilerinden değil; notalar –sesler– arasındaki farklılık kaynaklanır. İnsan, farklarla çevresini tanır ve öğrenir. Bu nedenle farklılıkların olması, yaşamımızı zenginleştirici bir rol oynar. Eleştiri, kişinin farklı olduğunu ifade etmesinin yollarından birisidir. Dolayısıyla eleştiri, insan olmanın zenginliklerinden birisi olarak değerlidir. Eleştiri, karalamaya dönüşmediği sürece görüş ayrılıklarının bir belirtisidir. Bu nedenle olağan ama aynı zamanda saygıyla karşılamamız gerekir.

Hâlbuki çoğu zaman farklı olanı sevmeyiz. Onun kendiliğinden bizi benzeyecek dönüşümü geçirmesini hayal eder ve bekleriz. Kimi zaman bekleyiş halinde olmak yeterli olmaz; aynılaştırmayı baskı ve zor kullanarak da olsa kendimiz gerçekleştirmek isteriz. Bu konuda devlet geleneğimizin son derece deneyimli olduğunu bilmeyenimiz var mıdır?

Farkları törpülemeye çalışmak

Aynılıktan uzak düşenleri, doğru yola sevk etmenin adımlarından birisini korku salmak olarak öğrenmişizdir. Korku, öncelikle vatan – millet vurguları ile ortaya konur. Hâlâ aynılaşmamakta direnenler, bir ötekileştirme ve dışlanma sürecine doğru iteklenirler. Aykırılıkları, farklılıkları ve çeşitlilikleri savunmaya devam edenler vatan hainleri olarak hedef gösterilirler. Hedef gösterme maskesinin altında kimi zaman ırkçılık, bazen şoven milliyetçilik ama genelde bilerek kurgulanmış bir ayrımcılık yer alır. Bu sürecin en etkili araçları arasında gelenek yer alır. Bir başka deyişle gelenek, kötü niyetlinin elinde ayrımcılık amacıyla kullanılan en ucuz ve kolay araçlardan birisidir.

Aynılaştırma çabasının ürettiği korku, düşman algısı üzerine kurulur. Öncelikle uluslararası düşmanlar vardır ki; bunlar, bizim yok oluşumuzdan yararlar umarlar. Kaf Dağı’nın arkasında her an bizi bölüp parçalamak için hazır bekleyen düşmanların ise yakın çevremizde konuşlanmış yerli işbirlikçileri vardır. Aynılaştırmaya karşı durup kendi olmaya çalışan, bu yerli işbirlikçi düşmanların saflarına geçmiş sayılır. Binlerce yıldır toplumumuzun bekasını tehdit etme çabasında olan düşmanlar, bu emellerine ulaşmak için özellikle komplolar yaratmayı ve işletmeyi tercih ederler. Aynı olmayan, düşmandır, bölücüdür ve komplocudur.

Yukarıda anlattığım manzarada güçlü olanın düşman, yoksul ve yalnız olanın ise bizim olduğumuzu sezdiniz mi? Düşman, her zaman bizden zengindir. Topları ve tüfekleri bizden fazladır. Gücü, bizim gücümüzün kat be kat üstündedir. Bizim ise geleneğimizden ve manevi kültürümüzden başkası yoktur. Özetle; her zaman savaşa mağdur rolünde başlarız. Acaba deyiverecek oluruz; üç gömlek üstün olduğumuz ve düşmanı eze eze yendiğimiz tek bir örnek bile yok mudur?

0