Cevaplar

2013-02-12T15:50:18+02:00

Türk İnkılabında Milli Kültürün Yeri ve Halkevi Çalışmaları

129
yapabileceği şeylerin muhassalasıdır. Bir milletin medeniyeti dendiği
zaman hars namı altında saydığımız üç nevi faaliyet
muhassalasından hariç ve başka bir şey olmayacağını zannederim.
Şüphesiz her insan cemiyetinin hars, yani medeniyet derecesi bir
olamaz. Bu farklar devlet, fikir, iktisadi hayatların her birinde ayrı
ayrı göze çarptığı gibi, bu fark üçünün muhassalası üzerinde de
görülür. Mühim olan muhassalalar üzerindeki farktır. Yüksek bir hars,
onun sahibi olan millette kalmaz, diğer milletlere de tesirini gösterir.
Büyük kafalara şamil olur. Belki bu itibarla olacak bazı milletler
yüksek ve şamil harsa, medeniyet diyorlar. Hars mefhumunda
milletlerin güç ve geç değişen bazı ırkî, fıtrî hasletlerine, karakterlerine
hasrederler ve buna çok kıymet ve ehemmiyet verirler. Meselâ
İstanbul’un zaptı hadisesini mütalâa ederken diyenler vardır ki,
Bizanslılar Türklerden daha medeni idiler. Fakat Türklerin harsı
kuvvetli olduğu için galip ve muvaffak oldular. Bu izah doğru değildir.
Hakikatte Türkler, Bizanslılardan hem daha medeni idiler, hem de ırkî
karakterleri onlardan yüksekti… İstanbul’u zapteden Türkler, devlet
hayatında elbette Bizans İmparatorluğu’ndan çok yüksekti. Türklerin
İstanbul’un fethinde inşa ve icat ettikleri gemiler, toplar ve her nevi
vasıtalar gösterdikleri yüksek fen iktidarı, bilhassa koca bir
donanmayı Dolmabahçe’den Haliç’e kadar karadan nakletmek
dehası, daha evvel boğaz içinde inşa ettikleri kaleler, aldıkları
tedbirler Bizans’ı zapteden Türklerin fikir ve fen âleminde ne kadar
ileri olduklarının yüksek şahitleridir. Bizans prenslerinin Türk
ordugâhlarında staj yaptıklarını, her hususta ders aldıklarını da
hatırlatmak isterim. Daha Attila zamanında Şarkî Roma
İmparatorluğu’nun Türklerin haraçgüzarı olacak kadar siyasette ve
askerlikte daha düşük mertebede bulunduğu malumdur. Bizans’ı zapt

0