Cevaplar

2013-02-12T19:10:50+02:00

lab la lab la   kndin cüz nie soruyonkiinternetten buil

0
2013-02-12T19:14:22+02:00

Neyin ekmeğini yedim, nasıl yedim, herkesin sevdiği bir adamı eleştirerek nefret toplamaktan başka nasıl bir ekmek yiyorum, orasını çıkaramadım. Ki kendisi (Erman Yaşar), benim sağlık sorunlarıyla boğuştuğum dönemde bana geçmiş olsun dileğinde bulunacak kadar da nazik biridir. Ama bugün yine yazarım o yazıyı. O sıralardaki kadar heyecanlı bir genco olmasam da.

Yukarıda örneğini verdiğim tweet'e benzer bir ton şey yazılmış, kimisi direkt beni adres göstermiş, kimisi ismimi vermeyerek bu işlere girişmiş. Vermek zorunda değil tabii, istediğini söyleyebilir. Ama bunu "etik, solculuk, ahlak" gibi ne idüğü belirsiz soyutluklar üzerinden yapması üzücü. Twitter, politik doğruculuğun nasıl işlediğini ve bundan nasıl faydalanılacağını herkese bir güzel öğretmiş anlaşılan o ki.

Ben, bilen bilir, oradaki hesabımı iki ay kadar önce kapattım ve huzurluyum. Bu gaz paratoneri olmadan çok daha sakin, çok daha aklıbaşında, olaylara daha etraflıca bakabilen ve geçmişteki gibi sert tepkiler vermemeyi yeğleyen biriyim. Hiçbir eksikliğini de hissetmiyorum. Ama orada yokken dahi, değil orada, başka hiçbir yerde dün yaşanan olaylara dair tek kelam etmemişken dahi, hakkımda neden atılıp tutuluyor, onu anlamıyorum işte. Hadi benim hakkımda atılıp tutulurken konu neden Kronstadtli'ya geliyor, onu hiç anlamıyorum.

Olayların iç yüzünü de daha bugün öğrendim hani. Hatta tam olarak öğrenememiş de olabilirim. Bir arkadaşımdan rica ettim, sağ olsun, iki cephe adına yazılan iki yazıyı gösterdi. Biri Galatasaraylı birinden, diğeri Beşiktaşlı'dan.

Sonrasında bizim Kronstadtli'nin attığı tweet'i gördüm. Okuduk tabii mecburen her şeyi, lanet olsun ki. İki aylık huzur seansı anında sona erdi. O tweet beni hayal kırıklığına uğrattı, çünkü "new-age" internet tribi kapsamında yazılmış bir tweet. Beni bağlamaz, kendisini bağlar. Sonuçlarının ne olacağını, bunlarla nasıl baş edeceğini, ne kadarıyla eğleneceğini, ne kadarına sinirleneceğini vs bilen adamdır, sizin deyiminizle benim "ekürüm".

Ben bu troll'lük denen modadan, orada kelam ettiğim süre boyunca tiksindim durdum. Konu aynı blogda yazdığım bir arkadaşım olunca mevzu değişmiyor yani. (Bu cümleden de ekmek yiyebiliyor muyuz bu arada?)

Ben bu olaylara dair çarpıcı bir yorum yapacak halde değilim. Anı anına takip etmedim çünkü. Bir saattir falan iki taraftan da yazılmış şeyleri okumaya çalıştım. Sonra fark ettim ki mide ilacım bitmiş, çok temiz bir küfür gönderdim hayata. Bunu yazmak yerine gidip ilacı yazdırmam lazım ama, burada da resmi bir sona imza atmak belli ki şart olmuş.

Şu çok açık ki, ortada yine bir Twitter gazlaması var. Birbirlerini gazlayanlar, ötekilere saldırıyorlar. Bel altı, üstü, orada var mı yok mu, konuyla ilgili mi, değil mi... Fark etmiyor. Sallayan sallayana. O siteye dair en büyük sorun bu işte. "Sake of speaking." Politik olarak en doğru görünen şeyi, en ateşli bir şekilde kitlelere aksettirme arzusu. Bir de bunun tam karşısında duran tweet'ler var. Yani troll'lemeler, oranın ve sözlüklerin deyimiyle. Onlar da aslında bir karşıtlık yarattıklarını düşünseler de, aynı bokun suyunda tuz olmaktan öteye gidemiyorlar. Yapaylar çünkü.

Bunun Galatasaraylı olmakla, Beşiktaşlı olmakla, Artvin Hopasporlu olmakla falan bir ilgisi yok. Hayatta en önemli şey Beşiktaş falan değildir abiler, romantik tezahüratlarımız tribünlerde güzel sadece. Bir 90 dakika boyunca, stadyumda ya da televizyon/radyo başında hayatı Beşiktaş'la ikame etmek farklıdır; hayatı Beşiktaş'tan ibaret sanmak farklıdır.

Ve hayat, Beşiktaş'tan ibaret değildir. Beşiktaş onun küçük bir parçasıdır sadece.

1 4 1