Cevaplar

2012-10-08T19:33:37+03:00

aradılış Destanından sonra bilinen ilk büyük ve millî Türk Destanı Alp Er 
Tunga Destanıdır. Fakat bu destanın, hattâ özeti hakkında dahî kesin bilgiler 
edinilmiş değildir; çok eski çağlarda ve Türk Boylan arasında böyle bir destanın 
söylenmiş olduğu, bilinmeyen sebeplerden, belki de bu destanlardan sonra 
çekirdeklenmeye başlayan ve daha etkili bir şekilde Türk Boylarını coşturan 
destanlar, özellikle Oğuz Kağan Destanının etkisiyle unutulmağa başlamış 
olabileceği varsayımını kabul etmek zorundayız,





Alp Er Tunga Destanı hakkındaki bilgilerin en önemli kaynağı Divan-ı Lugat-it 
Türk'tür. Milâttan sonra on birinci yüzyılda Kâşgarlı Mahmut tarafından yazılan 
bu eserde, Destanın, büyük bir ihtimâlle son kısımlarına ait bir ağıt (sagu) 
yazılı olarak verilmektedir.



Bu Türk Beğlerinde atı belgülük 

Tunga Alp Er idi katı belgülük 

Bedük bilgi birle öküş erdemi 

Biliglig ukuşlug budun ködremi

Tacikler ayur ânı Afrasyab 

Bu Afrasyap tutdı iller talab



Bugünkü Türkçemizle: "Alp Er Tunga, Türk Beyleri içinde adı ve kutsallığı 
bilinen ve tanınan bir yiğit idi; geniş bilgisinin yanında sayılamayacak kadar 
çok erdemi vardı: bilgiliydi, anlayışlıydı, meziyetleri çoktu. İranlılar ona, 
Afrasyab adını vermişlerdi. Afrasyab dünyaya hükmetti" anlamına gelen bu 
ağıttan, Alp Er Tunga'nın, İranlılar arasında da çok iyi bilindiği 
anlaşılmaktadır. Nitekim, İran Destanı olan Şehnâme'nin yazan Firdevsî de, 
destanının büyük bir kısmında Afrasyab'ın kahramanlıklarından söz etmek zorunda 
kalmıştır. Başka bir milletin kahramanından, kendi destanlarında söz 
edilebilmesi için o kahramanların gerçekten çok büyük değer taşımaları 
gerekmektedir. Alp Er Tunga'da bu değerler fazlasıyla vardır. Şehnâme'ye göre, 
önce Turan ülkesinin şehzadesi sonra da hakanı olarak adı geçen Alp Er Tunga 
Îran-Turan savaşlarının çok ünlü Turan kahramanıdır. Babasının öğüdünü tutmuş ve 
o zaman güçlü bir ülke olan İran'a savaş açmıştır. Selvi gibi uzun boylu, kollan 
ve göğsü aslana eş güçte ve fil kadar güçlü bir yiğitti, İranlıları yendi. İran 
hükümdarını esir aldı.





İran ülkesinde bir çok padişahlıklar bulunuyordu. Bunlardan biri de Kabil 
Padişahlığı idi ve başında da Zal adlı biri vardı. Kabil Padişahı Zal, Alp Er 
Tunga'nın elinde esir olan İran Hükümdarını kurtarmak için Turan ülkesine 
yürüdü. Alp Er Tunga'yı yendi ama hükümdarını kurtaramadı. Zaman geçti. İran 
ülkesine hükümdar olan Zev de öldü. Bunu fırsat bilen Alp Er Tunga iran'a bir 
daha savaş açtı . O zamana kadar Zal da yaşlanmışta. Kendi yerine, Alp Er 
Tunga'ya karşı oğlu Rüstem'i yolladı. 'Halen Anadolu'da Zaloğlu Rüstem adıyla 
meşhur olan halk kitaplarında Zaloğlu Rüstem ile Arap Üzengi cengi diye 
hikâyeleri anlatılan bu ünlü İran kahramanı ile Alp Er Tunga arasında sayısız 
savaşlar oldu. Savaşların çoğunu Rüstem kazandı bir kısmını Alp Er Tunga 
kazandı. (Şehnâme İran destanı olduğu için bunu olağan saymak gerekir.)





Bu savaşlar sürüp giderken, İran'ın, hükümdarı bulunan Keykâvus, oğlu Siyavuş'u 
ve Zaloğlu Rüstem'i gücendirmişti. Gücenmenin sonucu olarak şehzade Siyavüş 
kaçıp Alp Er Tunga'ya sığındı. Orada uzun zaman kaldı, hattâ Türk yiğitlerinden 
birinin kızıyla evlendi, Keyhüsrev adında da bir oğlu oldu.





Keyhüsrev büyüyünce, iranlılar onu kaçırıp hükümdar yaptılar. Keyhüsrev Zaloğlu 
Rüstem'i hoş tutup, gönlünü aldı ve Alp Er Tunga'nın üzerine gönderdi. Yine bir 
çok savaşlar oldu. Çoğunda Alp Er Tunga yenildi. Ve en sonunda Alp Er Tunga 
iyice yoruldu, ordusu dağıldı, askeri kalmadı. Tek başına dağlara çekildi. 
Orada, bir mağarada tek başına yaşadı. Fakat günün birinde izini keşfedip yerini 
buldular. Alp Er Tunga suya atlayıp kurtulmak istedi; fakat daha önce davranan 
Iran askerleri yetişip saldırdılar. Yiğitçe doğuştu ama ihtiyardı, yorgundu, tek 
başınaydı. Öldürdüler.





Daha önce de belirttiğimiz gibi, çok şuurlu bir Iran milliyetçisi olan 
Firdevsî'nin Zal Oğlu Rüstem'i ve diğer İran asker ve hükümdarlarını üstün 
görmesi, savaşların çoğunda Alp Er Tunga'yı yenik durumlara düşürmesi olağan 
karşılanmalıdır. Alp Er Tunga'mn çok büyük bir yiğit, üstün değerlere sahip bir 
Hakan olduğunu anlamak için bir Iran Destanında ne kadar değerli bir yer 
kapladığı düşünülmelidir. Firdevsî, kendi milletinin kahramanlarını 
değerlendirebilmek için ancak bir Türk Hakanını ölçü olarak aldıysa bu bile, Alp 
Er Tunga'mn nasıl bir destan yiğidi olduğunu gösterir. Gerçi Iran ve Turan 
savaşlarının önde gelen bir yiğidi olarak Alp Er Tunga gerçek kişiliğe de 
sahiptir; Firdevsî'nin Alp Er Tunga'yı seçişinde bu gerçek payı da muhakkak 
vardır ama aslında Alp Er Tunga, destanlara has kişiliği ile Firdevsî'yi etkisi 
altına almıştır.





Prof. Zeki Velidî Togan'a göre M.Ö. dördüncü yüzyıla kadar yaşamış olan ve M.Ö. 
yedinci yüzyılda OrtaTiyanşan çevresinin en güçlü devleti olarak gelişmiş 
bulunan, Hunlardan önceki büyük Türk Devleti Şu veya Saka adını taşımaktadır. Bu 
Türk imparatorluğu, birçok kavimler üzerinde egemenlik kurmuş olup Güney 
Rusya'yı da içine almak üzere Doğu Avrupaya kadar yayılmıştır. Bir kısım 
tarihçiler Doğu Avrupa bölümündeki sakalara İskit, Orta Asya ve Azerbaycan 
çevresindekilere Saka adını vermektedir. M.Ö. yedinci yüzyılda en güçlü ve en 
parlak devrini yaşamış olan bu Türk İmparatorluğunun Hakanı ise alp Er 
Tunga'dır.





Divan-ı Lugat-it Türk'te, Alp Er Tunga için söylenen ağıtlardan (Sagu) bazı 
parçalar kaydedilmiştir.



Bu parçalar, o günkü ve bugünkü Türkçe söyleyişle aşağıya alınmıştır:

1 2 1
2012-10-08T19:57:53+03:00

sgjzerhoyhjzeıthjydzhuztuhztgytze5y

0