Cevaplar

2013-02-12T20:43:07+02:00
Ampülün icadı

Edison bir dinleme gezisi sırasında metal fabrikatörü ve Amerika  dinamo makinesinin imalatçısı Willam Wallace’ın yaptığı yeni elektrik lambasını gözden geçirmeye davet edildi. Edison tahta çerçeveyle hareketeden iki koldan ibaret basit cihazın karşısına grafit plaka iliştirilmişti.Her iki plakayı birleştiren elektrik akımı ve mavi ışık yayı gibi görünüyordu.Gözleri kamaştıran bu alev, grafit plakaları çabucak eritiveriyordu.


Edison bu sahneyi konuşmadan seyrediyordu. Elektrik ışığı! Cidden büyük fikirdi bu! İnsanlık öteden beri geceyi gündüze çevirmeye uğraşmış; bunun için mum,yağ ve nihayet 19.yüzyılın başından beri hava gazı kullanmıştı.Madem ki bilim insanlığa elektriği hediye etmişti.Elektriğin ideal bir enerji kaynağı olduğu meydandaydı. Fakat Wallece’in metodu Edison’a doğru bir yol görünmüyordu. Yanındakilere döndü ve “Zannedersem ben daha iyisini yaparım” dedi.

Edison'un 40-50 iş arkadaşıyla işe koyulma tarzı, bilim araştırmaları tarihinde eşsizdir.Ara vermeden çalışıyorlardı.Atölyede yapılan ufak cam ampullerin içerisindeki hava,elektrik akımının kızgın hale getireceği maddenin yanmasına engel olmak için boşaltıyordu. Fakat esas mesele bu maddenin ne olacağı konusundaydı.Kimi maddeler çok az dayanabiliyor, kimileri çok pahalıya mal oluyordu. Halbuki Edison öylesine ucuz bir lamba yapmak istiyordu ki,herkes alıp evine takabilsin.Kömürleştirme işleminden geçmiş mukavva, hindistan cevizi kabuğu, mantar, hatta laboratuarı gezmeye gelen bir misafirin kızıl sakalından bir iki tel bile denendi.

Durmadan çalışmak yüzünden Edison’un gözleri yanıyor, dayanılmaz sancılar veriyordu. Ama o bunları kimseye söylemiyor, sadece hatıra defterine kaydediyordu.
 
Peşpeşe deneylerin sürdüğü bir gün asistanı “Artık bu işten vazgeçsek!” deyiverdi.
“Niçin?”
“Çünkü şu ana kadar iki bin deney yaptık ve hiçbir sonuç alamadık!”
Edison hemen itiraz etti:
“Bu doğru değil...Evet, amacımıza ulaşamadık ama hiçbir netice elde edemediğimiz doğru değildir.Çünkü aradığımız şeyin yaptığımız şeyin yaptığımız bu iki bin deney içinde bulunmadığını öğrenmiş bulunuyoruz.”
 
1879 Kasım’ında Edison bir gece yazı masasının başına oturmuş, sönük bir puroyu emerek ne yapacağını düşünüyordu. Dalgın dalgın ceketinin düğmelerinden birini çevirirken düğme koptu.Üstünden bir iplik parçası sarkıyordu.Birden yerinden fırladı, laboratuara geçti ve teknisyenlerine iplik parçasını gösterdi. ” Böylesini acaba ceyran nakledici olarak kullandık mı hiç? Demek kullanmadık!Öyleyse gidin bir yumak ip alın,ufak parçalar halinde kesin, kömürleştirin ve lambalarınızı takın.”
 
Asistanları sonuç ummamakla beraber hemen dediğini yaptılar.Edison’un bu fikri, bu sahadaki çalışmalarından vazgeçmeden önce başvurulacak son çare olarak görülüyordu.
 
Kömürleştirilen iplikler her seferinde kırılmasına rağmen bu hassas ipliklerden biri kırılmadan lambaların birine takılabildi.Lambanın havası hemen boşaltıldı.Lambaya elektrik verildiğinde iplik kızdı ve tatlı sarı bir ışık meydana geldi.Edison ve arkadaşları ışığı meydana geldi.Edison ve arkadaşları ışığa büyülenmiş gibi bakıyorlar.Acaba ne kadar sürecekti?Ampul saatlerce sönmedi.Süren çalışmalar sonunda  elektrik santrali yapmak, 900 binada elektrik şebekesi kurmak,binlerce sayaç yerleştirmek,duylarıyla beraber 14.000 ampul yapmak gerekti.
 
4 eylül 1882’de meşhur mucidin bir işareti üzerine akım verildiği zaman, bütün mahallenin yüzlerce binasında binlerce elektrik hallenin yüzlerce binasında binlerce  elektrik ampulü yandı ve etrafa parlak, tatlı ışıklar saçılmaya başladı.
 
Edison devrinin en büyük meraklısı ilan edildi.Herkes sadece lambaları değil,onu da görebilmek için akın etti. Edison’u tanımayan kimse kalmadı.

1 1 1
2013-02-12T20:43:45+02:00

Rated 1 times
DESCRIPTION: The moving image that transmits electromagnetic waves and waves of transforming away again, an image acquisition system (tele + vision = distance vision). Displays on the TV we watch, in fact, constantly değildir.Sinema films, as well as at the front of the eye, the images repeatedly, creates a constant sense of movement. The number of images on the TV screen 1saniyede 20-30 kadardır.Gördüğümüz everything, left their mark in our brains for a short period of time, these pictures only, one can not choose. , Colored and colorless as TV broadcast of two types. Colorless TV monochromatic (single color) is called and white, gray and black colors, benefiting from a special filter dikromatik eder.Renkli television lighting techniques and floresat benefit from the items with red, green, blue, uses colors. HOW IT WORKS: The basic principle of the TV after the publication of the light energy is converted to electrical energy and electromagnetic signals from the re-conversion of light energy to electrical energy çevrilmesidir.Işık power light on the idea of reduced electrical resistance of selenium in the year 1873 began with the discovery changed. According to this principle if bright light on selenium, the signal is strong, pale light if the signal is weak. Changing the amplitude of the signal at the receiver the inverse operation is made, published and images on the screen, such as radio waves formed in this respect eder.TV "remote vision" means. TV, radio waves to convert light intensity at a point, then these waves, the co-acquisition basis point is one luminous intensity dayanır.Nakledilecek images, hundreds of thousands after the division of the frame, each frame in the form of a homogeneous be regarded as enlightened spots, these spots of light intensity TV transmitter system, radio waves, light waves, TV receivers re converter. Squares image was scanned too fast for the receiver displays the single points of light, but is observed in images caused by different illumination frames. Color TV, all the colors green, blue and red in different 

TANIMI: Hareketli görüntüleri elektromanyetik dalgalara dönüştürerek uzaklara ileten ve bu dalgalardan, yeniden görüntü elde eden bir sistemdir(tele+vizyon =uzaktan görme).Televizyonda seyrettiğimiz görüntüler, aslında sürekli değildir.Sinema filmlerinde olduğu gibi, gözün önünden hızla, art arda geçen resimler , sürekli bir hareket hissi doğurur. Televizyon ekranında 1saniyede gelen resim sayısı 20-30 kadardır.Gördüğümüz her şey, beynimizde kısa bir süre iz bıraktığı için, bu resimleri tek, tek seçemeyiz. , TV yayını renkli ve renksiz olarak iki türlüdür. Renksiz TV monokromatik (tek renkli) olarak adlandırılır ve beyaz, gri ve siyah renklerden istifade eder.Renkli televizyon ise özel filitre dikromatik ışık teknikleri ve floresat Maddelerden istifade ile kırmızı, yeşil, mavi renkleri kullanır. NASIL ÇALIŞIR?:Televizyonun temel prensibi ışık enerjisinin elektrik enerjisine çevrildikten sonra yayınlanması ve alınan elektromanyetik sinyallerin tekrar ışık enerjisine çevrilmesidir.Işık enerjisi elektrik enerjisine çevrilmesi fikri 1873 senesinde Selenyum üzerine ışık düşürüldüğünde elektrik direncinin değiştiğinin keşfedilmesi ile başlamıştır. Bu prensibe göre selenyum üzerine parlak ışık düşerse; sinyal kuvvetli , soluk ışık düşerse sinyal zayıf olacaktır. Genliği değişen bu sinyal radyo dalgaları gibi yayınlanıp alıcıda ters işlem yapılınca ekranda görüntü teşekkül eder.TV bu bakımdan “uzaktan görme” manasına gelir. TV bir noktadaki ışık şiddeti radyo dalgalarına dönüştürme,sonra bu dalgalardan,eş şiddette bir ışıklı nokta elde etme esasına dayanır.Nakledilecek görüntü, yüz binlerce kareye bölündükten sonra,her bir kare,homojen şeklinde aydınlanmış noktalar gibi kabul edilip,bu noktalardaki ışık şiddeti TV verici sisteminde radyo dalgalarına, dalgalarda TV alıcılarına da yeniden ışığa dönüştürü. Görüntüdeki kareler çok hızlı tarandığı için, alıcı ekranlarında tek ,tek ışıklı noktalar değil, değişik aydınlıkta karelerin meydana getirdiği resimler gözlenir. Renkli televizyon,bütün renkleri yeşil, mavi ve kırmızının değişik 

1 1 1