Cevaplar

2013-02-13T15:02:40+02:00

Aba altından sopa göstermek: Üstü kapalı sözlerle korkutmak,gözdağı vermek,tehdit etmek.
Abayı yakmak: Aşık olmak,sevdalanmak,birisine gönül vermek.
Abdala malum olmak: Bir olayın ya da işin olabileceğini önceden sezinlemek,tahmin etmek.
Abdestsiz yere basmamak: Dine ve dinin buyruklarına inceden inceye bağlı olmak.
Abesle uğraşmak/iştigal etmek: Boş,saçma bir işle uğraşmak,zamanı boşa geçirmek.
Abuk sabuk: Saçma sapan. ipe sapa gelmez,akla mantığa aykırı,anlamsız yersiz söz,hareket.
Abur cubur: Vücuda yararlı olup olmadığını düşünmeden,rasgele yenilen yiyecekler. Saçma sapan,olur olmaz,karmakarışık şeyler.
Acayibine/tuhafına gitmek/acayip bulmak: Bir durumu,nesneyi,bir şeyi yadırgamak,normal görmemek,uygunsuz bulmak.
Aceleye boğmak: Bir şeyi çabucak bitirmeye uğraşmak,doğruluğunu veya yanlışlığını görmemek,tam yapmamak.
Aceleye gelmek: Çabuk yapıldığı için gereken özenin gösterilmemiş olması.
Aceleye getirmek: Bir işi çabucak yaparak karşısındakini aldatmak.
Acemi çaylak: Deneyimsiz,beceriksiz,toy kimse.
Acı söz söylemek: İncitici biçimde konuşmak,kalp kırmak.
Acı duymak/çekmek: Üzülmek,kederlenmek.
Acı çığlık/feryat: Yüksek sesle,üzüntülü bir şekilde bağırmak,haykırmak. 
Acı görmüş: Çok kötü günler geçirmiş,birçok felaketle karşılaşmış.
Acısı içine/yüreğine çökmek/işlemek/yüreğini delmek: Bir olayın ya da bir şeyin acısını,üzüntüsünü çok aşırı derecede duyup hissetmek.
Acısını bağrına basmak: Acıyı,üzüntüyü kabullenip,katlanmak.
Acısını çıkarmak: 1)Öç almak 2)Uğradığı zararı,sonradan yaptığı bir işle kapatmak.
Acısını unutturmak: Avutmak,teselli etmek,üzüntüsünü gidermek.
Aciz kalmak: Bir olay karşısında çaresiz olmak,bir şey yapamamak.
Aç açık: Evsiz barksız,sığınacak bir yeri olmayan,yoksul.
Aç gözlü: Kanaat etmeyen,azla yetinmeyen.
Aç susuz kalmak: Yiyecek içecek bulamayacak kadar yoksul olmak.
Açığa alınmak: İşine,görevine son verip çıkarmak.
Açığa vurmak/vermek: Gizli kalanı,sırrı meydana çıkarmak,açıklamak.
Açığını bulmak: Bir kimsenin yaptığı işteki hilesini,kusurunu,eksiğini yakalamak,ortaya çıkarmak.
Açığını kapatmak/örtmek: Birisinin yaptığı hile,kusur,eksiklik veya düzenbazlığı ortadan kaldırmak,düzeltmek.
Açık alınla: Şerefli tertemiz,dürüst,utanılacak bir durum bulunmayan,suçsuz olarak,onurla,kıvançla,başarılı olarak.
Açık gözlülük: Kurnazlık,başkasını düşünmeme,uyanıklık yapmak.
Açık kapı bırakmak: Bir konuda son sözü söylememek,ilişkiyi tamamen kesmemek,karşı tarafa şans tanımak,ılımlı davranmak.
Açık konuşmak: Gerçekleri çekinmeden,dürüstçe söylemek,hiçbir şey saklamadan olduğu gibi anlatmak.
Açık olmak/Açık sözlü olmak: Hiçbir şey gizlemeden dobra dobra konuşmak,içten,samimi davranmak.
Açık kapı bırakmamak: İşini tam yaparak eleştiriye fırsat vermemek. Bir konuda her türlü tedbiri alarak son sözü söylemek,karşı tarafa şans tanımamak.
Açık vermek: 1)Hesabı tutturamamak,gelirle gider arasında denge sağlayamayıp zarar etmek.2)Bir konuda başkalarının eleştirisine sebep olacak yanlış sözler söylemek,karşısındakilerin faydalanabileceği hatalar yapmak,tedbirsiz olmak.
Açık yürekli/kalpli: Düşündüklerini olduğu gibi gizlemeden,hiç kimseden korkmadan,çekinmeden söyleyen,özü sözü,içi dışı bir,temiz kişi.
Açıkta bırakmak/Açığa almak: İş ya da görev vermemek,evsiz barksız bırakmak.
Açıkta kalmak: İş ya da görev bulamamak,evsiz barksız kalmak.
Açlığı beynine/başına vurmak: Çok acıkmak,açlığından mantıklı düşünememek,sersem duruma düşmek.
Açlıktan nefesi kokmak: Yiyecek birşey bulamamak,çok yoksul olmak.
Açtı ağzını yumdu gözünü: Ağzına ne gelirse söyledi,sövüp saydı,kızarak çok ağır sözler söyledi.
Adamını bulmak: En kötüsünü,en işe yaramayanı bulmak. Ya da işi çok iyi bilen birisini bulmak.
Ad bırakmak: Sağlığında yapmış olduğu faydalı işlerden dolayı,öldükten sonra da anılmak.
Adak adamak: Bir dileğin yerine gelmesi için çeşitli vaatlerde bulunmak.
Adam/insan sarrafı olmak: İnsanların,iyi ya da kötü olduğunu seçebilmek,insanları iyi tanımak.
Adam etmek: 1)Bir kişiyi yetiştirip topluma yararlı hale getirmek,terbiye etmek.2)Bir şeyi düzeltip,onararak işe yarar duruma getirmek.
Adam içine çıkamamak: İşlediği bir suç ya da hatasından dolayı insanlar arasına çıkmaktan utanmak.
Adam olmaya yüz tutmak: İyi bir insan olmaya başlamak,adam sırasına girmek/karışmak.
Adam olmak: Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
Adam akıllı: İyice düşünerek,taşınarak,tam kıvamında olarak.
Adet yerini bulsun: İstemeyerek,gösteriş olarak yapılmış şey,alışılagelmiş şey.
Adı dillere destan olmak: Ün kazanmak,çok iyi tanınmak,herkesçe konuşulmak.
Adı çıkmak: Kötü olarak bilinip,belli bir nitelikle tanınır olmak.
Afal afal bakmak: Şaşırmış olarak bakmak,şaşırmak.
Ağaç olmak: Uzun süre ayakta durmak,birisinin buluşmaya gecikmesi ya da gelmemesi yüzünden bekleyip durmak.
Ağdalı dil/söz: İçindeki yabancı kelimelerin çokluğundan anlaşılması güç olan konuşma.
Ağır almak: Ciddiye almamak,savsaklamak,çabuk yapmamak,ihmalkar davranmak.

1 5 1
2013-02-13T15:03:30+02:00


"Bir ihmal yüzünden bir çivi kaybolur,
Bir çivi yüzünden bir nal kaybolur,
Bir nal yüzünden bir bacak kaybolur,
Bir bacak yüzünden bir at kaybolur,
Bir at yüzünden bir savaş kaybolur,
Bir savaş yüzünden bir memleket kaybolur" Japon Atasözü 

 

2 5 2