Cevaplar

2013-02-13T15:31:26+02:00

%50sini kendi kazanır ve alır

1 5 1
2013-02-13T15:37:11+02:00

2001 yılında yaşadığı finansal kriz sonrasında önemli yapısal reformları başarıyla hayata
geçirerek makroekonomik istikrarı sağlama yolunda önemli adımlar atan Türkiye için
sürdürülebilir ve yüksek ekonomik büyümenin sağlanması halen en önemli sorunlardan biri
olarak karşımıza çıkmaktadır. Küresel krizin olumsuz etkilerinden 2010 ve 2011 yılında iç talebi
canlandırıcı politikaların da yardımıyla yüksek büyüme sağlayarak kurtulan Türkiye ekonomisi
bir kez daha düşük büyümenin yaşanacağı bir döneme girmek üzeredir. Bu olumsuz gelişmede
küresel koşulların önemi yadsınmamakla beraber, Türkiye’nin yüksek ve sürdürülebilir büyüme
için çözmesi gereken problemler de göz ardı edilmemelidir.
2001 yılından itibaren tasarruf oranlarının düşmesi sonucunda oluşan yüksek tasarruf
açığı ve bozulan cari işlemler dengesi bu problemlerin başında gelmektedir. Düşük tasarruf
oranları, istenilen yatırım düzeylerine ulaşmak için ekonominin dış tasarruflara giderek daha da
bağımlı hale gelmesine yol açmaktadır. Bu durum da ekonomiyi, özellikle küresel koşulların
olumsuz seyrettiği dönemlerde yabancı sermaye hareketlerine daha duyarlı hale getirmektedir.
Her ne kadar 2001 sonrasındaki dönemde, uyguladığı başarılı istikrar politikaları ve sunduğu
cazip getiriler sayesinde Türkiye ekonomisi önemli ölçüde yabancı sermaye çekebilse de, bu
büyüme stratejisinin sürdürülebilir olmadığı açıktır. Uluslararası karşılaştırmalar da Türkiye’deki
tasarruf oranlarının OECD ülke ortalamasından ve kendisiyle aynı gelir grubunda yer alan
ülkelerin tasarruf oranlarından daha düşük olduğunu göstermektedir (Dünya Bankası, 2011).
Tablo 1 ve Şekil 1’de gösterilen tasarruf dengesi özellikle küresel krizden sonra yaşanan yüksek
büyüme döneminde tasarruf açığının ve dolayısıyla cari işlemler açığının geldiği noktayı
göstermesi açısından önemlidir.

1 5 1