Cevaplar

En İyi Cevap!
2013-02-13T17:23:25+02:00

fatmanın torunu yoktur.
Cevabımız

Değerli Kardeşimiz;

Hz. Peygamber’in en büyük kızı Zeynep, teyzesinin oğlu Ebul-As’la evlendirilmiş ve bundan Ali ve Ümame adında iki çocuğu olmuştur. Ali Mekke fethi sonrası (8/630) küçük yaşta ölmüştür.

Ümame adlı kız çocuğu ise, Hz. Fatıma’nın ölümü üzerine önce Hz. Ali ile evlenmiş, onun şehit edilmesi üzerine Muğire b. Nevfelle nikahlanmıştır. Muğire’den Yahya adında bir oğlu olmuşsa da nesli devam etmemiştir.

Hz. Peygamber’in ikinci kızı Hz. Rukiyye ise, Hz. Osmanla evlenmiştir. Hicretin ikinci yılında kızamıktan dolayı vefat etmiş, Hz. Osman’dan olan oğlu Abdullah da iki yaşında iken vefat etmiştir. Böylece Hz. Zeynep gibi Hz. Rukiyye’nin de nesli devam etmemiştir.

Ümmü Gülsüme gelince; O da ablası Rukiyye’nin ölümü üzerine hicretin üçüncü yılında Hz. Osmanla evlendi. Hicretin dokuzuncu yılında vefat ettiğinde çocuğu yoktu ve soyu kesilmişti. 

Hz. Peygamber’in küçük kızı Hz. Fatıma’nın sırayla, Hasan, Hüseyin, Ümmü Gülsüm, Zeynep ve Muhassin (Muhsin) adlarında çocukları oldu. Bunların hepsi Hz. Alidendir. Muhassin küçük yaşta vefat etti. (1) Fatıma’nın nesli diğer çocuklarıyla devam etti. Hz. Fatıma’nın Zeynep’ten olan çocukları “Zeynebiler” olarak bilinir. 

Hz. Fatıma’nın diğer kızı Ümmü Gülsüm ise, Hz. Ömer halife iken önce onunla evlendirilmiş, Hz. Ömer’den Rukiyye ve Zeyd adlı iki çocuğu olmuş ve çocuklar küçük yaşlarda vefat etmişlerdir. 

Hz. Ömer, (h.23/m.644) yılında şehit edilince Ümmü Gülsüm önce amcası oğlu Avn b. Cafer’le evlenmiş ve ondan çocuğu olmamıştır. Avn’ın ölümü üzerine, kocasının kardeşiMuhammed b. Cafer’le evlenmiş ve bundan bir çocuğu olmuştur. Muhammed vefat edince de bir diğer kardeşleri olan Abdullah b. Cafer’le evlenmiş ve ondan çocuğu olmamıştır.(2) 

Soru: Hz. Fatıma neslinden söz edilirken, niye Hz. Peygamber’in diğer kızlarından olan torunlarından söz edilmez?

Cevap: Hz. Peygamber bir hadis-i şerifinde “her annenin oğlu için kendilerine mensup olacağı bir asabe (baba tarafından akrabalar)vardır. Fatıma’nın iki oğlu bundan müstesnadır; çünkü ben onların velisi ve asabesiyim (erkek cihetinden akrabası sayılırım)”(3) buyurmuş ve neslinin Hz. Fatıma’nın bu iki oğlundan devam edeceğini belirtmiştir. 

Bu açıdan, Hz. Peygamber’in diğer kızlarından olan torunları, yalnız birinci nesilde Rasulullah’a nispet edilirler. Fakat onun asabeliği, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve bu ikisinin nesillerinde devamlıdır. Zeynep ve Ümmü Gülsümün çocuklarından olan torunları ise, bu nispete dahil değildir, kendi babalarının nisbesiyle anılırlar ve onların soylarına girerler. 

Prof. Dr. Murat Sarıcık

Dipnotlar:

1- Murat Sarıcık, Hz. Muhammed’in Çağrısı, Nesil Yayınları, İstanbul 2006, s. 55- 56, 202, 206; kaynaklar ve geniş bilgi için bkz. İbrahim Sarıçam, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2004, s. S. 291- 293.

2- Geniş bilgi ve kaynaklar için bkz. Murat Sarıcık, Dört Halife Dönemi, I-II, Nesil Yayınları, İstanbul 2002, I, 331- 336. 

3- Hakim en- Nisaburi, el- Müstedrek, I- IV, Beyrut, ty. III, 164; geniş bilgi için bkz. Murat Sarıcık, Osmanlı İmparatorluğunda Nakîbü’l- Eşrâflık Müessesesi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2003, s. 10.

Selam ve dua ile. 

2 5 2
2013-02-13T17:24:15+02:00



Peygamberimizin kızı fatmanın hayatı

HZ FATIMA 

Hz Fâtıma, Hicret’ten 11 yıl önce, Cemaziyelahir’in 20 gününde, Mekke’de dünyaya gelmişlerdir

Hz
 Fâtıma; HzPeygamber’in, HzHatice’tül Kübra’dan doğan ikisi erkek, dördü kız olan çocuklarından, hayatta kalan tek kızlarıdır Diğer evlâtları, kendi zamanlarında genç yaşlarda âhiret âlemine göç etmişlerdir Bu nedenle HzPeygamber’in nesli, HzFâtıma’tüz Zehrâ’dan yürümüştür HzPeygamber’de bu konu da şöyle buyurmuşlardır: 

“Gerçekten de Allah her Peygamber’in soyunu o Peygamber’den yürüttü; benim soyumu ise Ebû Tâlib oğlu Ali’den izhâr etti” 


Hz
Fâtıma’nın künyeleri; Ümm’ül Hasan, Ümm’ül Hüseyin ve Ümm’ül Muhsin’dir

Mübarek lâkabları ise; Sıddıyka (Gerçekleyen, özü-sözü tam gerçek olan), Mübâreke (Kutlanmış, kutlu olmuş), Tâhire (Tertemiz), Zekiyye (Arınmış), Râdıyye (Allah’tan râzı olmuş), Mardıyye (Allah râzılığını kazanmış), Muhaddise (Allah ilhâmiyle söz söyleyen), Betül (Arınmış), Zehrâ (Parıl parıl parlayan), Seyyide (Kadri yüce ve ulu) ve Meryem’ül Kübra’dır (Ulu Meryem)


Hz
Fâtıma söz ve söyleyiş bakımından, HzResûl-ü Ekrem’e pek benzerlerdi
Hadîs kitapları, HzPeygamber’in; “Fâtıma bendendir, onu kızdıran, beni kızdırmıştır”, “O, benim kızımdır; vücudumdan bir parçadır; onu inciten beni incitmiştir” buyurduklarını yazarlar

Hz
Resûlullah’a, en çok kimi severlerdi diye sorduklarında; ”Fâtıma’yı” derdi Erkeklerden kimi severlerdi sorusuna da; “Ali’yi” diye cevap verirdi

Hz
Hatice’tül Kübra, HzMuhammed’in Peygamberliğinin 10 yılında, Hicretten 2 yıl önce (Milâdi 620) Mekke-i Mükerreme’de Hak’ka kavuşmuştur Esasen büyük ruhlu yaratılmış olan HzFâtıma’tüz Zehrâ, HzPeygamber’e, âdeta koruyucu bir melek kesilmişti Bu yüzden de HzMuhammed, HzFâtıma’ya; “Ümmi Ebîhâ”(Babasının anası) lâkabını vermişlerdi

Hz
Peygamber’in sevgili kızları HzFâtıma’yı almak, bu şerefe ulaşmak isteyenler çoktu; fakat HzResûl-ü Ekrem, her isteyene, Allah’ın emrini beklediklerini söylüyorlardı HzAli’de HzFâtıma’yı istemeyi kurmakta; fakat bunu, bir türlü açamamaktaydı Nihayet sahâbenin teşvikiyle durumu HzResûlullah’a arzetti HzResûl, bu isteği ilâhi emre uygun bulup HzFâtıma’ya konuyu açtılar HzFâtıma, utançlarından hiçbir söz söylemediler HzFâtıma’nın sükûtunu ikrâr sayan HzResûl-ü Ekrem, bu durum üzerine nikâh hutbesini ve akid sigasını, ashâbın topluluğunda okudular, evlilik hazırlıklarına başladılar HzMuhammed daha sonra sevgili kızı HzFâtıma’tüz Zehrâ’yı, HzAli’nin evlerine, gösterişsiz bir düğün alayıyla, fakat ilâhi bir sevinçle gönderdiler Kendileri de gidip her ikisine hayır duâ da bulundular; böylece nûr nûra kavuştu
HzFâtıma’nın, HzAli ile Hicret’in 2 yılının son ayı olan Zilhicce ayında olan bu evliliklerinden; Hzİmâm Hasan, Hzİmâm Hüseyin ile doğmadan düşen ve adı HzPeygamber tarafından konulan Muhsin ile Zeyneb ve Ümmü Gülsüm dünyaya gelmişlerdir

Bu evlilik için Hz
Peygamber şöyle demiştir:

“Ey Fâtıma, seni ilim bakımından en yüksek, ahlâk bakımından en ileri, Müslümanlığı kabul bakımından en önde gelen biriyle evlendirdim


Hz
Fâtıma’nın tüm yaşamı zorluklarla, güçlüklerle doludur Çocukluğu İslâmiyetin ilk yıllarına rastlar

Hz
Fâtımâ’nın İslâm Peygamberi’nin kızı oluşu ve HzAli gibi yüksek erdemlerle dolu bir insanın eşi oluşu, gerekse İslâmiyetin doğuşu ve gelişmesine en yakından şahit oluşu, kendisine derin bir kavrama ve sezme yeteneği ile anlayış kazandırmıştır HzFâtıma da, güçlüklerle dolu zor bir yaşam sürdüren insanlara özge, bir zeka ve kavrayış vardı



BELKİ İŞİNE YARAR 

 

2 5 2