Cevaplar

2013-02-13T17:35:59+02:00

Bu sadce bizim toplumuma ait bir sorun değil. 
Bu bence dünyanın sorunu .Küresel Isınma da bunun en güzel kanıtı.Eskiden bize derslerimizde çevre koruma dendiğinde yerlere çöp atmamak,tükürmemek,ağaç dikmek,fabrika bacalarına filtre takmak vs.gibi şeyle önerilirdi. 
Çevreyi korumak için bunlar yeterli değil acı bir şekilde öğrenmeye başladık zaten.Elektronik eşyaları sadece ihtiyacımız oranında kullanmak,elektronik eşyaları stand-by durumunda bırakmak yerine prizden çekerek kapamak,suyu idareli bir şekilde kullanmak yani akarsa aksın,yanarsa yansın  faurasını ödüyorum nasılsa zihniyetinden kesinlikle uzak durmak,Kişisel araçlarımız yerine toplu ulaşım araçlarını tercih etmek,toplum ve çevre sağlığına zarar veren üretimleri boykot ederek almamak,kürk ve deri gibi giyim ürünlerini mümkün olduğunca almamaya çalışmak ve insanlara bu konuda bildiklerini mümkün olduğunca anlatarak,bunlara dikkat etmeyenleri uyarmak...vs.vs...

17 3 17
2013-02-13T17:36:19+02:00

Uçsuz bucaksız, büyük denizlerin birisinde yaşayan balık kendisine arkadaşlık edecek birisini arıyordu. Kendisini o kadar yalnız hissediyordu 
ki denizin en derin ve en sığ yerlerine gidiyor, oralarda günlerce kalıyor ve hep bir arkadaşın özlemini duyuyordu. Bundan aylar önce, küçük bir 
kumsalın sığ sularında bir yengeçle karşılaşıverdi tesadüfen, yalnız bir yengeçti bu da bizim zavallı balık gibi. Yengeç, bilerek mi bilmeyerek mi 
bilinmez,balığı öyle bir etkiledi ki balık bir anda yengece tüm kalbi ile güvendi ve onun iyi bir arkadaş olacağına inanıverdi. Aslında pek çok 
tereddüdü vardı bu arkadaşlıkla ilgili ama "birlikte mutlu olacaksak hangi engele takılalım ki, bizi kim durdurabilir, kim ayırabilir ki" diye 
düşünüyor, birlikte mutlu olabilmeleri için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyordu. Yengeci uzun zamandır arkadaş zanneden balık, ona denizin 
derinliklerinde sakladığı benliğini, güzellik ve çirkinliklerini sundu, hem de hiç sakınmadan, hiç korkmadan, hatta hiç düşünmeden. Yengeç diyordu ki 
"seni her yönünle seviyorum, her şeyinle kabul ediyorum" ama aslında bir türlü kabul edemiyordu bir şeyleri.

Yengeç bu arkadaşlıktan nedense çabuk sıkıldı, belki de korktu ve zamanla kaçmaya başladı balıktan. Yengeç balığın sudan çıkamayacağını biliyordu, 
onu sadece sığ sularda görebiliyordu ve balık kalbi kadar engin denize aitti, kendisi ise küçücük, kimsenin uğramadığı kumsala çakılıp kalmıştı. 
Öyle körü körüne bağlanmıştı ki o kara parçasına ne kendisinin kurtulmaya cesareti vardı ne de kara parçası onu bırakmaya niyetliydi. Yengeç çözümü arkadaşlıklarını bitirmekte buldu sonunda, artık balıktan sürekli kaçacak, onu mutsuz edecek, canını acıtacak ve kendisinden nefret etmesini 
sağlayacaktı. Zavallı balık ise yengeci her şeyiyle seviyor ve onu tamamen kabul ediyordu, yengeç ne yaparsa yapsın hep gözünde ilk baştaki yengeç 
canlanıyor ve ona bir türlü kızamıyordu. En mutlu günlerinde bile yengecin yaptıklarından dolayı acı çeken balıkta aslında karaya ait olmadığını 
biliyordu, nefes alamazdı ki karada, ölüverirdi hemen, kaybederdi denizin ona verdiği tüm güzellikleri. Yengeçle sürekli birlikte olamayacakları ilk 
günden beri belliydi ama belki de yengeci ikna edebilecekti bir gün, belki yengeç kurtuluverecekti kendini karaya bağlayan o güçlü bağlarından, belki 
mutlu olacaklardı denizin serin sularında hep birlikte Zaten yengeçte sudan çıkıp gelmemiş miydi o küçük kumsala.

Yengeç küçük kara parçasını, engin denizi ve zavallı balığı düşündükçe daha da çaresizleşiyor, daha çok korkuyor ve minicik kafası karışıveriyordu. 
Mutluluk neredeydi acaba? Balık onun için iyi bir arkadaş mıydı? Ya deniz, deniz balığın söylediği gibi güzel miydi, yoksa korkunç muydu? Balıkla 
denizde başarabilecekler miydi, yoksa bir gün bir şekilde büyük balıklara yem mi olacaklardı? Zamanla bu düşüncelerden sıkıldı artık ve balıktan 
kurtulmaya karar verdi, zaten huzurunu kaçıran, kafasını karıştıran, rahatını bozan o değil de kimdi? Hem arkadaş olmayı da o istememiş miydi 
zaten, balıktı arkadaşa muhtaç olan, engin denizde yalnız başına yüzen.

Yengeç yavaş yavaş, sinsice planını yaptı, önce ona bazı sözler verecek sonra onları nasıl olsa tutmayacaktı, sonra balık ona kızacak, ondan 
uzaklaşacaktı, ne kadar istese de güvenemeyecekti yengece. Zaten güven olmayınca arkadaşlık neye yarardı ki? Sürer miydi daha fazla? Sonra bir gün, balığın hiç beklemediği bir anda kuyruğundan,en güçlü en övündüğü yerinden yakalayacak ve canını öyle bir acıtacaktı ki balık bir daha denizin 
derinliklerinden çıkamayacak,kendisini sürekli saklayacak ve sığ sularda bir daha dolaşmayacaktı.

17 3 17