Cevaplar

2012-10-08T21:15:15+03:00

Dilin Oluşumu
Dil, insanların birbirleri ile iletişim kurmakta kullandığı bir kavram olarak anlatılsa da dilin vazifesi bu kadarla sınırlandırılırken, dilin nitelikleri sadece bu tanıma indirgenemez. Halkın gerçek bir ürünü olan dil; oturup da bir komisyon tarafından oluşturulmuş bir kültür olgusu ve/veya kavramı değil, halkın dilden dile, nesilden nesile aktardığı bir hazinesi olarak günümüze kadar çıkagelmiştir. Bu sebeple, bir milletin dili incelendiğinde aslında geçmişten yüklü hikayeler taşıdığı, o milletin yaşayışı hakkında derin bilgiler içerdiği görülebilir ve dilin oluşumu hakkında önemli bilgiler elde edilebilir. 
Bunu göstermek adına, dilerseniz biraz geçmişe gidelim ve geçmişte bir seyahat edelim. Dilimizin geçmişimiz hakkında nasıl güzel ve somut bilgiler içerdiğine hep beraber bakalım... Dilin manevi bir vatan, bir tarih abidesi ve toplumların kültürleri adına nasıl bir somut olgusu olduğunu hep beraber anlayalım. 
Hiç ilgilenmemiş olsak bile tarih bilgilerimiz bize atalarımızın hayvancılıkla geçindiği, at üstünde hareketli bir toplum olduğu, Orta Asya’da denizlerden uzak topraklarda yaşadığı konusunda bilgiler verir. Yerleşik hayata çok sonraları geçtiğimiz de hepimizin bilgisi dahilinde olduğu tarihi bir gerçektir. Tüm bu yaşanılanların dilimizde o kadar güzel etkileri vardır ki... Sanırım anlatımda kolaylık olması açısından madde madde sıralamak anlamlı olacaktır. 

Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/274851-dil-nasil-olusmustur.html#ixzz28jUZz6d0

0
2012-10-08T21:15:31+03:00

Dilin Oluşumu
Dil, insanların birbirleri ile iletişim kurmakta kullandığı bir kavram olarak anlatılsa da dilin vazifesi bu kadarla sınırlandırılırken, dilin nitelikleri sadece bu tanıma indirgenemez. Halkın gerçek bir ürünü olan dil; oturup da bir komisyon tarafından oluşturulmuş bir kültür olgusu ve/veya kavramı değil, halkın dilden dile, nesilden nesile aktardığı bir hazinesi olarak günümüze kadar çıkagelmiştir. Bu sebeple, bir milletin dili incelendiğinde aslında geçmişten yüklü hikayeler taşıdığı, o milletin yaşayışı hakkında derin bilgiler içerdiği görülebilir ve dilin oluşumu hakkında önemli bilgiler elde edilebilir. 
Bunu göstermek adına, dilerseniz biraz geçmişe gi****m ve geçmişte bir seyahat e****m. Dilimizin geçmişimiz hakkında nasıl güzel ve somut bilgiler içerdiğine hep beraber bakalım... Dilin manevi bir vatan, bir tarih abidesi ve toplumların kültürleri adına nasıl bir somut olgusu olduğunu hep beraber anlayalım. 
Hiç ilgilenmemiş olsak bile tarih bilgilerimiz bize atalarımızın hayvancılıkla geçindiği, at üstünde hareketli bir toplum olduğu, Orta Asya’da denizlerden uzak topraklarda yaşadığı konusunda bilgiler verir. Yerleşik hayata çok sonraları geçtiğimiz de hepimizin bilgisi dahilinde olduğu tarihi bir gerçektir. Tüm bu yaşanılanların dilimizde o kadar güzel etkileri vardır ki... Sanırım anlatımda kolaylık olması açısından madde madde sıralamak anlamlı olacaktır. 




Yada 


Dillerin oluşumu 
Hz. Adem’den sonra dillerin nasıl meydana geldiğine dair elimizde net bir bilgi mevcut değildir. Tarih kitaplarında Hz. Adem ve Hz. Adem’den sonraki nesillerin, Süryani dilini kullandığını biliyoruz. Bu mevzuda dilin tekamülünü anlatan dil uzmanları bize bazı bilgiler vermektedirler. Onların söylediklerini reddetmek için kuvvetli bir sebep yoktur. 

Hz. Adem’in torunları, yerlerinden ayrılıp ayrı ayrı mıntıkalara gidip oralara yerleşmişlerdir. Ayrı ayrı mıntıkalarda eşya ve hadiselerin tesiriyle bir dil teşekkül etmiştir. Bu dil, zamanla değişmiş, tekamül etmiş, ayrı bir dil halini almıştır. Nitekim tarihi bilgilere göre Türk milletinden sayılan Finliler aslen Türk olmalarına rağmen Finlandiya’da konuştukları dilin Türkçe ile hiçbir alakası yoktur. Halk edebiyatında saray, saray edebiyatında da bugünkü konuştuğunuz dilin izine rastlamak mümkün değildir. Böyle oluşumlar geçire geçire diller, bazen kalınlaşmış, bazen de incelmiştir. Bizim dilimizi de bir hayli inceltip kuşa çevirmişlerdir. Dil, on senede bir öyle bir değişim geçirmektedir ki adeta ayrı bir dil haline gelmektedir. Bundan elli sene önce konuşulan Türkçe ile bugünkü Türkçe arasında çok büyük farklar vardır. 

Dil, elli sene gibi kısa bir zaman içinde böyle istihalelerle kendi kökünden uzaklaştığına göre Hz. Adem’den bu zamana kadar dillerin farklılaşması gayet normaldir ki, diller üzerinde dinler tarihi de aynı şeyi söylemektedir.

0