Cevaplar

2012-10-09T15:04:28+03:00

Hamid, Samipaşazade Sezai v.d. grubu.

9) Tanzimat sanatçılarının çoğu Fransız edebiyatını ve bu edebiyatın sanatçılarını örnek almışlardır. Bu sanatçıların etkisiyle bir kısmı klasik ( Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Ali Bey ) bir kısmı romantik ( Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmet Mithat, Abdülhak Hamid ) bir kısmı da realist ( Samipaşazade Sezai, Nabizade Nazım , Beşir Fuad ) özellikler taşıyan eserler vermişlerdir. Ancak söz konusu akımlar esinti halinde yansımıştır. Bunların kuralları kesin çizgilerle benimsenmiş ve uygulanmış değildir.

10) Tanzimat Edebiyatı, Divan Edebiyatının aksine seçkin kişiler için  (havas) değil, halk için meydana getirilen bir edebiyat olmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Bu görüşü benimseyen sanatçılar ( Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat v.d. ) özellikle makale, tiyatro, hatıra kısmen de roman türlerinde bu yolda eserler vermişlerdir. Tanzimat edebiyatının 2. dönem sanatçıları bu amaçtan uzaklaşmış görünmektedirler.

11) Halk için yazma  düşüncesinin sonucu olarak, konuşma dilinin yazı dili haline getirilmesi düşüncesi savunulmuştur. Tanzimat Edebiyatı sanatçılarının çoğu dil konusunda böyle düşünmekle birlikte, hiçbiri eski alışkanlıklardan kurtulup da tamamen konuşma diliyle yazmış değillerdir. Sade dil daha çok tiyatro, anı, mektup yer yer de makale ve romanlarda kullanılmıştır. 2.dönem sanatçılarının bir bölümü ise konuşma dilinden epey uzaklaşmıştır.

12) Tanzimat Edebiyatında en önemli yenilik nesirde, anlatımın kuruluşunda görülür. Bu edebiyatta söz hüneri göstermek değil, bir takım düşünceleri halka yaymak amacı güdüldüğünden "seciler" atılmış, asıl düşünce ile ilgisi olmayan doldurma sözlere yer verilmemiştir. Düşünceler sayfalarca süren uzun cümleler yerine anlaşılması kolay kısa cümlelerle verilmeğe çalışılmıştır.

13) Tanzimat Edebiyatıyla birlikte nesirde noktalama işaretleri kullanılmaya başlanmıştır.

14) Şiirin konusu genişletilmiş günlük hayatla ilgili her türlü olay, duygu ve düşünce şiire konu olarak seçilmiştir. İlk zamanlarda Divan Edebiyatı nazım şekillerinin dışına pek çıkılmamış, yeni düşünceler eski şekiller içinde  söylenmiştir. Sonraları yeni düşünceler yeni şekillerle ifade edilmeye başlamıştır. Yeni nazım şekilleri önce Fransızcadan yapılan manzum tercümelerinde görülmüş, te'lif şiirlerde çok sonra kullanılmıştır.

15) Beyitlerin başlı başına bir bütün olmasıyla yetinilmeyip bütün mısralar arasında bir anlam bağı bulunmasına dikkat edilmiştir. Divan şiirindeki parça (beyit) güzelliği anlayışı yerine bütün güzelliğine önem verilir, şiirin başından sonuna kadar belirli bir düşünce etrafında gelişmesine ve konu birliğinin sağlanmasına çalışılır.

16) Şiirde, Divan Edebiyatında olduğu gibi " aruz " ölçüsü kullanılmıştır. Milli ölçümüzün hece olduğu söylenmiş ise de kişisel bir iki başarısız denemeden ileriye gidilememiştir.

17) Dilden yabancı kelime ve kuralların atılmaya başlanmasıyla Türkçeyi aruz veznine uydurmadan doğan zorluk yüzünden nazımda hep eski dil kullanılmış sade dil ancak birkaç parça şiirle denenmiştir.

18) Tanzimat şiirinde 4 ana tema işlenir:

       a) Medeniyet,akıl,kültür,kanun,adalet,hak,millet gibi sosyal öğeler.

       b) İkinci tema "varlık,yokluk,ölüm,madde,ruh,dünya,Allah" gibi metafizik öğeler.

       c) Üçüncü tema "aşk"tır. Ancak Divan şiirindeki kalıplaşmış mecazlarla anlatılan soyut sevgili, soyut aşk yerine "ete-kemiğe" bürünmüş somut insanlara karşı duyulan aşk anlatılır.

       d) Dördüncü tema " tabiat "tır. İlkin roman çevirilerinde görülen romantik ve egzotik tabiat tasvirleri, edebiyatımızda da Fransız yazar ve şairlerinin etkisiyle önceleri nesirde görülmüş ikinci dönemde, şiirde ya doğrudan doğruya ya da bir başka konu içinde dolaylı olarak işlenmiştir. Divan şiirinde mazmunlarla anlatılan soyut tabiat yerine " somut " tabiat anlatılır.

19) Tanzimat Edebiyatının  ilk döneminde yetişen ve romantizm akımının etkisi altında kalan hikaye ve romancıların (bu akımın bir özelliği olarak) eserlerinde raslantılara çok yer verilmiş, yazarın kişiliği gizlenmemiş; bireyin eğitimi ve toplumu amacı güdülerek ikide bir olayın yürüyüşü dururulup her konuda birtakım bilgiler verilmiştir. Kişiler çoğu zaman tek yönlü (iyiler hep iyi kötüler hep kötü) olarak ele alınmış, hikaye ya da romanın sonunda iyiler ödüllendirilip kötüler ya da suçlular cezalandırılmıştır.

20) Eserlerde olağanüstü olaylara ve kişilere yer verilir. Kahramanlar çoğu zaman bir görüşte aşık olurlar. İkinci dönemde yetişen ve  realizm akımının etkisinde  kalan sanatçılar eserlerinde iç gözleme yer vermiş, sebeplerle sonuçlar arasında bağlar aramış, anlatılan her şeyin olabilirliğine dikkat etmişlerdir.

21) Tanzimat Edebiyatında tiyatro " komedi " ve "dram" olmak üzere iki çizgi üzerinde yürür. Tiyatro eserleri oynanmak için değil okunmak için yazılır. Sahneye genellikle aile,gelenek,görenek,vatan,evlilik vb. gibi sosyal meseleler çıkarılır. Tiyatro hem eğlence aracı olarak hem de ahlak okulu olarak düşünülür.

       Komediler gerek dili,olay örgüsü ve hayata uygunluğu gerek kişilerin canlılığı bakımlarından başarılı ürünlerdir. Bu ürünler klasizmin tesiri altındadır. Dram türündeki oyunlar dili,olay örgüsü,konuların seçimi ve hayata uygunluğu,kişilerin canlılığı ve inandırıcılığı bakımlarından komedilerde tutturulan düzeyin çok altındadır. Duygular yapay bir hava içinde verilmiştir.

22) Tanzimat Edebiyatında daima bir ikilik hakim olmuştur. Sade dilin yanında ağır bir dil, eski türlerin yanında yeni türler kullanılmaya devam edilir. Hece vezninin kullanılması gerektiği ileri sürüldüğü halde aruz vezni kullanılır.

 

 

 

0
2012-10-09T15:44:20+03:00

Hamid, Samipaşazade Sezai v.d. grubu.

9) Tanzimat sanatçılarının çoğu Fransız edebiyatını ve bu edebiyatın sanatçılarını örnek almışlardır. Bu sanatçıların etkisiyle bir kısmı klasik ( Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Ali Bey ) bir kısmı romantik ( Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmet Mithat, Abdülhak Hamid ) bir kısmı da realist ( Samipaşazade Sezai, Nabizade Nazım , Beşir Fuad ) özellikler taşıyan eserler vermişlerdir. Ancak söz konusu akımlar esinti halinde yansımıştır. Bunların kuralları kesin çizgilerle benimsenmiş ve uygulanmış değildir.

10) Tanzimat Edebiyatı, Divan Edebiyatının aksine seçkin kişiler için  (havas) değil, halk için meydana getirilen bir edebiyat olmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Bu görüşü benimseyen sanatçılar ( Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat v.d. ) özellikle makale, tiyatro, hatıra kısmen de roman türlerinde bu yolda eserler vermişlerdir. Tanzimat edebiyatının 2. dönem sanatçıları bu amaçtan uzaklaşmış görünmektedirler.

11) Halk için yazma  düşüncesinin sonucu olarak, konuşma dilinin yazı dili haline getirilmesi düşüncesi savunulmuştur. Tanzimat Edebiyatı sanatçılarının çoğu dil konusunda böyle düşünmekle birlikte, hiçbiri eski alışkanlıklardan kurtulup da tamamen konuşma diliyle yazmış değillerdir. Sade dil daha çok tiyatro, anı, mektup yer yer de makale ve romanlarda kullanılmıştır. 2.dönem sanatçılarının bir bölümü ise konuşma dilinden epey uzaklaşmıştır.

12) Tanzimat Edebiyatında en önemli yenilik nesirde, anlatımın kuruluşunda görülür. Bu edebiyatta söz hüneri göstermek değil, bir takım düşünceleri halka yaymak amacı güdüldüğünden "seciler" atılmış, asıl düşünce ile ilgisi olmayan doldurma sözlere yer verilmemiştir. Düşünceler sayfalarca süren uzun cümleler yerine anlaşılması kolay kısa cümlelerle verilmeğe çalışılmıştır.

13) Tanzimat Edebiyatıyla birlikte nesirde noktalama işaretleri kullanılmaya başlanmıştır.

14) Şiirin konusu genişletilmiş günlük hayatla ilgili her türlü olay, duygu ve düşünce şiire konu olarak seçilmiştir. İlk zamanlarda Divan Edebiyatı nazım şekillerinin dışına pek çıkılmamış, yeni düşünceler eski şekiller içinde  söylenmiştir. Sonraları yeni düşünceler yeni şekillerle ifade edilmeye başlamıştır. Yeni nazım şekilleri önce Fransızcadan yapılan manzum tercümelerinde görülmüş, te'lif şiirlerde çok sonra kullanılmıştır.

15) Beyitlerin başlı başına bir bütün olmasıyla yetinilmeyip bütün mısralar arasında bir anlam bağı bulunmasına dikkat edilmiştir. Divan şiirindeki parça (beyit) güzelliği anlayışı yerine bütün güzelliğine önem verilir, şiirin başından sonuna kadar belirli bir düşünce etrafında gelişmesine ve konu birliğinin sağlanmasına çalışılır.

16) Şiirde, Divan Edebiyatında olduğu gibi " aruz " ölçüsü kullanılmıştır. Milli ölçümüzün hece olduğu söylenmiş ise de kişisel bir iki başarısız denemeden ileriye gidilememiştir.

17) Dilden yabancı kelime ve kuralların atılmaya başlanmasıyla Türkçeyi aruz veznine uydurmadan doğan zorluk yüzünden nazımda hep eski dil kullanılmış sade dil ancak birkaç parça şiirle denenmiştir.

18) Tanzimat şiirinde 4 ana tema işlenir:

       a) Medeniyet,akıl,kültür,kanun,adalet,hak,millet gibi sosyal öğeler.

       b) İkinci tema "varlık,yokluk,ölüm,madde,ruh,dünya,Allah" gibi metafizik öğeler.

       c) Üçüncü tema "aşk"tır. Ancak Divan şiirindeki kalıplaşmış mecazlarla anlatılan soyut sevgili, soyut aşk yerine "ete-kemiğe" bürünmüş somut insanlara karşı duyulan aşk anlatılır.

       d) Dördüncü tema " tabiat "tır. İlkin roman çevirilerinde görülen romantik ve egzotik tabiat tasvirleri, edebiyatımızda da Fransız yazar ve şairlerinin etkisiyle önceleri nesirde görülmüş ikinci dönemde, şiirde ya doğrudan doğruya ya da bir başka konu içinde dolaylı olarak işlenmiştir. Divan şiirinde mazmunlarla anlatılan soyut tabiat yerine " somut " tabiat anlatılır.

19) Tanzimat Edebiyatının  ilk döneminde yetişen ve romantizm akımının etkisi altında kalan hikaye ve romancıların (bu akımın bir özelliği olarak) eserlerinde raslantılara çok yer verilmiş, yazarın kişiliği gizlenmemiş; bireyin eğitimi ve toplumu amacı güdülerek ikide bir olayın yürüyüşü dururulup her konuda birtakım bilgiler verilmiştir. Kişiler çoğu zaman tek yönlü (iyiler hep iyi kötüler hep kötü) olarak ele alınmış, hikaye ya da romanın sonunda iyiler ödüllendirilip kötüler ya da suçlular cezalandırılmıştır.

20) Eserlerde olağanüstü olaylara ve kişilere yer verilir. Kahramanlar çoğu zaman bir görüşte aşık olurlar. İkinci dönemde yetişen ve  realizm akımının etkisinde  kalan sanatçılar eserlerinde iç gözleme yer vermiş, sebeplerle sonuçlar arasında bağlar aramış, anlatılan her şeyin olabilirliğine dikkat etmişlerdir.

21) Tanzimat Edebiyatında tiyatro " komedi " ve "dram" olmak üzere iki çizgi üzerinde yürür. Tiyatro eserleri oynanmak için değil okunmak için yazılır. Sahneye genellikle aile,gelenek,görenek,vatan,evlilik vb. gibi sosyal meseleler çıkarılır. Tiyatro hem eğlence aracı olarak hem de ahlak okulu olarak düşünülür.

       Komediler gerek dili,olay örgüsü ve hayata uygunluğu gerek kişilerin canlılığı bakımlarından başarılı ürünlerdir. Bu ürünler klasizmin tesiri altındadır. Dram türündeki oyunlar dili,olay örgüsü,konuların seçimi ve hayata uygunluğu,kişilerin canlılığı ve inandırıcılığı bakımlarından komedilerde tutturulan düzeyin çok altındadır. Duygular yapay bir hava içinde verilmiştir.

22) Tanzimat Edebiyatında daima bir ikilik hakim olmuştur. Sade dilin yanında ağır bir dil, eski türlerin yanında yeni türler kullanılmaya devam edilir. Hece vezninin kullanılması gerektiği ileri sürüldüğü halde aruz vezni kullanılır.

0