Cevaplar

2012-10-09T20:35:47+03:00

nsanlığın tarihsel kökenlerini dinsel anlamda Âdem ve Havva’ya; dünyevi ve ideolojik olarak ilkel kominel toplum, avcılık, toplayıcılık, yerleşik toplum, imparatorluklar, feodal ve ulus toplumlarına kadar dayandırmak mümkündür. Toplumların sosyal, siyasi, ekonomik, kültürel ve dinsel yaşam tarzları ne kadar farklı olsa da toplumda yaşayan tüm bireylerin ortak duygu, düşünüş ve hayat anlayışları mevcuttur. Her zaman ve her yerde güncelliğini koruyan, tartışılan, anlam yüklenen kavramlar olmuştur. Bunlar genel anlamda hayatı anlama, yaşamı sorgulama, umut, özlem, eşitlik, adalet, mutluluk ve sevgidir. Bana göre bunların en can alıcı olanı insanın kendisini hayat karşısında var etmeye yeltenmesidir ya da ispatlamasıdır. Kendini ve yaşamı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmasıdır. Bunlar büyük bedeller gerektiren duygulardır. Öyle görünüyor ki bu, insanoğlunun var olduğundan bugüne kadar giriştiği en büyük mücadele örneğidir. Hayat içinde kendimize değer yüklemek, yaşamın kırmızı çizgilerini sorgulayıp anlam yüklemeye çalışmak… Bu çok çetin bir mücadele örneğidir. Belki de tarih boyunca girişilen en kanlı ve şiddetli savaşlardan, en dramatik sahnelerden, sonu faciayla sonuçlanan tüm toplumsal hareketlerden daha acımasız ve hüzünlü bir tablodur. Çünkü bu savaş kişinin kendi kendisiyle verdiği savaşıdır

1 2 1
2012-10-09T22:33:36+03:00

kısamı istiyosunnnnnnnnn

0