Cevaplar

En İyi Cevap!
2012-10-09T21:49:00+03:00
PSİKOLOJİNİN TARİHÇESİ

Psikoloji uzun yıllar felsefe içerisinde kalmış olan bir bilim dalıdır. 19.yy. bilimlerinin bağımsızlığını ilan ettiği bir yüz yıldır. Psikoloji, diğer bilimler gibi kavram değiştiren bir bilim dalıdır. Psikoloji, inceleme konusu olarak insanı seçmiştir. Fakat karşılaştırmalı bir bilim olarak hayvan davranışlarına da –insan davranışlarını anlamak için- yönelmiştir. Psikoloji, felsefe içerisindeyken davranışı değil, ruhu incelemekteydi. Fakat 1876 yılında WUNDT Almanya’da Walpzig üniversitesinde kurduğu psikoloji laboratuarı sayesinde psikolojinin felsefeden ayrılmasına ön ayak olmuştur. Fakat sadece felsefeden ayrılması, psikolojinin pozitif bir bilim olmasına yetmemiştir. Diğer pozitif bilimlerde kullanılan teknik ve yöntemleri kullanarak pozitif bir bilim haline gelmiştir.

Wundt, aslında bir fizyologtur. 1964 yılında Ordinaryus Prof. olmuştur. Fizyolojiyi bir kenara bırakarak, felsefe ve psikoloji ile uzun yıllar uğraşmıştır. Psikoloji laboratuarını kurduktan sonra da yaşamını psikolojiye vermiştir. Her şeyden önce Wundt, metafizik ruh yerine, fiziki değişkenlere bağlı zihinsel yapıya yer vermiştir. Yani Wundt, zihinsel yaşantıları psikolojinin konusu yapmıştır. Bu sayede psikolojiyi tabiat bilimi haline getirmiştir. Wundt, aynı zamanda deneysel psikolojinin de kurucusudur.

Wundt’a göre psikoloji, bir bilinç (şuur) bilimidir. Psikolojide gözleme açık olmayan bir çok süreç bulunmaktadır. Wundt içgözlem metodunu kullanmaya çalışmıştır. Çok iyi bir gözlemci, deneyci, analizci ve psikologdur.

Psikolojinin bugünkü halina gelmesinde önemli katkısı olan iki alman psikolog vardır. Gustav Theodor Fechner ve Ernst Weber’dir.

 

1 5 1
2012-10-09T21:49:07+03:00

Bilimsel psikoloji tarihinin ilk dönemlerinin büyük bölümünün bilinçle ilgilendiğine dikkat etmiştik. 19. yüzyılın son dönemlerinin deneysel psikologları uygun tek çalışma alanının bilincin içeriği olduğuna ve bu nedenle psikolojinin ilk dönemlerindeki temel çalışma odağının bilinç deneyimlerinin analizi olduğuna inanmışlardı. Davranışın bilinçaltı belirleyicileri hakkında çok az düşünce söz konusuydu.

 

0