Cevaplar

2012-10-09T21:59:10+03:00

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi karlar
Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar…
Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu,
Ey kebûterlerin neşideleri,
O baharın bu işte ferdâsı
Kapladı bir derin sükûta yeri
Karlar
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.
Ey uçarken düşüp ölen kelebek
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek
Gibi kar
Seni solgun hadîkalarda arar;
Sen açarken çiçekler üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpâze,
Nâ’şun üstünde şimdi ey mürde
Başladı parça parça pervâze
Karlar
Ki semâdan düşer düşer ağlar
Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
Gibi kar
Sizi dallarda, lânelerde arar.
Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,

Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! -
Son kalan mâi tüyleri kovalar
Karlar
Ki havada uçar uçar ağlar.
Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir
Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter…
Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-
Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -
Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid…
Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek.
Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!
Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar
Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar
Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar,
Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,
Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân
Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun,
Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.
Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:
Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;
Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi…

Cenap Şahabettin

0
2012-10-09T22:01:21+03:00

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş, 
(Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,) 
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar 
(Eşini kaybeden bir kuş gibi kar) 
Gibi kar 
(Gibi kar) 
Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar... 
(Geçen ilkbahar günlerini arar) 
Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu, 
(Ey kalplerin divane şarkısı) 
Ey kebûterlerin neşideleri, 
(Ey güvercinlerin şiirleri) 
O baharın bu işte ferdâsı 
(O baharın bu işte yarını) 
Kapladı bir derin sükûta yeri 
(Kapladı bir derin sessizliğe yeri) 
Karlar 
(Karlar) 
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar. 
(Ki sessizce arasıra ağlar) 
Ey uçarken düşüp ölen kelebek 
(Ey uçarken düşüp ölen kelebek) 
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek 
(Bir melek kanadının beyaz püskülü) 
Gibi kar 
(Gibi kar) 
Seni solgun hadîkalarda arar. 
(Seni solgun bahçelerde arar.) 
Sen açarken çiçekler üstünde 
(Sen açarken çiçekler üstünde) 
Ufacık bir çiçekli yelpâze, 
(Ufacık bir çiçekli yelpâze,) 
Nâ'şun üstünde şimdi ey mürde 
(Cansız bedenin üstünde şimdi ey ölü) 
Başladı parça parça pervâze 
(Başladı parça parça altın kırıntıları) 
Karlar 
(Karlar) 
Ki semâdan düşer düşer ağlar! 
(Ki gökyüzünden düşer düşer ağlar!) 
Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar; 
(Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar  
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar 
(Küçücük, beyaz başlı baykuşlar) 
Gibi kar 
(Gibi kar) 
Sizi dallarda, lânelerde arar. 
(Sizi dallarda, yuvalarda arar.) 
Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân, 
(Gittiniz, gittiniz siz ey kuşlar,) 
Şimdi boş kaldı serteser yuvalar; 
(Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar  
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! - 
(Yuvalarda -feryat etmeyen yetîm-) 
Son kalan mâi tüyleri kovalar 
(Son kalan mavi tüyleri kovalar) 
Karlar 
(Karlar) 
Ki havada uçar uçar ağlar. 
(Ki havada uçar uçar ağlar.) 
Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir 
(Ey kış göğü, elinde yığın yığındır) 
Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter... 
(Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, ıslak bulut...) 
Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir- 
(Dök ey gökyüzü -doğanın canlılığı uykudadır-) 
Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler! 
(Siyah toprağın üstüne katışıksız çiçekler!) 
Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! - 
(Her ağaçlık yer şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -) 
Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid... 
(Bir gölge yığını ve siyah renkli ve ümitsiz) 
Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek. 
(Ey kış göğünün eli, durma, durma, çek.) 
Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd! 
(Her ağaçlığın üstüne bir beyaz örtü!) 
Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar 
(Göklerden emeller gibi dökülüyor kar) 
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar 
(Her mutlu hayalim gibi koşarak düşüyor kar) 
Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar 
(Sessiz bir rüzgar tüylü bir kanatta uyuklar) 
Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar, 
(Yolunda durur bir aralık sonra uçarlar,) 

0