Soru

cango7 kullanıcısının avatarı

eskiden elektrik yokken kullanılan aydınlatma araçları aciiiiiiiiiiiiiiiiil ödev yarına ve uzun cevap lazım ltfn yazınnnnnnn

gönderen Cango7

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Cango7 kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

2
oburakx kullanıcısının avatarı
Oburakx cevapladı

Şamdan,mum ve gaz lambasıdır.

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (3)
  • oy ver Seviye: 4, Oylar: 3

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
cansum1998 kullanıcısının avatarı
Cansum1998 cevapladı

Antikçağ’da aydınlatma ama­cıyla ocak alevi ışığından, sacayaklar üze­rine yerleştirilen korlardan, elde taşınan meşalelerden ve ilk örnekleri Fenikeliler’e değin uzanan yağ kandillerinden yarar­lanılırdı.

Daha Roma döneminde mineral yağ biliniyordu; klasik dönemde içyağından yapılan mumlar ortaya çıktı; ardından boynuz, hayvan mesanesi ya da yağlı bezle rüzgâra karşı korunan, taşınabilir fe­nerler yaygınlaştı. Romalı zenginler, so­kakta aydınlanmak için laternarii denilen fenerler kullanırdı. Aydınlatma yöntemle­ri, Ortaçağ’da pek değişmedi. Toplantı­larda çoğunlukla uşakların taşıdığı meşalelerden, balmumu ya da içyağı tüketen kandillerden yararlanılıyordu; kimi tören­lerde (prens düğünleri) meşale dansları yapılırdı. Şamdanların kullanımı IV. yy.’a değin iner.

Yağ lambaları ise Cardan’ın getirdiği birkaç yenilik dışında uzun süre Antikçağ’daki biçimlerini korudu. 1784′te Argand’ın geliştirdiği çift hava akımlı lamba­yı, daha sonra Quinquet kullanıma sun­du. 1787′ye doğru, Lebon havagazını buldu; ancak bunun ilk uygulaması, 1805′te İngiltere’deki sanayi kuruluşların­da gerçekleştirildi. Osmanlıdöneminde havagazı, İstanbul’da önceleri yalnız sa­rayları aydınlatmada kullanıldı. 1853′te, bu amaçla kurulan ilk gazhaneden, Dolmabahçe Sarayı’nı, 1865-1870 arası Kuz­guncuk’ta kurulan gazhaneden ise, Bey­lerbeyi Sarayı’nı aydınlatmada yararlanıl­dı.

Elektrikle aydınlatma, 1840′a doğru ark lambalarının (Davy, 1813) ortaya çıkışıy­la başladı; ama yaygınlaşması için Edison ve Swan’ın 1879′da akkor lambayı geliş­tirmelerini beklemek gerekti.

Şamdanlarda uzun süre, bitkisel yağ­larla birlikte, balmumu ve hayvan içyağları kullanıldı. Chevreul’ün çalışmalarıyla önemli ölçüde gelişen yağlı maddeler kimyası, değişik kökenli hayvansal yağ­lardan mum üretimine olanak verdi; da­ha sonra, doğal hidrokarbonlar (petrol, şist yağı), dönüşüm (benzin, aydınlatma gazı) ya da bireşim (asetilen) hidrokar­bonları aydınlatma sorununa gittikçe yetkinleşen çözümler getirdi. Nitekim XIX. yy.’ın ikinci yarısında gelişen hidrokar­bonlarla aydınlatma, nadir toprakların ve akkorluğun bulunmasıyla dev bir adım at­tı.

Bu sırada, elektrikle aydınlatma da ge­lişiyordu: elektrik boşalımı ve akkor lam­ba. Bu lamba, ısıya dayanıklı bir filaman yerleştirilmiş cam bir ampulden oluşur; fi­laman elektrik akımıyla akkor hale gele­rek ışık verir. Filaman olarak, önce kar­bon, sonra osmiyum ve tantal, nihayet tungsten kullanıldı; ampul azot, argon ve kripton gibi kimyasal bakımdan etkisiz bir gazla dolduruldu.

940′tan sonra, boşalımlı lambalar, ak­kor lambaların yerini almaya başladı. Bu lambalarda ışık, cıva ve sodyum gibi bir metal buharının ışıldamasından doğar. Değişik tipte boşalımlı lambalar vardır; örneğin flüorışıl lamba düşük basınçta tek- renkli ve yüksek basınçta daha geniş tayflı sarı bir ışık yayar.
kaynak:Büyük Larousse Ansiklopedisi-Milliyet Yayınları

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (6)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...