Ödevlerde
ücretsiz yardım!

Soruların %80'i 10 dakika içerisinde yanıt alır

Ödev ekle

Telefonuna yükle

Android iOS

Ödev

takip et

Cevaplar

Şamdan,mum ve gaz lambasıdır.

oburakx kullanıcısının avatarı Oburakx 25.02.2013 Teşekkürler (3) Seviye: 4, Oylar: 3
ŞİKAYET BİLDİR!

Yorum ekle

Antikçağ’da aydınlatma ama­cıyla ocak alevi ışığından, sacayaklar üze­rine yerleştirilen korlardan, elde taşınan meşalelerden ve ilk örnekleri Fenikeliler’e değin uzanan yağ kandillerinden yarar­lanılırdı.

Daha Roma döneminde mineral yağ biliniyordu; klasik dönemde içyağından yapılan mumlar ortaya çıktı; ardından boynuz, hayvan mesanesi ya da yağlı bezle rüzgâra karşı korunan, taşınabilir fe­nerler yaygınlaştı. Romalı zenginler, so­kakta aydınlanmak için laternarii denilen fenerler kullanırdı. Aydınlatma yöntemle­ri, Ortaçağ’da pek değişmedi. Toplantı­larda çoğunlukla uşakların taşıdığı meşalelerden, balmumu ya da içyağı tüketen kandillerden yararlanılıyordu; kimi tören­lerde (prens düğünleri) meşale dansları yapılırdı. Şamdanların kullanımı IV. yy.’a değin iner.

Yağ lambaları ise Cardan’ın getirdiği birkaç yenilik dışında uzun süre Antikçağ’daki biçimlerini korudu. 1784′te Argand’ın geliştirdiği çift hava akımlı lamba­yı, daha sonra Quinquet kullanıma sun­du. 1787′ye doğru, Lebon havagazını buldu; ancak bunun ilk uygulaması, 1805′te İngiltere’deki sanayi kuruluşların­da gerçekleştirildi. Osmanlıdöneminde havagazı, İstanbul’da önceleri yalnız sa­rayları aydınlatmada kullanıldı. 1853′te, bu amaçla kurulan ilk gazhaneden, Dolmabahçe Sarayı’nı, 1865-1870 arası Kuz­guncuk’ta kurulan gazhaneden ise, Bey­lerbeyi Sarayı’nı aydınlatmada yararlanıl­dı.

Elektrikle aydınlatma, 1840′a doğru ark lambalarının (Davy, 1813) ortaya çıkışıy­la başladı; ama yaygınlaşması için Edison ve Swan’ın 1879′da akkor lambayı geliş­tirmelerini beklemek gerekti.

Şamdanlarda uzun süre, bitkisel yağ­larla birlikte, balmumu ve hayvan içyağları kullanıldı. Chevreul’ün çalışmalarıyla önemli ölçüde gelişen yağlı maddeler kimyası, değişik kökenli hayvansal yağ­lardan mum üretimine olanak verdi; da­ha sonra, doğal hidrokarbonlar (petrol, şist yağı), dönüşüm (benzin, aydınlatma gazı) ya da bireşim (asetilen) hidrokar­bonları aydınlatma sorununa gittikçe yetkinleşen çözümler getirdi. Nitekim XIX. yy.’ın ikinci yarısında gelişen hidrokar­bonlarla aydınlatma, nadir toprakların ve akkorluğun bulunmasıyla dev bir adım at­tı.

Bu sırada, elektrikle aydınlatma da ge­lişiyordu: elektrik boşalımı ve akkor lam­ba. Bu lamba, ısıya dayanıklı bir filaman yerleştirilmiş cam bir ampulden oluşur; fi­laman elektrik akımıyla akkor hale gele­rek ışık verir. Filaman olarak, önce kar­bon, sonra osmiyum ve tantal, nihayet tungsten kullanıldı; ampul azot, argon ve kripton gibi kimyasal bakımdan etkisiz bir gazla dolduruldu.

940′tan sonra, boşalımlı lambalar, ak­kor lambaların yerini almaya başladı. Bu lambalarda ışık, cıva ve sodyum gibi bir metal buharının ışıldamasından doğar. Değişik tipte boşalımlı lambalar vardır; örneğin flüorışıl lamba düşük basınçta tek- renkli ve yüksek basınçta daha geniş tayflı sarı bir ışık yayar.
kaynak:Büyük Larousse Ansiklopedisi-Milliyet Yayınları

cansum1998 kullanıcısının avatarı Cansum1998 25.02.2013 Teşekkürler (5)
ŞİKAYET BİLDİR!

Yorum ekle

Aradağını bulamadın mı?

Soru sor