Cevaplar

2012-10-11T13:38:14+03:00

Yeni lisanın tefhim ve tamimi için Selanik’te, Genç Kalemler, İzmir’deGençlik namlarıyla iki mecmua intişara başladı. Selânik’in en mühim gazetesi olanRumeli yeni lisanı kat’î bir surette kabul etti, iki aydan beri intişar eden Rumelinüshaları mütalâa olunursa baş makalelerinin umumiyetle diğer yazılarının ekseriyetle bu lisanda yazılmış olduğu görülür.

Gündelik Yeni Asır gazetesinin baş makaleleri de yeni lisanladır. Selanik Belediye Hastahanesi tarafından tesis olunan Tıp Kitapları Tercüme Heyeti yeni lisanın tıp ıstılahlarını bulmakta büyük suhuletler bahşettiğini tecrübe ile anlayarak bu harekete iştirak etti. Yine Selanik’te gençlerden içtimaî ve felsefi eserler tercüme etmek üzere teşekkül eden bir heyet de tercüme üslûbu olarak yeni lisanı kabul etti. İstanbul’da felsefeye dair iki kitap yeni lisanla tercüme edilerek tab edildi. Yakında ve yine oradaYeni Lisan unvanıyla aylık ve büyük bir mecmua intişar edecektir.

Yeni lisanın hem ilim, hem edebiyat lisanı olabileceğini Genç Kalemler’deki “Yeni lisan” ve “Gençlik Kavgası” makalelerinden, şiir ve nesir numunelerinden anlaşılabilir. Yeni lisanın en büyük meziyeti ve muvaffakiyyetinin en kuvvetli yardımcısı Türk Derneği’nin yahut diğer münferit ve müçtemî tasfiyecilerin ibdâ’a çalıştıkları lisanlar gibi sun’î bir lisan olmaması, üslûplar arasındaki hayat kavgasında istifayı ihraz etmiş tabiî bir hareketin neticesi bulunmasıdır. Akif Paşa’nın Tabsıra’ı, Muallim Naci’nin Yazmış Bulundum‘u ve Ömer’in Çocukluğu namındaki eserleri.

 

Kemal Beyin bazı mektupları bu hareketin pîşdarları olduğu gibi dünkü ve bugünkü ediplerimizin ve şairlerimizin eserlerinde tedricî bir surette yeni lisana doğru bir temayül meşhuttur. Halide Hanım yeni lisan programını kabul etmiş olmamakla beraber son eseri olan Harap Mabetleriz haberi olmadan yeni lisana bir güzel şehnüvişt ithaf etti.

Yeni Lisan” makalesi, o günün edebî ve fikrî çevrelerinde bomba gibi patladı. Bir sonraki sayıda ise, yine aynı başlık ve aynı imza ile ikinci bir yazı yayımlandı. Bu yazıyı Ali Cânib ve Ziya Gökalp birlikte kaleme almışlardı. Ali Cânib’in yazdığı kısımda, Yeni Lisanın, Türkler için yalnızca bir edebiyat meselesi olmayıp, her şeyden evvel bir hayat meselesi olduğu belirtiliyordu. Ziya Gökalp ise Yeni Lisanın okullarda uygulanması konusunu ele alımıştı.
Yeni Lisan yazısının yayımlanmasından hemen sonra şiddetli tepkiler görüldü. Buna karşıık, Genç Kalemler’in yazarları “Yeni Lisan ve Bir İstimzac” adını taşıyan bir kitapçık yayımladılar. Bu kitapçık, satış maksadıyla değil, dönemin tanınmış yazarlarına gönderilmek üzere hazırlanmıştı. Türk dili konusundaki yeni düşünceler ve görüşler de aynı kitapçıkta toplu olarak açıklanıyordu. Böylece Yeni Lisan Programı meydana getirilmişti. Bu program, daha sonra Genç Kalemler’in II. cilt 7. sayısında da yayımlanacaktı.

Yeni Lisan makale serisi dört ayrı yazı olarak yayımlandığı sırada, itirazlar ve hücumlar da başlamıştı. M. Nermi ve Kâzım Nami (Duru), Genç Kalemler’in safında yer alan imzalardı. Buna karşılık, Şehabeddin Süleyman, Yakub Kadri (Karaosmanoğlu), Cenab Şahabeddin, Süleyman Nazif dildeki bu yeni harekete karşı çıkıyorlardı. İzmir’den Mehmed Necib (Türkçü) ve Mehmed Şükrü beyler de tartışmanın içinde yer alıyorlardı. Genç Kalemler’deki Yeni Lisan yazıları, yurdun çeşitli kültür merkezlerinde gittikçe genişleyen ilgi dalgacıkları meydana getiriyordu.
Yeni Lisan’a itirazlar başlıca şu noktalarda toplanıyordu:

Dilimizdeki tamlamaların, özellikle sıfat tamlamalarının kaldırılması Osmanlı dilini tehdit eden en büyük tehlikelerden biridir.
Biz Çağatay olalım ve Çağatayca söyleyelim. Bu, kabil olmayacaktır.
Yeni Lisan bir ilim dili olabilir, ama bir sanat dili olamaz.
Avam diliyle havas dili bir olamaz. Çünkü avam havastan anlamaz (Halk aydınları anlamaz).
Dile müdahale olmaz. Dil, ancak tabiî bir gelişme ile sadeliğe doğru yol alabilir.

Buna karşılık, Yeni Lisan hareketi, gittikçe genişleyen bir yazar kadrosu tarafından sonuna kadar savunuldu. On beş günde bir yayımlanan Genç Kalemler, 4. cildin sonunda (1912) kapandı. Selânik kaybedildi. Subaylıktan ayrılan Ömer Seyfeddin de, Ali Cânib ve Ziya Gökalp’la İstanbul’a geldi.
Genç Kalemler’in uzun vadeli etkileri de görüldü:

Ziya Gökalp “Turan” adlı manzumesini bu dergide yayımladı. “Turan” Türk milliyetçiliğinde yeni bir çağın müjdecisi oldu. Ziya Bey, “Turan” manzumesini Tevfik Sedat imzası ile yayınlamıştı. Daha sonra, Ali Cânib’in müdahalesiyle Gökalp adını kullanmaya başladı. Bu ad, onun âdeta soyadı gibi gerçek adı hâline geldi.

Yeni Lisan hareketi Türkçenin sadeleşmesinde önemli bir dönemeç oldu. Genç Kalemler, bu akımın öncüsü olarak anıldı.
Genç Kalemler, sadece dil konusunda değil, daha geniş olarak milliyetçilik düşüncesinin de ciddî şekilde ele alındığı bir yayın organı oldu.
Yeni Lisan hareketinin ilkeleri, Ziya Gökalp’ın daha sonra kaleme aldığı Türkçülüğün Esasları kitabındaki Lisanî Türkçülük bahsinin temelini oluşturdu.

1 5 1
En İyi Cevap!
2012-10-11T13:49:35+03:00

Genç Kalemler dergisi etrafında toplanarak, "Yeni Lisan" hareketini başlatanlar da devrim Türkçülük hareketini yürüten sanat ve fikir adımlarıdır. Türkçe'nin sadeleşmesi konusunda en kalıcı atılımı, “Yeni Lisancılar” başarmıştır. 1911'de Selânik'te “Genç Kalemler” dergisi etrafında toplanan Yeni Lisancılar ilk defa “Millî Edebiyat” kavramını da ortaya atmışlardır. Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Ali Canip, Âkil Koyuncu'nun öncülüğündeki Genç Kalemler ve Yeni Lisan hareketi “Milli bir edebiyat milli bir dille yaratılabilir" görüşünü ortaya atıp, Türkçe'nin sadeleşmesi için şu ilkeleri kabul ve ilân etmişlerdir:

1- Arapça ve Farsça gramer kurallarının kullanılmaması, bu kurallarla yapılan terkiplerin kaldırılması,

2- Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçe'de söylendikleri gibi yazılması,

3- Başka Türk Lehçelerinden kelimeler alınmaması,

4- İstanbul konuşması esas alınarak yeni bir yazı dilinin meydana getirilmesi,

5- Dil ve edebiyatın doğu-batı taklitçiliğinden kurtarılması,

Türk şair, yazar ve fikir adamları arasında kısa zamanda yayılan bu yeni lisan ve millî edebiyat anlayışı, bir edebiyat akımı halini almış ve devrin hemen bütün şair ve yazarları bu anlayışla eserler vermişlerdir. Bu dönemde sade dille eser veren şair ve yazarlardan bazıları şunlardır: Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Faruk Nafiz, Halit Fahri, Orhan Seyfi Yusuf Ziya Enis Behiç, Halide Edip, Yakup Kadri, Refik Halid, Reşat Nuri, Yahya Kemal; Türkçü hareketin içinde bulunmamakla beraber Mehmet Akif, Süleyman Nazif ve daha bir çok isim.

Günümüz Türkçesi’nin sadeleşmesinde ve gelişmesinde Yeni Lisan Hareketi ilk devre, başlangıç devresi olarak düşünülürse, ikinci devresi de 1930'larda başlayan "Dil İnkılâbı" devresidir. Bu devrede Atatürk'ün öncülüğü ile Türkçe'ye devlet elî uzanmış, sadeleşme ve Türkçecilik bir "devlet politikası" haline getirilmiştir. 1928'de Lâtin Alfabesi'nin kabulü ve 1932'de Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin ve 1936'da Türk Dil Kurumu'nun kuruluşu, Türkçe'nin sadeleştirilip zenginleştirilmesi yanında araştırılıp incelenmesini de sağlamıştır.

2 5 2