Cevaplar

2012-10-11T18:46:43+03:00

kaafiye uyum demktir genellikle şiirlerde geçerlidir.

1 5 1
2012-10-11T18:47:50+03:00

Kafiye: Mısra sonlarında, farklı kelimelerdeki ses (harf) benzerliğidir.Ama benzerliği sağlayan,
ek veya hece farklı görvde ve anlamda olmalıdır.

Kafiye mutlaka rediften önce gelir. Redif ise kafiyenin tersi olarak kafiyeden sonra gelen aynı görevli ve aynı
anlamlı ve aynı şekilde yazılan, ses, hece veya kelimelere denir. 


a) kelimeler farklı anlamda ama aynı seslerle bitmelidir. kitap, bitap, hitap, Arap, çorap,şarap(ap) kafiye


b) Kelime kökleri ve eklerle de sağlanabilir ama yazım aynıyken görev ve anlam farklı olmalıdır. göz(üm), üzüm, 
tut(um) üzüm , kök, göz(üm) deki üm sahiplik eki, tut(um) fillden isim yapan ek, yan, üzüm, tutum ve gözüm de 
üm sesleri anlam ve görevce farklı yazım olarak aynıdır.


Bu tariflere uygun veya farklı uygulamaları görelim.


Altın da bir pula olur mu kabil 
Ehli ile konuş olasın ehil 
Cahille konuşma olursun cahil 
Kişi ayarından düşer mi düşer 

Yukarıdaki şiirde 'il' seslerinde kafiye vardır. 


Sen bir ceylan olsan ben de bir avcı
Bulunmaz dermanı yoktur ilacı (A.Veysel)

Kökler av, ve ilaç tır. köklere gelen -cı ve - ı ekleri farklı görevlerdeki eklerdir.-cı meslek yapım eki
-ı belirtme durumu eki Dolayısıyla avcı ve ilacı kelimelerindeki (-cı )sesleri Tam kafiyelidir.



Gül büyütenlere mahsus hevesle,
Renk renk dertlerimi gözümde besle!
Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,
İçimde dövünüp ağlama gurbet!...(N. Fazıl)

kökler, heves, bes(i düşmüş) ses, tir. O halde - le ekleri aynı görevde olduğuna göre REDİF OLACAĞINDAN
kafiye heves, ses ve bes(i) köklerindeki ES seslerindedir.



Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde! Y.Kemal


GÖR-ür-üz- de, GÖZ-ümüz- de, kafiye bilgilerimize göre burada hata vardır.Çünkü , -üz ve ümüz ekleri
aynı görevde oldukları için kafiyeli sayılamaz.( iki ek de I.çoğul şahıs ekidir.) bu durumda kafiyeyi
ayrı yazılan de bağlacı ile bitişik yazılan -de ( ismin de halinde bulmak zorundayız)



Sen kubbesinde ince bir mozaik arar da
Gezersin kırk asırlık mabedin içini
Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda,
Bize heyecan verir bir parça yeşil çini ( F. Nafiz)


ARA_r da, DUVAR-da( r yarım kafiye, da lar redif)



Bugün nişanlansan, yarın evlensen
Benden başka binbir kişi sevsen
Hepsiyle ayrı ayrı izdivaç görsen
Bir gün dönersin diye bekleyeceğim (A. Hamdi Tanpınar)

Kökler: EV- len-se-n, SEV-se-n, GÖR- se-n ( -se, dilek şart eki, - dönüşlülük) ev, sev, gör köklerinde kafiye
olmadığı, -se-n eklerinin de aynı görevde olduğunu görüyoruz. Bu durumda kafiye hatalı kurulmuş redif kafiye 
kabul edilmiştir. Aydın şairlerimizin pek çoğunda bu tip kafiye hataları gözükmektedir.A.H.Tanpınar Edebiyat
profosörü olan tanınmış bir şair ve romancımızdır.



Bağın kapısını açtım 
Sanasın cennete düştüm 
Doldurdum badesin içtim 
Ne bağ duydu ne bağbancı ( Gevheri)

şiirde farklı bir uygulama vardır. Kafiye aç-, düş-, iç, kökleri üzerine gelen( -t_im,um, üm) eklerindedir.Bu ekler
şahıs ekidir.( iç-ti-m: ti, dili geçmiş zaman eki, -m=şahıs eki, yani geçmiş zaman da suyu içen benim) Kısaca- ti-m
ekleri aynı görevde ve anlamda olduğu için kafiye değildir. Kafiye aç, düş , iç kelimelerindeki sert sessizlerde 
düşünülmüştür.Ama bu sesler göz açından kafiye sayılmazlar kulak açısından birbirlerinie yakın sert sessizlerdir.


Bu arada divan şairlerinin ve halk şairlerinin kalın sesliler ( a, ı, o, u) ve ince seslileri ( e,i,ö,ü) kafiye 
saydıklarını unutmayalım yani ( sar, sır, kor, kur: yani ar, ır, or, ur tam kafiye sayılır) veya hatta sesli harflerin 
tümünü kafiyeli saydıkları da dikkatten kaçmamalıdır yani avare, çaba, sarı, kuru vb kafiyeli sayılır.( Bunun nedeni
Osmanlıcada sesli harfleri karşılayan sadece ü seslinin ama dilimizde sekiz seslinin bulunması ile ilgilidir.
arap alfabesinde ( o,u, ö,ü sesleri sadece vav harfiyle, ı,i (ye) harfiyle, a, e nin de ( he) Sesi ile gösterilebilmesi
sebebi iledir.

Arapçada h,s, t, k sessizlerinin de çeşitlerinin olması sebebi -ile mesela h sesinin ha, he, hı şeklinde üç çeşit alfabe
tik sessiz yazım şekli vardır, s sesinin sin, sad, se diye adlandırılan üç çeşit sesi ve harfi vardır.Türkçe de bu seslerin
hepsinin karşılığının tek olması kafiye konusunda ikilemler oluşturmuştur. Halk şairleri bu sessiz ve seslilerin ayrımlarını
bilmedikleri için hepsini kafiyeli saymışlar kafiyeyi kulağa aynı gelemsi bakımından - KAFİYE KULAK İÇİNDİR anlayışıyla
hareket etmişlerdir. Göz ile dikkat edilince bu sesler arasında kafiye olmadığı görülmektedir.

Bu bakımdan td, kğg, şç, sesleri arasında da kafiye var diye düşünülmüştür.



KAFİYE ÇEŞİTLERİ:



a) Yarım Kafiye: Mısra sonlarında tek ses benzeşmesine dayanan kafiye 
türüdür. Aslında, bu benzeşmenin sessiz harflerde olması gerekir. Halk 
edebiyatında yarım kafiye çok kullanılmıştır. 

Mehmed'im sevinin başlar yüksekte! 
Ölsek de sevinin eve dönsek de 


b) Tam Kafiye: Mısra sonlarında iki sesin benzeşmesine dayanan kafiye 
türüdür. 

Nasihatim sana: Herzeyle iştigali bırak 
Adamlığın yolu nerdense bul da girmeye bak 


c) Zengin Kafiye: Mısra sonlarında üç ve daha fazla sesin benzeşmesiyle 
meydana gelen kafiye çeşididir. 

Her şey akar su, tarih, yıldız, insan ve fikir 
Oluklar çift, birinden nur akar birinden kir

Redif 

Redifin tanımını yapmadan önce şunları bilmek gerekir: 
* Redifler daima mısranın en sonunda bulunur, yani kafiyeden sonra gelir. 
* Redifin olduğu her yerde mutlaka kafiye de vardır. Bu sebeple redifin 
bulunduğunu gördüğünüz her yerde kafiyeyi de bulmaya çalışınız. 

Redif: Mısra sonlarında, görevleri aynı olan eklerin, ya da anlamları aynı 
olan kelimelerin tekrarlanmasına redif denir. Tanımdan da anlaşılacağı 
üzere iki tür redif vardır: 

a) Ek Halindeki Redifler 
b) Kelime Halindeki Redifler


0