Soru

Gizeemmm kullanıcısının avatarı

Eleştiri türündeki bir yazı örneği bulabilir misiniz arkadaşlar??? Açıklama olarak değill örnek olarak.ama evliya çelebi vs. olmasın siz kendi kafanızdan d

a yazsanız olur ama eleştiri türünde yazı olsun.Lütfenn bu benim için çok önemlii :// gönderen Gizeemmm

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Gizeemmm kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

2
12seval12 kullanıcısının avatarı
12seval12 cevapladı
Arşivler - Eleştiri Örnekleri Ali Horuz tarafından yazıldı.    Pazar, 04 Mart 2012 21:23  

 

Kitap eleştirisi örneği;

BİR BOŞLUKLA HESAPLAŞMAK, KADİR AYDEMİR
En sondan başlamalı. Yaşamımızda asıl hesaplaşmamız gereken şeyin bize bırakılan ve bizden sonraya bıraktığımız “boşluklar” olduğunu anladığımız andan. Geri dönüşün olmadığı zaman diliminden yani. Etrafımıza dikkatli bir şekilde bakarsak göreceğimiz şey gayet basit olarak şu olacaktır, bu aynı zamanda da, aslında herkesin bildiği aforistik bir pusuladır: Var olan herkes bir boşluğun esiri aslında. Evet, binlerce boşluk taşıyoruz içimizde. Her boşluk bir başka boşluğun açtığı diğer bir boşluktan ibaret. Durum biraz karışık görünse de, böyle. İçimiz kadar dışımız da görünmez boşluklarla dolu. Var mıyız, yok muyuz bu evrende, bunu anlamak için yazılmıyor mu tüm kitaplar? Bunu anlamak için çevrilmiyor mu devasa sinema filmleri? Uzun cümlelere gerek olmamalı bu yaşamda. Bir varoluş sancısı çekiyoruz açıkçası. Dokunmak, tatmak, konuşmak, istemek, tüketmek… hepsi, tek başına kalan insanın -ki özünde yalnızızdır- icat ettiği bir oyunun uyulması gereken kurallarından biridir. Bahsedeceğim kitap tam da bu noktadan bakıyor bizlere, her şeye. Altay Öktem’in yeni deneme kitabı İçimde Bir Boşluk Var, bir bir “kanıtlıyor” tüm eksiklikleri. Gözle görülemeyen şeyler vardır. İlkokuldan beri anlatılıp durulur; mikroplar, virüsler vs. İçimde Bir Boşluk Var, otobüs tutamaçlarında gizlenen bir hastalığın mikrobundan tutun da, bir bakışla sevgilinizin şirin koltuk altı terinin neden olduğu küçük uyanışlara kadar insanoğlunun “içinden” gelen dürtüleri didikleyip duran, bazen rahatsız edici şekilde düşündüren, “Ben de mi öyleyim acaba?” dedirten şiddete sahip bir kitap. Altay Öktem’i yazdığı şiirlerden, öykülerden, romanlarından ve alternatif edebiyat çalışmalarından tanıyor edebiyat okurları. Yazar bu sefer pek bilinmeyen bir yönünü gözler önüne seriyor ve profesyonel meslek alanı olan doktorluğu “yazı”yla buluşturuyor. İçimde Bir Boşluk Var’ın oluşumunda bir yazar olmanın ötesinde, doktor olmanın sağladığı gözlem avantajını olumlu yönde kullanabilmiş Altay Öktem. Boşlukları doldurmak Altay Öktem İçimde Bir Boşluk Var’ı ‘Ruhun Boşluğu’, ‘Bedenin Boşluğu’, ‘Cesetlerin Boşluğu’, ‘Aşkın Boşluğu’, ‘Görüntünün Boşluğu’, ‘Gürültünün Boşluğu’ ve ‘Ben’in Boşluğu’ adlı yedi bölüme ayırmış. Her bölüm kendi içinde ayrışmış ve düşlerden gerçeğe uzanan, bilimsel verilerin de öykülenerek -insanları korkutmadan- okura sunulduğu parçalar meydana gelmiş. Şahsen bu kitabı okurken, kimi zaman içimden kıs kıs güldüm, kimi zaman da tırstım. Bu ülkede doktorlardan korkmamak mümkün değil, ölümü çağrıştırıyorlar sürekli. Ama Altay Öktem, işe felsefi bir açıdan bakıyor, sözleriyle şaşırtıyor bizleri: “…İtiraf ediyorum; uzun zamandır büyük bir hızla yuvarlanıyorum zirveye. Yazdığım bütün kitapları, terk ettiğim bütün kadınları, içtiğim sigaraları, ürküttüğüm kuşları, hiç görmediğim şehirleri, kasaba istasyonlarını, olimpiyat oyunlarını, Avrupa Topluluğu uyum yasalarını, iz bırakmayan işkence yöntemlerini, cinsel ve dinsel bütün pozisyonları, bütün ağrıları, çığlıkları, gülüşleri arkamda bırakıp zirveye doğru yuvarlanıyorum büyük bir hızla. Zirve çok aşağıda, biliyorum. Düşmeyi seçiyorum.” Yazarın içindeki boşluğu daha da derinleştiren bir durum. Öktem’in yukarda bahsettiği zirve olsa olsa ölüm olabilir. İlginç bir tercih. Ama, “nasılsa hiçbirimizin sağ çıkamayacağı” bir durumda, yani soluk alıp verdiğimiz şu hayatta belki de en “sağlıklı” tercihtir bu. Dilimizde İçimde Bir Boşluk Var tarzında yazılmış bir başka kitaba rastlamadım henüz. Sanırım bir ilk bu kitap. Dünya edebiyatında ise Alain de Botton’a ait Felsefenin Tesellisi’ni örnek verebiliriz. Önemli bir ayrıntı, kısaca bahsetmek gerekirse, kitabın yazılış dili genel olarak mizahi ve akıcı. Yaşamla alay eden sözleri okumaktan çok keyif alacaksınız. Özellikle aşk ile ilgili bölümde, yani ‘Aşkın Boşluğu’ndaki örneklemeleri okumak eğlenceliydi.

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (11)
  • oy ver Seviye: 3, Oylar: 9

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
LMonster215 kullanıcısının avatarı
LMonster215 cevapladı

Arabesk rapcileri anlaamıyorum. Arabesk ve rap ayrı tür şarkılardır. Sen git bunları birleştir yeni bişey yaratmaya çalış. Hip hop kültürününde içine ettiler. Türkiye'de artık rap dinliyorum dediğin zaman artık insanların aklına istem dışı arabesk rapciler geliyor. Bi kere seni rapci dinlemiyo ki. Yaptığın duygusal parçayı arabesk dinleyen, müslüm baba dinleyenler dinliyor. Yaptığında bişey yok yani. Bir tane parça yapıyo facebook'ta 3.000 fanı oluyo. ''ooo adam rapci'' -_- Başlarım böyle işe.


Saçma saçma cevaplar yazıp puan alma çabasındakileri anlamış değilim. Amacımız herkesin işini görmek, yardım etmek. Sen ne var da her b*ka atlıyon saçma saçma cevaplar yazıyosun? Hangi mantıkla yani. Bide sonra bunu yapanlar soru sorduğunda ''Saçmalama şikayet ederim'' yapıyolar -_- Yok yaa yok embesil bunlar -_- 

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (21)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...