Cevaplar

2012-10-11T20:26:34+03:00

Süleyman Çelebi’nin edebi kişiliğini, gücünü gösteren en büyük eseri Mevlittir.Mevlit, mesnevi biçiminde yazılmış 800 beyitlik dini bir eserdir. Hazreti Muhammet’e övgü olarak yazılmıştır.Süleyman Çelebi’nin tek eseri Mevlit’tir.

Süleyman Çelebi Mevlit’le Hazreti Muhammed’in hayatını şeriat sınırları içinde destanlaştırdı. Mevlit, o günden bugüne en çok okunan dini eser oldu. En büyük camilerden en küçük evlere, yerleşme yerlerine kadar gökten inciler yağıyormuşçasına derin bir kendinden geçmişlik içinde, hala okunmaktadır.

 

 

15. Yüzyılın en önemli Divan şairlerindendir. Dini konularda eser vermiştir. En önemli eseri Vesilet’ün-Necat (Mevlit), edebiyatımızda bir gelenek başlatmıştır. Bu eserinde Peygamberin hayatı doğumundan ölümüne kadar geçen süreyi ele almıştır. Süleyman Çelebi’den sonra Mevlit söylemeye geleneği ortaya çıkmıştır. Süleyman Çelebi, daha çok saray ve çevresinde aydın kesime hitap etmiştir.

 

2 5 2
2012-10-11T20:26:37+03:00

SÜLEYMAN ÇELEBİ (1346-1422)


Şöhreti asırlar ve ül­keler dolduran Süleyman Çelebi'nin hayatı hakkındaki bilgiler, onun şöh­retine ve hizmetine yakışacak ölçüde değildir. Bursa'da doğduğu, iyi bir tahsil gördüğü, Mevlid'ine dayanıla­rak çıkarılan bilgilerdendir. 
Orhan Gazi döneminde Bursa’da doğmuştur. Doğum tarihinin 1346, ölüm tarihinin ise 1422 olduğu sanılmaktadır.
Yıldırım Bayezid tarafından ilmi ve irfanı tak­dir edilen Süleyman Çelebi divan imamlığına tayin edilmiş ve uzun müddet bu görevde kalmıştır. Süleyman Çelebi bu sırada Bursa halkını irşad eden Buharalı Emir Sultan dergâ­hına gidip gelir. Emir Sultan'a intisab eder ve halifeleri arasında yer alır.
Hayatının son zamanlarında, Yıl­dırım Bayezid devrinde tamamlanan Ulu Cami imamlığı da yapan Çelebi, meşhur eseri Mevlid'i burada iken yazmaya başlar, bir süre sonra Edir­ne'ye gider, orada eski Cami imamlığında bulunur ve tekrar Bursa'ya döner. Bursa'da yetmiş iki yaşların­da vefat eden Süleyman Çelebi'nin mezarı, bugün eski Kaplıca yolu ke­narındaki Yoğurtlu Baba Zaviyesi önündeki sırtın üstündedir.
Anadolu ve Rumeli'deki Müslüman-Türk halkının beş asırdan beri elinden düşürmediği Mevlid'i ile haklı bir sevgi ve saygı kazanmış olan Süleyman Çelebi, bu ölümsüz eserini 1409'da Bursa'da yazmaya başlar, 1410'da tamamlar. Eserin yazılışı hakkında şöyle bir hadise nakledilir: 

Bir gün İranlı vaiz Bursa'da Ulu Camii'de halka vaaz ederken Kuran'daki bir âyete istinaden: 
"Ben Hz. Muhammed'i Hz. İsa'dan üstün tutmam!" der. 
Bu sırada camide bulunan bir başkası da, "Hey nâdân ve cahil adam, sen tefsir ilmini bilir misin? Âyetlerin nasıh ve mesuhundan habe­rin var mı? Peygamberler arasında fark yoktur demekten maksat, peygamberlerin faziletlerinde değil, pey­gamberlik hususundadır; eğer o âye­tin mânâsı senin dediğin gibi olsaydı, yani umumilik ifade etseydi; "Pey­gamberlerin bazısı bazısından üstün kıldırılır!" mealindeki âyete hiç tesa­düf edilir miydi?" 

sözleriyle, kürsü­deki hocayı susturur. O gün, hadise­nin geçtiği sırada camide bulunan ve bundan son derece müteessir olan Sü­leyman Çelebi, o anda Hz. Muhammed'i yücelten bir eser yazmaya ka­rar verir ve Türk Edebiyatı'nın şahe­serlerinden biri olan Mevlid bu şekil­de doğmuş olur.
Mevlid'in asıl adı Vesilet'ün Necat (Kurtuluş Vesilesi) tır. Mevlid (Vesiletün Necat), Muhammed’in doğumunu ve hayatını konu edinen ve çeşitli törenlerde okunan besteli dini eserdir. Kelime anlamı, "doğum zamanı"dır. Ahmet Ateş, Vesiletün Necat'ı 1954'te yayımlamıştır (TDK Yayınları).
Şair Ziya Paşa, Harabet Önsözü'nde bu eseri,

Bilmem ne sühendir ol sühenler
Aşüfte olur hep işidenler
Dört yüz seneden beri efazıl
Bir söz demedi ona mümasil

gibi mısralarla övmüştür
.


0