Cevaplar

En İyi Cevap!
2012-10-11T21:29:39+03:00

Kalıtım konusu ile ilgili ilk önemli çalışmaları Gregor Mendel (1822–1884) yapmıştır.

 

Bezelyeler üzerinde yaptığı araştırmalar ile bugünkü kalıtım ilkelerini bulmuştur. Çalışmalarında elde ettiği sonuçları Bitki Melezleri ile çaprazlamalar adı altında yayınladı. Ancak o tarihlerde buluşları ilgi uyandırmadı.

Daha sonra başka bilim adamları Mendel’in çalışmalarına benzer çalışmalar yaparak aynı sonuçları elde ettiler.Bu sonuçları “Mendel Kanunları” adı altında topladılar.

Mendel’in çalışmalarında bezelyeleri seçmiş olması, ona avantaj sağlamıştır.

Çünkü;

Çeşitleri çoktur. Kısa zamanda döl verirler. Genleri bağımsızdır, yani her bir karakteri, farklı koromozomlarda bulunan bir gen çifti kontrol eder. Çiçeğin taç yaprakları, dişi ve erkek organları tamamen sardığından yumurta hücresi başka bir bezelye bitkisinin polenleriyle tozlaşma yapamaz.
1 2 1
2012-10-11T21:33:33+03:00

   
Mendel kanunlarını hemen hemen duymayan yok gibidir. Tabiî ki bu kanun birden bire oluşmamıştır. Bu noktaya gelene kadar birçok bilim adamı bir hayli ter dökmüştür. Zaten bu tür çalışmaları görmezden gelirsek elbette haksızlık etmiş oluruz. Mesela 1717 yılında bu uğurda Thomas Fairchild iki dianthus (karanfil) türü arasında suni çaprazlama yaparak ilk tür diyebileceğimiz steril(kısır) melez elde etmeyi başarmış bir bilim adamıdır. Keza 1760 yılında melezlemeler üzerinde ilk modern çalışmalar Kölreuter tarafından gerçekleştirilmiştir. Kölreuter daha çok iki ayrı Nicotiana türü üzerinde F1, F2 ve hatta geri çaprazlamalara kadar uzanan bir seri deneyler yapmış, fakat bu çalışmalar sonucunda ancak birbirine yakın türler arasında melez bireyler elde edebilmiştir. Kölreuter aynı zamanda farklı özellikteki melezlerin ebeveynlerinden daha kuvvetli ve iri olduğunu tespit etmiş, derken bunun ormancılık bakımdan faydalı olduğunun farkına varmıştır. Tabii mesele burada bitmiyor, dahası var. Şöyle ki; bezelyeler arasında yapılan çaprazlamalarla F1 dölünde sadece dominant tohum rengin hâkim olduğu, F2’de dominant tohum renginin bir kez daha görülebileceği konusu gün yüzüne çıkmıştır. Fakat o günkü şartlarda yine de F2 dölünde gelmesi gereken farklı tiplerin hangi oranlarda olduğu belirlenememiştir. Fakat bir seri yapılan çaprazlama deneyleri hızını artırdıkça F2 ve daha sonraki F3, F4 döllerinde farklı özelliğe sahip fertlerin bir arada olduğunu gözlemlenebilmiştir. Hatta gözlemlenen bulgulardan elde edilen sonuçlar itibariyle oğul döllerin bir kısmı tümüyle ebeveynlerine benzerlik göstermekteydi. Ancak tüm bu çabalara rağmen geri çaprazlama ve diğer çaprazlamalar sonucu oluşan oğul döllerin ayrışım oranları tam açıklığa kavuşturulamamıştır. Şurası muhakkak 1820 yıllarında Knight, Seton ve Goss değişik renkteki tohum rengi içeren bezelyelerle eşleştirme yaparak adeta Mendel kanunlarına giden yolun kapısını aralamışlardır. Hatta 18 yüzyıla gelindiğinde Carolus Linneus bitki cinsiyeti ile ilgili sınıflandırmaya neşter atarak bu alanda önemli bir adım atmıştır. Bu arada bilimsel çalışmalar hız kazandıkça bezelyelerin dişi erkek arasında değiş tokuş olarak kullanıldığı (resiprok) çaprazlama deneylerle aynı özellikte melezler elde edilmiş, böylece oğul döllere aktarılan kalıtsal özelliklerin benzer olduğu ortaya çıkmıştır.


 

1 5 1