Cevaplar

2012-10-11T22:03:48+03:00

Yıl 2010 yer Antalya

Çalışan insanlar için sıradan bir çarşambaydı hafta ortası Mustafa Bey 5 yıldır aynı yerde muhasebe ofisinde çalışıyordu. Her sabah olduğu gibi; elinde çantası ve takım elbisesiyle küçük iş hanının giriş kapısından içeriye girdi. Kapı denilemeyecek kadar büyük bir girişi vardı hanın… Aşağıdaki küçük ayakkabıcılar ve gelinlik satıcılarının dükkânları dışarıya doğru bakarken, depoları içeride yer alsın ve insanlar hanın içersindeki ucuz tezgâhlardan kitap alsın diye yapının ana katı oldukça geniş tutulmuştu. Mustafa bey sabahları buradan geçerken herkes ona selam veriyordu. İnsanlar bu adamın güler yüzü ve yaşına göre oldukça dinç duruşuna şaşırıyorlardı. 42 yaşına gelmesine rağmen henüz göbek salmamıştı. Geniş omuzları ve üzerine tam oturan takım elbiseleri uyumlu kravatları ile bu hanın en saygın sakiniydi. Asansöre binerken bir kez daha hanın içine baktı. Kendi ofisi 20 metre kareden daha büyük değildi oysa… Ofisinde bir yardımcısı ya da başka bir çalışanı da yoktu. Hanın çaycısından çay istemiyordu, kendi çayını mutfak olarak ayrılan küçük odada kendi yapıyordu. Yapacak başka işi olmadığı için yeni çıkan bütün kitapları okuyordu. Ofisine bir göz attı; sahte evraklar, düzmece dosyalar, iş yapılıyormuş gibi görünsün diye verilen sahte dağınıklık hali… Saatine baktı, saat gelmişti. Pencereyi açtı her sabah yaptığı gibi. Birkaç saniye camın önünde durdu. Ne uzun, ne de kısa olarak addedilmeyecek bir zaman diliminde… Sorun yok ve ben buradayım mı demek istiyordu? Halen daha onu izliyorlardı ve o bunu biliyordu. Zaten bu şekilde davranmadığı gün kendisi ya ölmüş ya da başka bir kimlikle çoktan başka bir ülkeye gitmiş olacaktı. Şimdilik tek yapılacak şey beklemek ve işaretini vermekti. Kim olduklarını bilmediği ama adlarına çalıştığı adamlara…

 
1 5 1