Cevaplar

2012-10-12T14:40:15+03:00

Bu konu belki de psikoloji tarihinin en ses getiren tartışmalarından biridirBundan daha önce Freud 
zihinsel çalışmayı daha iyi anlayabilmek amacıyla zihni bilinç ve bilinçdışı olarak iki bölmede 
incelemeye çalışmış ancak bu bölmeleme yetersiz kalınca yapısal bir bölmeleme biçimini ileri 
sürmüştür Bilinç ve bilinçdışı için önce bölmesel (topoğrafik) deyimini kullanmış, ancak sonradan 
zihinsel nitelikler tanımını uygun görmüştür Zihnin yapısal incelenmesinde ise ego (benlik), id 
(altbenlik), superego (üstbenlik) kavramlarını geliştirmiştir Burada dikkat edilmesi gereken nokta 
ego, superego, id zihnin yapılarını, bilinç ve bilinçdışı tanımları da bu bölmelerin nasıl 
işlemleme yaptığını tanımlamaktadır Ego daha çok bilinçli bir işlemleme yaparken, id ve süperego 
daha çok bilinçdışı bir işlemleme yapmaktadır


Yine dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi de ego, id, süperego kavramlarının beynin herhangi 
bir beyin bölgesine karşılık olmadığı ve tamamen soyut olduklarıdır Daha çok kastedilen şey bir 
türlü işlevler dizgesidir Yine bu işlevler tamamen kesin sınırlarla birbirlerinden ayrı değil, 
tersine geçişlidir


İD 


Ruhsal aygıtımızın en eski ve en ilkel parçası olduğu kabul edilmektedir İçgüdülerimizi ve 
doğuştan varolan her şeyimizi içermektedir İşlemleme biçimi tamamen gerçeklik ve mantıkla 
uyuşumsuzdur Yani bilinçdışı kuralları (kuralsızlık) işlemektedir Bu durumda buradaki duygu ve 
düşünceler zaman, yer, dış dünyaya uyum kavramı tanımazlar Asıl olan dürtülerin tatmine 
ulaşmasıdır (haz ilkesi) İd bu dürtülerinin tatmin edilmesinde (boşaltılması) egoyu 
kullanmaktadır, egoya baskı yapmaktadır 

EGO 


Çocuk büyüdükçe dış dünyanın gerçeklikleri hazza ulaşmada bazı kuralların olduğunu öğretir Bu 
durumda altbenliğin bir bölümü özel bir evrimleşme göstererek egoyu oluşturur Egonun asıl görevi 
düzenlemedir Bu nedenle "düzenleyici dizge" adını da bazıları uygun görmektedir Ego insanoğlunun 
dış dünya ile uyum içerisinde yaşamasını sağlayan zihinsel işlevler bütünüdür Yani gerçeklik 
kuralı egoda hakimdir (gerçeklik-reality- ilkesi)


Ego dış dünyanın gerçekleri ve iç dünyanın haz arayışı arasında dengeyi sağlayan araçtır Bu 
dengenin sağlanması için ego bazı yetilerle donanmıştır


Dürtülerin farkına varılması, algılanması (açlık, cinsellik)

Dış dünyadaki koşulların farkına varılması (yiyecek nerede, nasıl ulaşılır) 

Dürtülerin üstbenliğin baskısıyla koşullara uyacak niteliğe getirilmesi 
(ekmek almak için para verilir, çalınmaz) 

İstemli ve uyumcul davranışın eyleme geçirilmesi 


Benliğin temel işlevi anlaşılacağı üzere dış dünyaya uyumdur Türkçe'ye yerleşen egoist sözcüğünün 
bu nedenle yanlış kullanıldığı ileri sürülebilir Burada anlaşılması gereken bir nokta da egonun 
Gerçeklik ilkesiyle çalıştığı, ama idin Haz ilkesiyle çalıştığıdır Ego bu dengeyi 
sağlarken "savunma mekanizmaları" adı verilen bazı yöntemleri kullanır


SÜPEREGO (Üstbenlik) 


Zaman içerisinde egonun bir parçası toplumsallaşma ve değerlerle ilgili olarak evrimleşir Bu 
evrimin sonucunda gelişen parçaya süperego (üstbenlik) adı verilir


Çocuk doğduğunda ayıp, yasak, günah, başkalarının hakkı, saygı gibi kavramlara sahip değildir Haz 
ilkesi yaşamını yönlendirir Ancak biraz büyüyüp haz ilkesini devam ettirince anne ve baba 
tarafından sosyal olarak uygunsuz davranışlar gösterdiğinde cezalandırılır Çocuk artık bir 
yaramazlık yaptığında anne-babasının davranışını duyup-görüp cezalandırılacağını düşünerek 
davranışından çekinir Çocuk biraz daha büyünce anne-baba yanında olmasa bile otomatik olarak 
uygunsuz davranışı yapmaktan vazgeçer Çünkü anne-baba artık onun dışında birileri değildir Artık 
anne-baba içselleştirilmiş ve çocuğun zihninin bir parçası olmuştur Nereye giderse gitsin anne-
baba zihninin içerisinde onunla gelecektir Yargılayıcı dizge dediğimiz superegonun insan 
yaşantısındaki belirtisi "suçluluk duygusu"dur

0