Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-12T17:13:30+03:00

Bir devletin kurulabilmesi için gerekli olan ilk şey “insan topluluğu (population)”dur. İnsanlar olmaksızın bir devletin kurulması mümkün değildir. İnsansız devlet olmaz. İnsan topluluğu devletin beşerî unsurudur. “İnsan topluluğu” unsurunu ifade etmek için, “ahali”, “tebaa”, nüfus”, “halk” gibi değişik terimler kullanılıyorsa[1] da biz “millet” terimini kullanacağız.

İnsan Topluluğunun Niceliği Sorunu[2].- Bir kişinin tek başına bir devlet kurması mümkün değildir. O halde bir devletin kurulabilmesi için birden fazla insana ihtiyaç vardır. Peki ama bir devletin kurulabilmesi için en az kaç kişiye ihtiyaç vardır?Bugün bu soruya bir cevap vermek mümkün değildir. Bir tarafta on-onbeş bin nüfuslu Andorra, Saint-Marin, Kiribatu, Nauru Tuvalu gibi küçük devletler, diğer tarafta nüfusu yüz milyonlarla ifade edilen Çin ve Hindistan gibi devletler vardır. Mühim olan belli bir toprak parçası üzerinde belli bir insan topluluğunun egemen olmasıdır. On bin kişilik bir topluluk belli bir toprak parçası üzerinde egemen olmuş ve egemenliğini sürdürebiliyorsa orada devlet vardır. Ama 10 milyon kişilik bir insan topluluğu belli bir toprak parçası üzerinde egemen olamıyorsa onlar devlet oluşturamazlar.

Diğer yandan şu soru da sorulabilir: İnsan unsurunda üst sınır var mıdır[3]? Daha açıkçası, yeryüzündeki bütün insanları içeren bir devlet, bir “Dünya devleti” kurulabilir mi? Bu soruya teorik olarak olumlu yanıt verilebilir. Ancak bunun pratikte imkânsız derecede güç olacağı ortadadır. (s.109) Zira, bütün insanları egemenliği altına alabilecek bir otoritenin oluşması zayıf bir ihtimaldir. Diğer yandan, böyle bir “Dünya devleti”nin varlığı, yeryüzünün tamamıyla tek bir devletin ülkesi olması anlamına gelir ki, yeryüzünün tamamının bir devlet tarafından egemenliği altına alınabilmesi de düşük bir ihtimaldir. Burada şuna da işaret etmek gerekir ki, tek bir insan topluluğu, tek bir ülke ve aynı zamanda tek bir egemenlik demektir. Egemenlikten ise her şeyden önce devletin dışa karşı bağımsızlığı anlaşılır. Böyle bir Dünya devletinde, başka bir devlet olmayacağına göre, devletin dış egemenliği anlamsız kalacaktır. Bu nedenle bugünkü anlayışımız açısından böyle bir devletin kurulması mümkün değildir. Keza böyle bir sistemde başka devletler ile ilişkiler olmayacağına göre, uluslararası hukuk da olmayacaktır. Böyle bir devletin, kurgusal olarak, ancak “uzaylı düşmanlar”ın ortaya çıkması neticesinde mümkün ve anlamlı olabileceği düşünülebilir.

İnsan Topluluğunun Niteliği Sorunu.- Devletin beşerî unsuru, insan topluluğudur. İnsan topluluğu ise aslında bir arada bulunan insanlar demektir. Ancak, insanların bir arada bulunması, onların otomatik olarak devlet kuracakları veya devletin bir unsurunu oluşturdukları anlamına gelmez. Zira, insanlar, her yerde ve her devirde genellikle hemcinsleriyle birlikte yaşamışlardır. Ancak bu insanlar her yerde ve her devirde bir devlet kuramamışlardır. Sadece belli bir niteliğe sahip olan insan toplulukları devlet kurmayı başarabilmişlerdir. Bu nitelik, insan topluluğunu meydana getiren bireylerin birbirine bağlı olmasıdır.

Diğer bir ifadeyle, bir arada yaşayan insanların bir devlet kurabilmeleri için, bu insanların birtakım bağlar ile birbirine bağlanmış olmaları gerekir. Aksi taktirde, bu insan topluluğu bir devlet kuramaz; olsa olsa bir “sürü” oluştururlar. Tarihte ve günümüzde bir devlet kuramamış, “sürü” halinde kalmış insan toplulukları her zaman olmuştur. Bir insan topluluğunun sürü olmaktan çıkıp bir devlet kurabilmesi için, bu topluluğu oluşturan insanların birbirlerine birtakım bağlar ile bağlanmış olması gerekir. İşte biz, birbirlerine birtakım bağlar ile bağlanmış insanlardan oluşmuş topluluğa millet deriz. O halde, belli bir insan topluluğunun bir devlet kurabilmesi için “millet” niteliğinde olması gerektiğini söyleyebiliriz. Diğer bir ifadeyle, ancak, millet niteliğine sahip insan toplulukları bir devlet kurabilirler. Bir insan topluluğu millet niteliğine henüz kavuşamamışsa, o insan topluluğunun devlet kurması söz konusu olamaz. Keza, mevcut bir devletin insanları arasındaki bağlar zamanla gevşer ve artık bu insan topluluğu millet niteliğini kaybetmeye başlarsa, bu devletin yakında yıkılabileceğini veya parçalanabileceğini söyleyebiliriz. O halde, devletin bir unsuru olan insan topluluğunun millet niteliğine sahip olması ve bu niteliğini zaman içinde koruması fevkalâde önemlidir. Bu nedenle, “millet” kavramına özel bir önem vermek gerekir.

0
2012-10-12T17:45:29+03:00

Kültürün belirlediği yerleşik davranış kurallarıdır. Toplumsal düzeni sağlayan bireylere yol gösteren doğru ve yanlışı olumlu ve olumsuzu belirleyen kurallar, standartlar ve fikirlere kültürel unsur(öğe) denir.
Kültür, genel olarak iki unsurdan oluşur: a) Maddi Kültür Öğeleri: Binalar, her türlü araç-gereç, giysiler vb. b) Manevi Kültür Öğeleri: İnançlar, gelenekler, normlar, düşünce biçimleri vb.
Not 1: Kültürün maddi ve manevi öğeleri arasında sürekli bir etkileşim vardır. birinde meydana gelen bir değişim diğerini de etkiler. Not 2:Kültür, toplumun doğal çevresinden yani coğrafi koşullardan etkilenir. örneğin, dağlık bölgelerde yaşayan toplumların kültürüyle verimli ovalarda yaşayan toplumların kültürü birbirinden farklıdır.

Milli Kültür Unsurları

Milli Kültür, bir millete özgü bilgi, inanç ve davranışlar bütünü ile bu bütününparçası olan maddi nesneler. Bir milletteki Toplumsal yaşamın dil, düşünce, gelenek, işaret sistemleri, kurumlar, yasalar, aletler, teknikler, sanat yapıtları gibi her türlü maddi ve tinsel ürününü kapsamına alır.

Milli Kültür Unsurları

Sanat (Müzik, Edebiyat, vb.) , Tarih, Dil, Din, Güzel Sanatlar (Resim, Heykel vd.) , Felsefe, Temel Bilimler (Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji) , Sosyal Bilimler (Hukuk, Ekonomi, Sosyoloji vd.), Teknoloji, Mimari

Kültürel Unsurları Nelerdir ? (Detay) 1. Dil:

Dil, kültür unsurlarının başında gelir. Çünkü dil olmadan öteki unsurların meydana gelmesi mümkün değildir. Dil bir milletin ses dünyasıdır. Her millet kainatı değişik şekillerde algılamış ve yorumlamıştır. Aynı zamanda dil kültüre ait bütün değerleri bünyesinde barındıran bir kültür hazinesidir. Bir dil, onu kullanan milletin kafa yapısını, nasıl düşündüğünü, zihninin nasıl çalıştığını ve mantığını ortaya koyar.

2. Din:

Kültür unsurları içerisinde çok önemli bir yere sahiptir. Bilhassa eski devirlerde yüzyıllarca bu kültür unsuru ön planda bulunmuş ve öteki kültür unsurlarını gölgede bırakmıştır. Dinin milletler üzerindeki hakimiyeti, imparatorluklardan millî topluluklara geçinceye kadar devam etmiştir. Milliyetçilik çağında milletler imparatorluklardan kopunca dinin fonksiyonu da azalmıştır. Dinin bir millet içerisindeki kültüre etkisi ve kültürün diğer unsurlarının oluşması ve değişmesindeki rolü ise devam etmektedir. Dini bayramlarımız ve törenlerimiz bunun açık örnekleri olarak dikkati çekmektedir.

3. Gelenek ve görenek:

Bunlar bir milletin yazılı olmayan veya hepsi yazılı olmayan kanunlarıdır. Yazılı kanunların çoğu gelenek ve göreneklere göre düzenlenmiştir. Kanun, insanın toplum içerisindeki davranışlarını düzenler. İnsanlar bu düzeni asırlar boyunca gelenek ve göreneklerle sağlamışlardır. Fakat günümüzde bile yazılı anayasası bulunmayan ülkeler vardır. Bunlar toplum düzeninin hâlâ gelenek ve göreneklerle sağlamaktadırlar. Aslında kişinin bütün hal ve hareketlerinin yazılı kanunlarla tanzim etmek mümkün değildir. Çünkü yasalar genellikle hakları ve cezaları tayin etmektedir. Oysa insanın toplumda birçok sosyal ilişkileri bulunmaktadır: özür dilemek, selamlaşmak, saygı göstermek, davetlere katılmak, konuşmak, tartışmak, yazmak vs.. Bu davranışlarda nasıl bir usulün gerektiğini kanunlar dğil gelenek ve görenekler tayin eder.

4. Sanat:

Sanat, bir millet diğer milletlerden ayıran, bir millete has duygu ve zevklerin aaaahürü ve şekillenmesidir. O milletin güzeli yaratma ve bulma tarzıdır. İnsanoğlu barınır, beslenir, sosyal ve ruhsal ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Bunları yaparken oyalanmak, ruhunu okşamak, güzeli yakalamak, yeni güzellikler ortaya koymak ister. Bunun sonucunda sanat eseri ortaya çıkar. Her milletin sanat eğilimi ayrı bir özellik taşır. Söz, ses , mekan, renk ışık zevk ve anlayışı farklıdır. Demek ki sanat bir milletin ortak zevkinin ifade edilişidir. Bur kültür unsuru edebiyat, resim, mimarı, heykel vb... gibi kollara ayrılır.

5. Dünya görüşü:

Dünya görüşü bir milletin başka milletlerden farklı olan hayat felsefesidir.Bir milletin fertleri ortak kültür dolayısıyla tutum, zihniyet ve davranış bakımından çeşitli ortak özellikler gösterirler. Sosyal ve ruhî olaylar karşısında fertlerin bu ortak tutum ve davranışları o milletin dünya görüşünü meydana getirir. Bunun için her millette değerler ve değer yargıları farklıdır. Askerlik, kahramanlık, aşk , madde, namus, temizlik, ahlak, ölüm, eğlence vs. Gibi hayat hadiseleri ve kavramları her millette değişik davranışlarla karşılanır.

6. Tarih:

Milleti, dolayısıyla kültürü meydana getiren unsurlardan birisi olan tarih, bir milletin çağlar içindeki yürüyüş ve görünüşüdür. Tarih mazidir, fakat bu mazi bugünün ve dünün fertlerini millet içerisinde birbirine bağlayarak geleceğe taşır. Fertler arasında kader birliği temin eder. Aynı millete mensup insanlar tarih sayesinde akrabalıklarının farkına varabilirler. Tarih bir milletin nere-den gelip nereye gittiğini gösteren kültür unsuru olarak, o milletin hayatında önemli bir yer tutar

0