Cevaplar

2015-02-27T16:43:06+02:00
IBN BATTUTA

İsmi, Muhammed bin Abdullah bin Muhammed bin İbrahim et-Tanci olup, künyesi Ebu Abdullah'tır. 1303 senesinde Kuzey-Batı Afrika (Fas) şehirlerinden Tanca'da doğan İbn-i Battuta, küçük yaşta ilim tahsiline başlamış, temel din bilgilerini ve yardımcı ilimleri öğrenmiş, Maliki mezhebi fıkıh bilgilerinde alim olmuştur.

Tanca'da tahsilini tamamladıktan sonra, 14 Haziran 1325te, hacca gitmek için memleketinden ayrıldı. Yolculuğunda, uğradığı yerlerdeki camileri, medreseleri ve türbeleri ziyaret edip, halka vaaz ve nasihatte bulundu. Gittiği beldelerin ileri gelenleriyle ve meşhur kimseleriyle görüştü. Bu seyahati, onda diğer İslâm memleketlerini de gezmek hevesini uyandırdı.

Ayrıca görüp işittiği bazı alim ve veliler, meşhur ziyaretgâhlar hakkında menkıbeler ve kısa biyografik bilgiler de vermiştir. Seyahatname, yemek, giyim, kuşam ve geleneklerle ilgili etnoloji ve folklor malzemesi içermesi yanı sıra, İslâm dünyasının ekonomik ve sosyo-kültürel yapısına büyük ölçüde ışık tutması açısından yazıldığı devrin önemli eserlerinden biri olarak kabul edilmiştir. İbn-i Battuta, eserini yazdıktan bir süre sonra 1368 senesinde memleketi Tancâ’da vefat etmiştir.

AHİLİK

İbn Battuta’yı yorumlarken onu yaşadığı zamanın en etkin kurumu olan ahilik teşkilatından ayrı değerlendirmek çok zordur. 

Terim olarak Ahîlik, Türk illerinde yayılmış bulunan "dinî-meslekî" karakterli kurumlardır Bu birlikler, başta mensupları olmak üzere, insanlar arasında dayanışma ve yardımlaşma kurmaya çalışmışlardır. Ahî kelimesi ise, terim olarak Ahî birliklerinin başında bulunan kişilere (reislere) verilen bir unvan olarak kullanılmıştır. İbn Battuta’dan öğrendiğimize göre; "Ahî; sanat sahibi olan kimselerin kendi aralarında bir topluluk meydana getirerek, aralarında seçtikleri reislerdir."

Ahiler devrin elit tabakasından ve cemiyetin en iyi yetişmiş kişilerinden oluşmaktaydı. Davranışı, sanat anlayışı, milli ve manevi değerlere duyarlılığı ve dünya görüşü bakımından Ahilerin hem devlet nazarındaki yerleri hem de halkın nazarındaki konumları çok farklıydı. Ahilik; ekonomik faaliyette bulunmayı, iş ve çalışma hayatında dayanışma ve iş- birliğini önemli bir değer olarak görmüş, iyi işler yapmayı, sahasında ilerlemeyi, toplumsal görev ve sorumluluğun gerekleri arasında saymıştır. iyi günler
2 5 2