Cevaplar

2012-10-13T17:40:34+03:00

Gizli Paylaşım Projeleri 
 

Zamana ve mekana bağlı olarak değişik şekillerle ortaya çıkan ve tarif edilen “Şark Meselesi”nin temelinde Hıristiyan-Türk veya Avrupa-Türk münasebetleri yatmaktadır. Uzun yıllar Avrupa’yı meşgul eden Şark Meselesi’nin bilhassa ikinci ve son safhası olarak nitelendirebileceğimiz kısmı Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar devam etmiştir. Bu son safhada Avrupalılar taarruz eden, Türkler ise savunma yapan taraflar olmuştur. Şark Meselesi’nin bu ikinci aşamasında Avrupa, şu gayelere ulaşmaya çalışmıştır:

1. Balkanlardaki Hıristiyan milletleri Osmanlı hakimiyetinden kurtarmak,

2. Osmanlı Devleti içindeki Hıristiyanlar için reform istemek ve onların lehine Osmanlı Hükümeti nezdinde müdahalelerde bulunmak,

3. Türkleri Balkanlardan atmak,

4. Osmanlı Devleti’nin Asya toprakları üzerinde yaşayan Hıristiyan azınlıklar lehine reformlar yaptırmak, muhtariyetler elde ettirmek ve mümkünse istiklallerine kavuşturmak,

5. Anadolu’yu parçalamak ve Türkleri buradan çıkarmak.

Türkleri Balkanlardan atma konusunda büyük ölçüde başarılı olan Batılı devletler, artık oyunun son perdesi olan İstanbul’u almak ve Anadolu’yu paylaşmak için 20. yy.’ın başlarında faaliyetlerini artırmışlardı. 

0
En İyi Cevap!
2012-10-13T17:41:29+03:00

Gizli Paylaşım Projeleri


Zamana ve mekana bağlı olarak değişik şekillerle ortaya çıkan ve tarif edilen “Şark Meselesi”nin temelinde Hıristiyan-Türk veya Avrupa-Türk münasebetleri yatmaktadır. Uzun yıllar Avrupa’yı meşgul eden Şark Meselesi’nin bilhassa ikinci ve son safhası olarak nitelendirebileceğimiz kısmı Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar devam etmiştir. Bu son safhada Avrupalılar taarruz eden, Türkler ise savunma yapan taraflar olmuştur. Şark Meselesi’nin bu ikinci aşamasında Avrupa, şu gayelere ulaşmaya çalışmıştır:

1. Balkanlardaki Hıristiyan milletleri Osmanlı hakimiyetinden kurtarmak,

2. Osmanlı Devleti içindeki Hıristiyanlar için reform istemek ve onların lehine Osmanlı Hükümeti nezdinde müdahalelerde bulunmak,

3. Türkleri Balkanlardan atmak,

4. Osmanlı Devleti’nin Asya toprakları üzerinde yaşayan Hıristiyan azınlıklar lehine reformlar yaptırmak, muhtariyetler elde ettirmek ve mümkünse istiklallerine kavuşturmak,

5. Anadolu’yu parçalamak ve Türkleri buradan çıkarmak.

Türkleri Balkanlardan atma konusunda büyük ölçüde başarılı olan Batılı devletler, artık oyunun son perdesi olan İstanbul’u almak ve Anadolu’yu paylaşmak için 20. yy.’ın başlarında faaliyetlerini artırmışlardı.

Osmanlı devleti üzerinde yayılmacı emelleri olan dört büyük devlet “İngiltere, Fransa, Rusya ve İngiltere”, ilk defa I. Dünya Savaşı’nda aynı ittifakın içinde yer almışlardı. Üstelik bölmek, parçalamak ve topraklarına sahip olmak istedikleri Osmanlı Devleti karşı ittifakta yer almış ve savaşa girmişti. İşte bu nedenle, I. Dünya Savaşı yıllarında “İtilâf devletleri”ni oluşturan İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya değişik tarihlerde bir araya gelerek Osmanlı Devleti’ni paylaşmayı amaçlayan projeleri ele almışlar ve bunları birer antlaşmaya dönüştürmüşlerdi. Bu antlaşmalar şunlardır:

2.5.1. İstanbul Antlaşması

İngiltere ve Fransa’nın 1915 yılı başında Çanakkale’yi geçmek istedikleri günlerde, Boğazların ve İstanbul’un elden gideceğinden endişelenen Rusya harekete geçti. Müttefikleri üzerindeki baskılarıyla Rusya, 4 Mart-10 Nisan 1915 tarihleri arasında beş haftalık bir süre içinde, İngiltere ve Fransa ile yazışmalar yoluyla haberleşerek, bir metne dayanmayan antlaşmalar demetini ortaya çıkarmayı başardı.

Bir aylık bir haberleşme ve yazışma yoluyla gerçekleşen bu ilk gizli antlaşmaya göre; İngiltere ve Fransa, İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile, Marmara Denizi’nin batı kıyıları, Midye-Enez çizgisine kadar Batı Trakya, İstanbul Boğazı’nın doğu kısmı, İzmit Körfezi’nin bir kısmı ile Marmara Denizi’ndeki adaların Rusya’ya verilmesini kabul ediyorlardı. İmroz ve Bozcaada konusunda da Rusya’ya danışıl-madan herhangi bir karar almayacaklarını taahhüt ediyorlardı.

Ruslar da, İngiltere’nin Asya Türkiyesi’ndeki özel haklarını, ayrıca Osmanlı hakimiyetinden ayrılacak Arap ülkelerinin istiklâllerini tanıyacaklarını, Fransızların İskenderun Körfezi ve Toroslar’a kadar Kilikya dahil olmak üzere Suriye’yi ilhak etmesini kabul edeceğini bildiriyordu.

Tarafların birbirlerinin taleplerini kabul etmeleri üzerine antlaşma imzalanmıştı.

2.5.2. Londra Antlaşması

İtilâf devletleri, İtalya’yı müttefik olarak yanlarında savaşa sokmak amacıyla, 26 Nisan 1915’de Londra’da yapılan antlaşmalarla Osmanlı Devleti topraklarından pay verdiler. Buna göre; İtalya’ya Antalya havalisi verildi ve İtalya 20 Mayıs 1915’te Avusturya’ya savaş ilân etti. Çanakkale savaşlarının yoğunlaştığı günlerde ise, yani Ağustos 1915’te Almanya ve Osmanlı Devleti’ne savaş açtı. Bu antlaşma ile müttefikleri, İtalya’nın Trablusgarp’i ve 12 Ada’yı ilhak etmesini de kabul ettiklerini açıklamışlardı.

2.5.3. Sykes-Picot Antlaşması

İngiltere Hükümeti Mısır Genel Valisi Mc Mahon’un Mekke Emiri Hüseyin’le kurduğu münasebet ve sağlanan mutabakattan sonra, Osmanlı Devleti üzerindeki İngiliz ve Fransız menfaatlerinin görüşül-mesini istemiştir. İngiltere adına Sir Mark Sykes ile Fransa adına Charles François Georges-Picot arasında yapılan görüşmeler sonunda, Şubat 1916’da Arap vilayetlerinin paylaşılması konusunda bir antlaşmaya varıldı. Mart 1916’da İngiliz ve Fransız temsilciler Rusya’ya giderek, Rus Dışişleri Bakanı Sazannof’la görüşmeler yaptılar. Bu görüşmeler sonunda Rusya da bu antlaşmaya dahil oldu ve “Sykes-Picot” antlaşması imzalandı.

Bu antlaşma; esas itibarıyla, Osmanlı Devleti’nin Asya’daki topraklarının paylaşılmasını öngörüyordu. Buna göre; antlaşmaya taraf olan Rusya Erzurum, Van, Bitlis vilayetleri ile Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmını, İngiltere Mezopotamya’nın tamamı ile, bütün Akka ve Hayfa limanlarını, Fransa’da Suriye kıyıları, Kilikya bölgesini, Harput ve havalisini alacaklardı. İngiliz ve Fransız nüfuz bölgelerinde bir Arap devleti veya konfederasyonu kurulacak, Filistin milletlerarası bir idareye tabi tutulacaktı.

 

1 5 1