Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-13T19:21:01+03:00

Kadın olsun, kitap olsun: cildine aldanma, içindekilere bak.”

Cenap Şehabettin:
Kadın, kitap gibidir.
İkisinde de iyisi büyüler...
Doğru seçilmezse kişiyi yanlış yönlendirebilir.
Her ikisinin de dışı pek janjanlı olanlarının içleri, bir o kadar boştur.
Dolusundan çok şey öğrenilebilir, değilse ikisini de yak gitsin.

Her ikisinde de önsöz oldukça önemlidir. Birininkine prensip dense de, her ikisi de başlamadan evvel tatlı tatlı dikte eder. O sebeptendir ki çoğu erkek önsözü atlayarak, ileriki safhada neyi kaçırdığının farkına varamamıştır.
İkisi de sürükleyicidir, biri ayrıca süründürür...

Bazen ikisinin de sonunda ne olacağı aşikardır, ama yine de şöyle bir göz atılır...
İkisinin de popüler olanları genelde dandik çıkar.

Bazıları süslü vitrinlerde bile bir şey ifade etmezken, bazıları sahafta da olsa kıymetini belli eder.
Gerçekten anlamak için, ikisinin de alt metinlerini doğru şekilde okuyabilmek gerekir.

İkisi de uykusuz gecelere sebeptir.
Bazen her ikisi de devam edilemeyecek kadar sıkıcı olabilir.
Hatta bazen, ikisinin de yalan olduğunu bile bile varlığını sürdürmesine izin verilir...

İkisi de derin izler bırakabilir.
İkisi de aslında sadece kişinin kurgusu olabilir ve ikisi de kurguseverin elinde patlayabilir! Doğru okumak lazım...
İkisinin de aynı anda birden fazlası yorar. Korsanlarından da sakınmak gerekir.

Kitapların da kadınlar gibi yüzlerce türü, kalitelisi, kalitesizi, popüleri, siliği, soluğu, bir kenara atılmışı vardır. Kimileri ilk bir kaç cümleden sonra bırakılır...

Kimileri ise bazen defalarca, tekrar tekrar okunur. Ama sadece bazıları ‘başucu eseri’ olur...

Baş köşededir, uyurken bir kaç sayfa bakarsın rastgele, her kelimesini bilirsin çünkü, yine de ilk defa okuyormuş gibisindir.

Uyuyakaldığında göğsündedir bazen, hareket etmeye çekinirsin, sakınırsın uykundan sayfaları yırtılmasın diye...

Kitabı da kadını da sadece ‘nesne’ olarak görenler, asla anlayamaz ikisini de...

> Ninem diyor ki: Okumak bir deva, anlamak bir şifadır.

Halime Gürbüz / 05 Temmuz 2010 /Türkiye gazetesi

0