Cevaplar

2012-10-14T16:58:06+03:00

tilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgal etmesi ve Mebusan Meclisi'nin kapatılması üzerine M.Kemal, bir genelge yayınlayarak Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanacağını bildirmiştir.
Genelgede seçim yapılarak her sancaktan 5 delegenin 15 gün içinde Ankara'ya gelmesini istemiştir.
Olağanüstü Yetkilere Sahip Meclis 23 Nisan 1920'de açılmıştır.

Meclis üç gruptan oluşmuştur:

1. Seçimle belirlenenler,
2. Kapatılan Mebusan Meclisi'nden gelenler,
3. Sürgünden dönen 14 milletvekili.

Not : Meclis 120 milletvekili ile toplanmıştır. Milletvekili sayısı zamanla 390'a çıkmıştır. Üyeler çok çeşitli mesleklerden oluşmuştur.

Mustafa Kemal'in Önergesi (24 Nisan 1920):

1. Hükümet kurmak gereklidir.
2. Geçici kaydıyla bir hükümet reisi tanımak veya padişah vekili atamak doğru değildir.
3. TBMM'nin üstünde güç yoktur.
4. TBMM, yasama ve yürütme yetkisine sahiptir.
5. Meclisten ayrılacak bir kurul meclise vekil olarak hükümet işlerini görür.
6. Meclis başkanı, hükümetin de başkanıdır.
7. Padişah ve halifenin durumu, bulunduğu baskıdan kurtulduktan sonra Meclis tarafından görüşülecek ve durumları belirlenecektir.

Önemi:

TBMM'nin açılması ile yeni Türk Devleti kurulmuştur.
'Geçici bir hükümet reisi tanımak doğru değildir' denerek meclisin bağımsızlığı ve devamlılığı belirtilmiştir (2.madde).
TBMM'nin üstünde güç olmadığı belirtilerek İstanbul Hükümeti yok sayılmıştır (3.madde).
İlk TBMM'de 'güçler birliği ilkesi' ve 'Meclis Hükümeti Sistemi' kabul edilmiştir (4.madde).
Bu önerge 20 Ocak 1921 Anayasası kabul edilinceye kadar Meclisin çalışma esaslarını belirlemiştir.
'Türkiye Büyük Millet Meclisi' adının kullanılması, kurulan yeni devletin milliyetçi düşünceler taşıdığını ve Türk milletine dayandığını ortaya koymaktadır.

I.TBMM'nin Özellikleri

TBMM'nin açılması ile Temsil Kurulu sona ermiştir.
TBMM, Meclis Hükümeti Sistemi ile çalışmıştır.
TBMM, kurucu meclistir. Ancak ulusal birliğin dağılmaması için 'Olağanüstü Yetkilere Sahip Meclis' adı kullanılmıştır.
'Milli Egemenlik' ilkesi gerçekleşmiştir.
İlk meclis, çok farklı görüş ve mesleğe sahip kişilerden oluşmuştur. Bu kadar farklı görüşe sahip insanları bir arada tutan düşünce 'yurdun bağımsızlığını' kurtarma düşüncesidir.
TBMM, Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasını sağlamıştır. Zor koşullar altında yıpranan meclisin 1 Nisan 1923'te yenilenme kararı alınmış, 11 Ağustos 1923 tarihinde II.TBMM açılmıştır.

I.TBMM'nin Gerçekleştirdiği Çalışmalar

TBMM açılmıştır (23 Nisan 1920).
Hıyanet-i vataniye Kanunu çıkarılmıştır (29 Nisan 1920).
İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur (11 Eylül 1920).
TBMM ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye'yi kabul etmiştir (20 Ocak 1921).
İstiklal Marşı kabul edilmiştir (12 Mart 1921).
Saltanat kaldırılmıştır (1 Kasım 1922).
İzmir İktisat Kongresi toplanmış ve Misak-ı İktisadi kabul edilmiştir (18 Şubat-4 Mart 1923).
Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır (24 Temmuz 1923).

Teşkilat-ı Esasiye (1921 Anayasası – 20 Ocak 1921)

Yunan ilerleyişi devam ettiğinden bir anayasa çıkarılması zorlaşmıştır.
I.İnönü Savaşı'nın kazanılması üzerine M.Kemal bir önerge yayınlamıştır (13 Eylül 1920).
Teşkilat-ı Esasiye adındaki bu önerge Türk Devleti'nin ilk anayasası olmuştur (20 Ocak 1921).
23 esas ve bir ek maddeden oluşmuştur.
Kanun-i Esasi'nin Teşkilat-ı Esasiye ile çelişmeyen bölümleri yürürlükte kalmıştır.
Türkiye Devleti'nin ilk anayasasıdır.

4 3 4
2012-10-14T17:38:25+03:00

Bu konuyu inceleyebilmek için sadece yürürlükteki Anayasa’da mevcut nitelikleri ortaya koymak yeterli değildir. Cumhuriyetimizin tarihsel oluşumunu, Türk kültüründeki yerini, temel felsefesini, TBMM’nin açılışından bugüne kadar kabul edilen Anayasaları detayı ile ele almak ve özellikle Atatürk’ün bu konudaki fikirlerini irdelemek gerekir.

CUMHURİYET VE DEVLET BİÇİMLERİ

Cumhuriyet terimi Arapça’da halkın sosyal hayatta söz ve karar sahibi seçkin bir grubunun vasfı olan cumhur kavramından alınarak, devlet başkanının seçimle belirtildiği bir siyasal rejim ve devlet şekli anlamıyla dilimizde yerleşmiştir. Siyasal ve tarihî gelişim, çok geçmeden bu kavramı demokratik bir rejimde kamu ve halk hizmetinin görüldüğü bir devlet yönetimi anlamına kavuşturmuştur. Bugün gelişen ve değişen dünya siyasî konjonktüründe bu anlam her geçen gün biraz daha değer kazanmaktadır.

4 4 4