Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-14T17:44:08+03:00

gençliğe hitabe bir örneği zaten..........

0
En İyi Cevap!
2012-10-14T17:44:09+03:00

Atatürk'ün Türk Gençliğine Güveni 

Gençlik bizim en değerli varlığımızdır. Milletimizin umudu, dinamik gücüdür. Her şeyimizdir. Atatürk için de gençlik ümit kaynağıdır. En çok önem verdiği unsurdur. 

O halde, pek çok özelliği bünyesinde toplayan bu kavramın Atatürk’te bulduğu anlam nedir?

Atatürk gençlik kavramını biyolojik ve fikri olmak üzere iki anlamda kullanmıştır.

Gençlik, biyolojik anlamda belli bir yaş dönemini ifade eder. Atatürk’te bu kavram, genel anlamda biyolojik dönemi kapsamakla beraber zaman zaman yaş sınırını aşarak, fikri bir anlam kazanmaktadır. Atatürk’ün “ genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan, gerçek fikirli demektir” sözü bu anlamda kullanılmıştır. Büyük önderimiz, taşıdığı düşünce yeniliği ve ruhundaki enerji tazeliği sebebiyle yaşamının her çağında gençti. O’na göre genç olmanın ölçüsü sadece yaş değil, yaşın yanında; koyduğu ilkelere, başardığı inkılaplara inanç ve bağlılıktı. Onun içindir ki kendisi “benim anladığım gençlik, bu inkılabın fikirlerini ve ideolojisini benimseyip gelecek kuşaklara denizürecek kimselerdir” diyordu. Çünkü Atatürk’e göre ancak ilke ve inkılaplara bağlı bir gençlik, kurduğu rejimin teminatı olabilirdi.

Atatürk’ün Türk gençliğine güven göstermesi, Mondros Mütarekesi’nin o ümitsiz günlerinde başlar. Türk gençliği ile ilgili görüşlerini açıklayan en eski belge, 1918 yılında kendi el yazısı ile yazdığı şu satırlardır:

“ Her şeye rağmen muhakkak bir ışığa doğru yürümekteyiz. Ben de imanı yaşatan kuvvet, aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıklar, ahlaksızlar, şarlatanlıklar içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.”

Görülüyor ki ülkenin karanlık yıllarında Atatürk’ün inanç kaynağı, hep Türk gençliğine duyduğu güvendir.

Aslında; Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı’nın ön safhadaki lider kadrosu da, genç insanlardır. Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında, taşıdığı büyük sorumluluğu gerçekleştirecek gücü kendi gücü kendi gençliğinden ve Türk gençliğinden almıştı. O’nun fikir arkadaşları, ilk günden destek olan başlıca komutanlar, genç insanlardı. Milli mücadeleyi destekleyen sivil aydınların, vatansever kalem sahiplerinin çoğu 25-30 yaşlarında gençlerdi. Kurtuluş Savaşını izleyen yabancıların dikkatini çeken noktalardan biri milli kuvvetlerin komutanlarının ve T.B.M.M. Hükümeti’ni milletlerarası görüşmelerde temsil edenlerin çok genç fakat olgun insanlar oluşu idi. Olgun kişilerdi, çünkü; bu kuşak istibdat devrini yaşamış, ikinci Meşrutiyeti ve onu izleyen çalkantıları görmüş, Balkan Savaşı felaketini yaşamış, arkasından I. Dünya Savaşını görmüş, genç yaşta büyük tecrübeler edinerek olgunlaşmışlardı. 

Kurtuluş Savaşı’na başlarken Atatürk, Türk gençliğini saran bağımsızlık aşkını ve milliyetçilik duygusunu iyi değerlendirmiştir. Yetenekli gençlere değer vermenin başarı için şart olduğuna inanmış, hayatı boyunca da genç değerleri desteklemiştir. “Çocuklarımız”, “Gençlerimiz”, “Yükselen yeni nesil”, “Yeni Türkiye’nin genç evlatları” gibi sevgi dolu sözlerle hitap ettiği milliyetçi Türk gençleri, Atalarından daima büyük ilgi ve yakınlık görmüştür. 

Gençliğimizin özellikleri karşısında yabancıların takdir duygularını dile getiren birçok örneğe de rastlamaktayız. Bunlardan biri şöyledir; 1921 yılında Almanya’da Üniversite gençleri, Cumhurbaşkanı Mareşal Hinderburg’u bir özel gün nedeniyle kutlamaya giderler. Gençlerin geldiği Hinderburg’a bildirildiği zaman mareşal: “Hangi gençlik? Ben Almanya’da böyle bir gençlik bilmiyorum. Onlar gençliğin ne olduğunu öğrenmek istiyorlarsa Anadolu’ya gitsinler” der.

Büyük önderimiz çeşitli konuşmalarında gençliği haklı olarak övmüş ve yüceltmiştir. Adana’da yaptığı bir konuşmada gençlere şöyle seslenmiştir: 

“Sizin gibi gençlere malik bulundukça bu vatan ve milletin, şimdiye kadar elde etmeyi başardığı zaferlerin üstüne çok daha büyük zaferler koyabileceğine şüphe etmiyorum”.

İşte bu güvenle en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’ni gençliğe emanet etmiştir. 1923 yılında yaptığı bir konuşmada: “Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacaktır” diyerek bu güveni bir kez daha dile getirmiştir. 

Türk gençliğine bıraktığı emanet, Büyük Nutku’nda dile getirdiği “ Ey Türk Gençliği” diye başlayan konuşmasında, “Birinci vazifen Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir” şeklindeki tarihi hitabesidir. Bu konuşmasında “Ey Türk İstikbalinin evladı bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen Türk İstiklal ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” diyerek elde edilen sonuçları milliyetçi Türk gençliğine emanet etmiştir.

Önderimiz elde edilen sonuçları Türk gençliğine bırakırken bir takım değerler sistemini de birlikte emanet etmiştir. Bu emanetin sınırları Misak-ı Milli ile çizilmiş, bölünmez bir bütün oluşturan ülkemiz, bu ülkede sonsuza kadar yaşayacak olan Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk İlke ve İnkılapları’dır. 

Bize, milliyetçi Türk gençlerine düşen görev ise bu değerlere sahip çıkmak ve onları daima yaşatarak yüceltmektir. 

Atatürk’ün güvendiği gençlik olarak bizler, onun gösterdiği hedeflere yorulmadan, yılmadan yürümeliyiz.

1 5 1