Ödevlerde
ücretsiz yardım!

Soruların %80'i 10 dakika içerisinde yanıt alır

Ödev ekle

Telefonuna yükle

Android iOS

Ödev

takip et

türkiye de tarımın geliştirilmesi için yapılması gerekenler

türkiye de tarımın geliştirilmesi için yapılması gerekenler nelerdir en az 5 tane saçma yazanı şikayet ederim

ŞİKAYET BİLDİR!

Yorum ekle

Cevaplar

Halen yaklaşık 5 milyar olan dünya nüfusuna, her yıl ortalama 25 milyon kişi eklenmekte, 65 milyonluk ülkemiz ise, her yıl 1 milyon artmaktadır.
Özellikle bazı ülkelerdeki kontrolsüz doğumlar, dünya nüfusunu, herhalde 7 milyara yükseltecektir. Bu süratli artışlar ise, ortaya ciddi bir beslenme sorunu çıkaracaktır.
Dünyamızdaki birçok ülke, tarım dahil tüm nimetleri, en verimli şekilde değerlendiriyor. ABD, Kanada gibi bazı ülkeler, birer Dünya Gıda Ambarı haline gelmiştir. Özellikle ABD'de sadece 6 milyonluk bir çiftçi grubu, tam 286 milyonluk kendi vatandaşlarını ve hem de, dünyadaki milyonlarca beslenme güçlüğü çeken insanları beslemekte olduğu bir gerçektir.
Yüce Tanrı bizlere de, birçok değerler yanında, özellikle tarım ve hayvancılık konusunda, belki de en geniş nimetleri vermiş. Düşünüyorum, Türk toplumu olarak bizler, acaba bu şansı, bu nimetleri, bugüne kadar yeterince değerlendirebildik mi? Biraz şüpheliyim, zira yıllardır büyük bir tarım ülkesi olmamıza rağmen, 2001 yılında hálá:
Topraklarımızı erozyon etkisinden kurtaramadık, Tarım alanlarımızı çok daha verimli hale getiremedik, Dünya ülkeleri Bir dönümlük araziden ortalama 600 kg. buğday alabilirken bazı istisnalar dışında, bizler dönümden ortalama 150 veya 160 kg. buğday almakla yetindik.
Yılda yaklaşık 180.000 ton tütün talebine karşı, yılda 550.000 ton tütün üretip fazlasını yaktık veya bazı ürünleri de denize döktük.
Yağlı tohum üretiminde 25 yıldır yaklaşık 500.000 tonluk yağ açığımızı kapatamadık. Bitkisel yağ açığını ithal yolu ile karşıladık.
Hayvancılığın her kesiminde ülke ihtiyacını karşılayamaz duruma düştük. Büyüyen sorunlar bugün artık endişe yaratıcı düzeye erişmiştir.
NEDEN BAŞARAMADIK?
Bizler acaba, özellikle tarım ve hayvancılığın gelişmesi konularında neden yeterince başarılı olamadık?
Bu başarıyı sanayi ve turizm alanlarında gösterebildik. Hatta sanayimiz ve turizm sektörümüz, AB ülkeleri düzeyine erişmiş durumdadır.
Ancak, halkımızın % 46'sının mesleği olan tarım ve hayvancılıkta yeterince verimli düzeye erişememiş olmamız acı ve üzücüdür. Yıllar önce, tarım ürünlerini ihraç edebilen ülkemizin, bugün değeri yüksek döviz ödeyerek mısır, buğday gibi tarımsal ürünleri ithal eder duruma düşmesi, çok düşündürücüdür.
Diğer taraftan, yıllarca harp-işgal görmüş ve hatta kısmen bağımlı yaşamış, bazı Avrupa ülkeleri 1945 yılından itibaren, planlı ve programlı şekilde olanaklarını çok iyi değerlendirerek tarım ve her alanda süratle gelişmiş ve bugünkü refaha kavuşmuşlardır. Yakın komşularımız Macaristan, Romanya ve Bulgaristan önemli başarılar elde etmiştir.
Hele bu yakın komşularımızın artık AB'de, serbest dolaşım olanağına kavuşmaları, Bulgaristan'da para birimi bir Leva'nın, 1 DM (yaklaşık 700.000 TL.) olması, bizlere elektrik enerjisi ihraç edebilir düzeye ulaşmaları, son derece ilginçtir. Bizlerin de kendimizi bu ataletten kurtarmamız ve en yakın bir gelecekte tarım ve hayvancılık konularında çok süratle ve bilinçli olarak bazı ciddi reformlar yaparak kayıplarımızı telafi etmemiz gerekmektedir. Ufak bir örnek vermek gerekirse, özellikle et ve süt hayvancılığımızda, yüksek kaliteli tohum ve embriyo ithali ile suni döllenme konularına büyük önem vermemiz yararlı olacaktır.
Tarım ve hayvancılıkla ilgili aksayan kuruluş ve mevzuatlarımız artık 2002'nin gerçeklerine uygun anlayışla gözden geçirilmeli,
Sektördeki tüm üreticiler, kendi alanlarındaki son gelişmeleri çok yakından izleyip, görüş ve düşüncelerini ilgililere duyurmalı,
Yılda hiç değilse iki defa tarım ve hayvancılık konularında da açık oturumlar düzenlenmesinin yararına inanıyorum.
Özellikle gelişmiş ülkelerde insanlar, gerekli hukuki önlemleri de alarak tarım dahil her sektörde şirketler kurarak güçlerini birleştirip çok önemli başarılar sağlayabilmişlerdir. Bizde ise, geçmişte mevcut büyük çiftlikler zamanla gerek kız-erkek farkı miras, gerekse iç ve dış göçler gibi nedenlerle (istisnalar dışında) son derece dağılmış ve ufalmıştır.
Küçük hatta orta büyüklükteki çiftçilerimizin, Şanlıurfa'da gerçekleştirilen Büyük çiftlik şirketleri gibi kuruluşlara yönelmeleri devrinin başlaması gerekir.
Tarım kesimi iyi ve kapsamlı bir şekilde hazırlanacak yeni tarım şirketleri ana sözleşmeleri ile, çok başarılı büyük çapta şirketleşmiş çiftlikler kurarak tüm güç ve olanakları birleştirmeleri, kooperatifler yerine artık enerjik şirketler haline gelmeleri sağlanmalıdır.
Ne yazık ve üzücüdür ki sahip olduğumuz Tanrı nimetlerini, bugüne kadar yeterince değerlendiremedik. Artık değerlendirmeye gayret edelim.
İç göçe denetim getirmek şart
Mevcut kanunlara rağmen ülkemizde yıllardır önlenemeyen bir iç göçler problemimizin de artık bir çözüme kavuşturulması gereklidir.
Uygulamalardaki ihmal veya bazı politik girişimler, ayrıcalıklar vs. nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere bir akım şeklini alan göçlerin tüm dış ülkelerde olduğu gibi artık hiç değilse bir kontrol altına alınması gerekmektedir. Yıllardır başta Almanya olmak üzere, tüm Avrupa ülkelerinde göç edenler gidecekleri kasaba veya kentlerde işi ve konutu (kiralık veya tapulu) olduğunu belgeleri ile kanıtlamak zorundadırlar. Aksi halde suçlu duruma düşerler. Hiç kimse bizde olduğu gibi elini kolunu sallayarak istediği zaman, istediği yere gidip burada demokrasi vardır diyerek yerleşemez. Kimse de bu önemli kuralın bozulmasına göz yumamaz. Bizde de kırsal bölgelerden dalga halindeki göçlerin, artık bir kontrol altına alınması, iş ve konut zorunluluğu derhal uygulanmamasa dahi, en azından göç edenlerin muhtarlıklara kayıt olma uygulaması gerçekleştirilmelidir.

KAYNAK:Dr.Nusret Arsel 
Ülkemizde Tarım ve Hayvancılık Alanındaki Gelişmeler

09.08.2011. 21:52

naberiyiyimtamam kullanıcısının avatarı Naberiyiyimtamam 20.03.2013 Teşekkürler (0)
ŞİKAYET BİLDİR!

Yorum ekle

nsanların toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla ondan ürün elde etmesi faaliyetine tarım denir.

Türkiye Topraklarından Yaralanma Oranları:

Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin % 36 ’sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır ve otlak, % 26 ’sı orman ve % 6’sı diğer alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır.

Not: Tarımdaki makinalaşmanın etkisiyle çayır ve otlakların alanı daralırken, tarım alanlarımız genişlemektedir.

Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları:

* 1. Marmara Bölgesi: %30
* 2. İç Anadolu Bölgesi: %27
* 3. Ege Bölgesi: %24
* 4. G.Doğu Anadolu Bölgesi: %20
* 5. Akdeniz Bölgesi: %18
* 6. Karadeniz Bölgesi: %16
* 7. Doğu Anadolu Bölgesi: %10

Türkiye‘de Tarımı Etkileyen Faktörler:

1. Sulama: Türkiye tarımında en büyük sorun sulama sorunudur. Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir.

Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki baraj sayısı artırılmalıdır.

Sulama Sorunu Çözüldüğünde;

Üretim artar.

Nadas olayı ortadan kalkar.

Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır.

Üretimde süreklilik sağlanır.

Üretim dalgalanmaları önlenir.

Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır.

Tarım ürün çeşidi artar.

Köyden Kente göçler azalır. Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu konuda en şanslı bölgemiz Akdeniz, en şanssız bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir

2.Gübre Kullanımı: Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır.

Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden) etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince gübre kullanamamaktadır.

Gübre ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması ile karşılanabilir. 

3.Tohum Islahı: Sulama ve gübre sorunu çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli tohum kullanılmalıdır. Ülkemizde kalite tohum üretme konusunda devlet üretme çiftlikleri ve tohum ıslah istasyonları çalışmalar yapmaktadır. Ancak kaliteli tohum ithali devam etmektedir.

4.Makine Kullanımı: Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için makine kullanımı şarttır. Ancak makine kullanımı yurdumuzda yeterli ölçüde gelişmemiştir. Sebepleri: 

Makine kullanıma elverişsiz alanların varlığı,

Makine kullanımının ekonomik olmadığı küçül alanların varlığı,

İş gücünün bazı bölgelerde daha ucuz olması,

Makine fiyatlarının çiftçinin alım gücünün üstünde olması

5.Zirai Mücadele: Tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek için ilaçlı mücadele şarttır. Zirai mücadelede daha çok ilaç kullanılmaktadır.

6.Toprak Bakımı: Tarla yağışlardan önce sürülmeli , yabancı otlardan arındırılmalıdır. Erozyona karşı korunmalıdır.

7.Toprak Analizi: Toprak analizleri ile en iyi verim alınabilecek ürün belirlenir. Ayrıca toprağın ihtiyacı olan mineraller tespit edilerek kullanılacak gübre belirlenir.

8.Destekleme Alımı ve Pazar: Verimi etkilemez. Üretim miktarını etkiler. Çiftçi ürettiği malı pazarda zarar etmeden satabilmelidir. Çiftçinin elverişsiz piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet bazı ürünlerde destekleme alımı yapmaktadır (Destekleme alımı: Devletin çiftçinin malını belirli bir taban fiyat üzerinden alması olayıdır.) Destekleme alımı yapılan ürünler: Pamuk, tütün (2002 yılından itibaren kaldırıldı), Ş.Pancarı, buğday,çay, fındık, K.Üzüm, K.İncir, K.Kayısı, Haşhaş gibi dayanıklı ve sanayiye dayalı ürünlerdir.

***Destekleme alımı yapılan ürünlerin üretiminde dalgalanmalar az olur ve fiyatı sürekli artar. 

9 Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.

TARIM İŞLEME METODLARI

1. İntansif (Modern-Yoğun) Tarım Metodu: Nüfusa göre ekili dikili alanların sınırlı olduğu ülkelerde uygulanır. Birim alandan alınan verim çok yüksektir. Ör. Hollanda, Danimarka, Japonya, İsveç ve İsrail gibi ülkelerde bu tür tarım metodu uygulanmaktadır. Yurdumuzda ise Akdeniz ve Ege Bölgelerinde uygulanan seracılık faaliyetleri intansif tarım metoduna örnektir.

2. Ekstansif (ilkel-Kaba-Yaygın ) Tarım Metodu: Nüfusa göre tarım alanlarının fazla olduğu ülkelerde uygulanan tarım metodudur. Birim alandan alınan verim düşüktür. Üretim miktarında iklimin etkisi vardır. Yurdumuzda uygulanan tarım metodu genelde bu şekildedir.

Not: İntansif tarım metodu ile ekstansif tarım metodu arasındaki en önemli fark birim alandan alınan verimdir.

3. Nadas Tarım Metodu: Verimi en düşük tarım medodudur. Tamamen iklime bağlılık gösterir. Yağışın az, sulamanın yetersiz olduğu alanlarda uygulanır. Türkiye’de nadas tarımının en fazla uygulandığı bölge İç Anadolu Bölgesidir. Nadas olayı en az Karadeniz bölgesinde uygulanır.

Nadas, toprağın su ve mineral kazanmasını sağlamak amacıyla boş bırakılmasıdır.

4. Plantasyon Tarım Metodu: Tropikal kuşakta ticari amaçla çok geniş alanlarda bir veya bir kaç çeşit ürün yetiştirmeye dayalı tarım metodudur. Ör: Brezilya’da; çay, kahve ve muz, Seylan (Srilenka)’da; çay , Malezya’da; kauçuk gibi.


furkan585858 kullanıcısının avatarı Furkan585858 20.03.2013 Teşekkürler (0)
ŞİKAYET BİLDİR!

Yorum ekle

Aradağını bulamadın mı?

Soru sor