Cevaplar

2012-10-14T20:37:28+03:00

 “Ahmed Haşim Beye,

       Genç Kalemler tahrir heyeti namuslu gençlerdir; pek az zaman sonra meydana çıkacağı şüphesiz olan âdi bir hile ile kimsenin sukutunu hazırlıyacak derecede terbiyesiz ve ahmak olmadıkları gibi, sizi de böyle bir zanda bulunacak kadar küçük ve saf görmek istemezler…
       Bundan bir kaç ay evvel, o zaman Bulgaristan hududunda bulunan arkadaşım Ömer Seyfettin’den bir mektup almaştım. Diyordu ki: Lisanımızdaki ecnebi kaidelerini atsak ve bunun için beraber çalışsak… Ben yazdığım cevapta: İyi dedim, fakat lisanımıza hiç bir noksan gelmiyecek mi?.. Sana Fernand Gregh[1]‘ten, Georges Rodenbach[2]‘-dan, Emin Bülend’den, Ahmed Haşim Bey[3]‘den birer parça yolluyorum; hepsini saydığım, şartlar dahilinde gönder.. On gün sonra aldığım mektupta hepsini yeni lisanla yazmış ve göndermişti. Gerek kendim ve gerek kendi arkadaşlarım okuduk. Lisanımızın bu şartlarla ne kadar nefis olacağını anladık. Ömer Seyfettin[4]‘in gönderdiği kâğıtlar, idarehanede Gregh’in La Maison de l’Enfance’ı içinde duruyordu. Bir gün matbaadan bir çocuk yollamışlar, çıkacak nüshanın boş yeri için bir yazı istemişler; arkadaşlardan biri, kitabın içinden bir kâğıt çıkarmış ve şüphesiz Fernand Gregh’in eserinden çıkardığı için onun sanmış ve üstüne ismini yazmış. Bir ay evvel Ömer Selâniğe geldi, hepimiz yanlışı anladık. Fakat zaman geçmiş olduğu gibi, şüphesiz meselenin büyük bir ehemmiyeti olmadığından tashih[5]e de lüzum görmedik… İşte Haşim Bey, sizi namuslu bir adam sıfatiyie temin ederim ki, mesele bundan ibarettir. Yoksa, ne biz öyle saçma bir hileye tevessül ederiz ve ne de siz bir manzumeyi “harfiyyen!” Fransızcadan tercüme ederek isminizi yazarsınız… Eğer arzu ederseniz on on beş gün evvel Mehmed Ali Tevfik Bey’in yine bu meseleye dair gönderdiği bir mektuba cevaben yazdıklarımı, eğer ken­disiyle tanışıyor ve görüşüyorsanız, öğrenebilirsiniz…

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-14T21:36:15+03:00

“Ahmed Haşim Beye,

       Genç Kalemler tahrir heyeti namuslu gençlerdir; pek az zaman sonra meydana çıkacağı şüphesiz olan âdi bir hile ile kimsenin sukutunu hazırlıyacak derecede terbiyesiz ve ahmak olmadıkları gibi, sizi de böyle bir zanda bulunacak kadar küçük ve saf görmek istemezler…
       Bundan bir kaç ay evvel, o zaman Bulgaristan hududunda bulunan arkadaşım Ömer Seyfettin’den bir mektup almaştım. Diyordu ki: Lisanımızdaki ecnebi kaidelerini atsak ve bunun için beraber çalışsak… Ben yazdığım cevapta: İyi dedim, fakat lisanımıza hiç bir noksan gelmiyecek mi?.. Sana Fernand Gregh[1]‘ten, Georges Rodenbach[2]‘-dan, Emin Bülend’den, Ahmed Haşim Bey[3]‘den birer parça yolluyorum; hepsini saydığım, şartlar dahilinde gönder.. On gün sonra aldığım mektupta hepsini yeni lisanla yazmış ve göndermişti. Gerek kendim ve gerek kendi arkadaşlarım okuduk. Lisanımızın bu şartlarla ne kadar nefis olacağını anladık. Ömer Seyfettin[4]‘in gönderdiği kâğıtlar, idarehanede Gregh’in La Maison de l’Enfance’ı içinde duruyordu. Bir gün matbaadan bir çocuk yollamışlar, çıkacak nüshanın boş yeri için bir yazı istemişler; arkadaşlardan biri, kitabın içinden bir kâğıt çıkarmış ve şüphesiz Fernand Gregh’in eserinden çıkardığı için onun sanmış ve üstüne ismini yazmış. Bir ay evvel Ömer Selâniğe geldi, hepimiz yanlışı anladık. Fakat zaman geçmiş olduğu gibi, şüphesiz meselenin büyük bir ehemmiyeti olmadığından tashih[5]e de lüzum görmedik… İşte Haşim Bey, sizi namuslu bir adam sıfatiyie temin ederim ki, mesele bundan ibarettir. Yoksa, ne biz öyle saçma bir hileye tevessül ederiz ve ne de siz bir manzumeyi “harfiyyen!” Fransızcadan tercüme ederek isminizi yazarsınız… Eğer arzu ederseniz on on beş gün evvel Mehmed Ali Tevfik Bey’in yine bu meseleye dair gönderdiği bir mektuba cevaben yazdıklarımı, eğer ken­disiyle tanışıyor ve görüşüyorsanız, öğrenebilirsiniz…

0