Cevaplar

2012-10-15T19:00:22+03:00

Nasıl ki sevmek, kendini tanıyarak değişebilmek, bilinçli beslenmek, çocuklarını iyi yetiştirmek, parayı iyi kullanabilmek, yabancı dilleri konuşmak (amaç edinmek değil) ve ölmeyi bilmek de okulda öğrenilmez.
Genel olarak hepimiz kendi kendimizi eğitiriz. Toplum ise vaftiz törenimize katılmış olmaktan doğan haklarını kullanarak sürekli olarak bize saatimizi hatırlatan amca ve teyzelerimize benzer. Toplumun verdiği öğüt: «Saatinin kolunda olduğunu unutma, yemeğe geç kalmamış olursun,» şeklinde özetlenebilir. Eriştirmeyle durum daha aydınlanır.
Topu topuna yirmi dört saatten ibaret olan küçük sepetimiz daha sonra: tüneller, toplantılar, arkadaş buluşmaları, iş görüşmeleri, telefonlar, yemekler, kitaplar, sporlar, alış-verişler, kaçamaklar, gazeteler, biberon vermeler, not almalar, koşuşmalar ya da Noel geldi daha kimseye hediye alamadım gibi hatırlamalarla ilgili küçük zaman parçacıklarıyla dolup taşar.
Kimimiz bozguna uğrarız (ama saatin tik tak'ları kesilmez) kimimiz kendimizi düzenleriz. Asıl çoğunluk bu ikisi arasında bocalar durur. Kimliğimizden hiç iz bırakmadan dalıp çıktığımız bu çamur deryasının gizli bazı yanlarını açıklamaya çalışacağım.
Eğer bu kitapta felsefe, organizasyon ilkeleri ya da ruhbilimle ilgili bilgiler yer almışsa bu tamamen bir rastlantıdır, çünkü ben bunların hiç birinin öğreticisi değilim.
Okuyucuyla aramda sağlam bir dayanışma kurabilmek için ona zamanını boş yere harcatmamak için kitabı kısa yazmaya çalıştım.
Günümüzde çoğumuzun zamanı hastalanmıştır ve onun nasıl tedavi edileceği de bilinemiyor.

1 1 1