Cevaplar

2012-10-15T22:46:03+03:00

Atatürk’ün Cumhuriyet döneminde Türk dilinin gelişimi ile ilgili yaptığı çalışmaları ve bu çalışmaların sonuçları;

Dildeki sadeleşme hareketlerinin hiçbiri de planlı ve programlı bir devlet politikasına bağlanmış değildi. Yalnızca edebi görüş ve tutumların ürünü idi. Gerçi, planlı ve programlı “Yeni Lisan” hareketiyle Türkçe millileşme bakımından epey yol almış sayılabilirdi. Ancak devrin fikriyatını yapan Ziya Gökalp’in ve Ömer Seyfeddin’in ısrarla belirttikleri gibi, daha dilde Türkçe’nin yapı ve işleyişine ters düşen yabancı kalıplı kelimeler, yabancı ekler, yabancı kelime, ek ve edatlar ile kurulmuş isim ve sıfat tamlamaları, çokluk şekilleri, birleşik sıfat ve zarfların sayısı hayli kabarık ve düzeltilmeye muhtaçtı. Genel dil dışında; bilim dili, kanun dili ve terimler bakımından yapılacak çok şey vardı. O güne kadar dili bir dil bilimi yöntemi ile inceleyen eserlerden söz etmek de mümkün değildi. Oysa dil inkılabı, özü itibariyle, çağdaş değerler içinde bir kültür davası olarak ele alınmalıydı. Bunun gerçekleştirilmesi içinde bilimsel temelde çok yönlü ve kapsamlı bir programa bağlanması gerekiyordu. Bu bakımdan dil inkılabının dayandığı fikir temelini:

1-Yabancı etkiler altında benliğini kaybetmiş olan dilimizin millileştirilmesi, ona kendi yapı ve işleyişine uygun bir gelişme yolunun çizilmesi,

2-Bilimsel yollar ile incelenerek aslındaki güzelliğin ve tarihi zenginliğin ortaya konması,

3-Türkçe’mize, kelime türetme ve terim yapma imkanları bakımından işleklik kazandırılarak, uzun vadede zengin bir kültür dili durumuna getirilmesi, şeklinde üç ana ilkede özetleyebiliriz.

Atatürk, Türk dilini yönlendirmek üzere verdiği direktiflerde, sosyoloji ve dil gerçeğinden hareket ederek, dil ile millet ve dil ile kültür arasındaki bağı hep ön planda tutmuştur. Çünkü, dil ile toplum ve o toplumun belirli ölçüler ile şekillenmesi demek olan millet arasında çok sıkı bir manevi bağ vardı. Bir topluluğun millet niteliğini kazanabilmesi, her şeyden önce o millete has gelişmiş milli bir dilin varlığına bağlıydı. Dil bir milletin duygu ve düşünce tarzı, tarihi ve toplumsal akışı ile birlikte yol aldığından, o milletin ayrılmaz bir parçası durumundaydı. Millet bütünlüğünün geleceği de yine dille güvence altına alınabilirdi. Bu gerçekler Atatürk tarafından şu veciz sözlerle dile getirilmiştir: “Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması millî hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk Dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” ( 1930 )

Atatürk’ün düşünce sisteminde kültürün önemli bir yeri vardır. Çünkü Türk milletinin bağımsızlığını ayakta tutacak ve varlığını sonsuza ulaştıracak olan değerler kültür değerleridir. O’nun bu görüşü de en veciz ifadesini, çeşitli vesilelerle dile getirdiği: “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.” ve “Milli kültür en yüksekte göz diktiğimiz idealdir.” Sözlerinde bulmuştur.

Görülüyor ki, dil ile sosyal yapı ve o sosyal yapıyı şekillendiren kültür arasında ayrılmaz bir bağ vardır. Kısacası, bir milletin kültürü onun dilinde yaşamaktadır. Bundan dolayı da dil, sosyal yapının ve kültürün sadık bir aynası durumundadır. Dil ile sosyal yapı ve kültür arasındaki bu bağ Atatürk tarafından şu sözlerle dile getirilmiştir: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkı Türk milletidir. Türk milleti demek Türk dili demektir. Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü, Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakının, an’anelerinin, hatıralarının, menfaatlerinin; kısacası, bugün kendi milliyetini yapan her şeyinin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.”

 

0
2012-10-15T22:47:23+03:00

coğrafyakitabı Acemi içinde Türkçe için 8 pn + 4 en iyi çözüm için 3 dakika önce Bilimsel bilgi, yapılan ve yapılacak olan yeni çalışmaların sonuçlarına göre degişiklikler gösterilebilir. Eskiden ıspanakta bol miktarda demir olduğuna inanırlardı. Fakat yeni teknolojık gelişmeler ve bilimsel araştırmalarla ıspanağın gerçekte okadar... 2 Cevaplar. Şimdi 0 çözüyor 1 izliyor  

0