Cevaplar

2012-10-15T23:15:54+03:00

Türkiye'de siyasal milliyetçilik 1903 yılında Yusuf Akçura tarafından yazılan Üç Tarz-ı Siyaset adlı makalenin yayınlanması ile başlar. Bundan önce Sultan III. Selim'e kadar uzanan bir tarihçe verilebilirse de siyasal anlamda başlangıç Yusuf Akçura ile başlar. Türkiye'de milliyetçiliğin öncüleri Kırım-Kazan kökenli aydınlardır. Bunun nedeni ise Kırım ve Kazan bölgesinin batı ticaret ve siyaseti ile tanışmasının 17. yüzyıl'a dayanmasıdır.

Osmanlı toplumunu oluşturan İslam, Rum, Ermeni ve Yahudi "millet"lerini ortak bir ulusal kimlik altında bir araya getirme düşüncesi 1839 Tanzimat Fermanı'na damgasını vurdu, 1850'lerden sonra güç kazandı. Osmanlı seçkinlerine göre devlet, ancak bir Osmanlı milleti 'ne dayandığı takdirde ayakta durabilir ve canlanabilirdi. Osmanlı milleti padişahın sembolik egemenliği altında, ortak bayrak, marş ve simgelere (örneğin fes) sahip olacak, din ve dil ayrımı gözetmeden toplumsal birliği gözetecekti.[kaynak belirtilmeli]

Osmanlılık fikri bir yandan egemen İslam toplumunda, diğer yandan imparatorluğun Hıristiyan unsurlarında direnişle karşılaştı. 1860'larda Namık Kemal öncülüğündeki Genç Osmanlılar, İslam milletinin geleneksel ayrıcalıklarını gayrımüslimlerle paylaşmayı reddeden bir milliyetçilik türünü savundular. Gayrımüslim toplumları içinde de, Osmanlı Devleti'nden koparak ayrı ulusal varlıklar oluşturma fikri taraftar topladı. Önceleri daha çok Rum toplumunu etkileyen ayrılıkçı akımlar, 1878 yenilgisinden sonra imparatorluğun diğer gayrımüslim halklarına da yayıldı.

1 5 1
2012-10-15T23:15:54+03:00

Türkiye'de siyasal milliyetçilik 1903 yılında Yusuf Akçura tarafından yazılan Üç Tarz-ı Siyaset adlı makalenin yayınlanması ile başlar. Bundan önce Sultan III. Selim'e kadar uzanan bir tarihçe verilebilirse de siyasal anlamda başlangıç Yusuf Akçura ile başlar. Türkiye'de milliyetçiliğin öncüleri Kırım-Kazan kökenli aydınlardır. Bunun nedeni ise Kırım ve Kazan bölgesinin batı ticaret ve siyaseti ile tanışmasının 17. yüzyıl'a dayanmasıdır.

Osmanlı toplumunu oluşturan İslam, Rum, Ermeni ve Yahudi "millet"lerini ortak bir ulusal kimlik altında bir araya getirme düşüncesi 1839 Tanzimat Fermanı'na damgasını vurdu, 1850'lerden sonra güç kazandı. Osmanlı seçkinlerine göre devlet, ancak bir Osmanlı milleti'ne dayandığı takdirde ayakta durabilir ve canlanabilirdi. Osmanlı milleti padişahın sembolik egemenliği altında, ortak bayrak, marş ve simgelere (örneğin fes) sahip olacak, din ve dil ayrımı gözetmeden toplumsal birliği gözetecekti.[kaynak belirtilmeli]

Osmanlılık fikri bir yandan egemen İslam toplumunda, diğer yandan imparatorluğun Hıristiyan unsurlarında direnişle karşılaştı. 1860'lardaNamık Kemal öncülüğündeki Genç Osmanlılar, İslam milletinin geleneksel ayrıcalıklarını gayrımüslimlerle paylaşmayı reddeden bir milliyetçilik türünü savundular. Gayrımüslim toplumları içinde de, Osmanlı Devleti'nden koparak ayrı ulusal varlıklar oluşturma fikri taraftar topladı. Önceleri daha çok Rum toplumunu etkileyen ayrılıkçı akımlar, 1878 yenilgisinden sonra imparatorluğun diğer gayrımüslim halklarına da yayıldı.

0