Cevaplar

En İyi Cevap!
2012-10-16T13:41:10+03:00

 

Dıştan doğrudan gözlenemeyen davranışlar: Bilgi işlememe süreçlerinin, biliş ve duyuların, kişiliğin dıştan ve doğruda gözlenmesi mümkün değildir. Bu gibi süreçler dolaylı olarak gözlenir. Örneğin zeka, onu ölçmek için geliştirilmiş olan standart psikolojik testlerle, dolaylı olarak gözlenir ve bu yol ile ölçülür. Zeka bölümü 100 olan bireyin ”Normal Zeka’ ‘nın özelliklerine, 135 olan bireyin ise çok üstün zeka düzeyinin özelliklerine sahip olduğu anlaşılır. Kaygı dıştan doğrudan gözlenemeyen bir duygu örneğidir. Zeka gibi, kaygı da bu bunu ölçmek üzere geliştirilmiş olan psikolojik test veya ölçekler aracılığıyla ölçülür. Kaygı gibi duygusal özelliklerin dolaylı olarak gözlenmesinin bir diğer yolu, uygun deneysel koşulları yaratmaktır. Örneğin, çözümsüz problemlerin kaygı doğurduğu bilinmektedir. Kolay, zor ve çözümsüz problemlerden oluşan bir deney düzeni yoluyla kaygı, değişik derecelerde yaratılır. Deneye katılan bireylerin bu üç koşudaki davranışları, kaygının dolaylı yoldan gözlenmesini sağlar. Psikofizyolojik Tepkiler: Canlı varlıkların bir yönü zihin ve bilişsel süreçlerdir. İnsanlar algılar, öğrenir, hatırda tutar, davranışlarını kontrol eder, soyutlar, geneller. Bunların bir kısmını insandan daha az gelişmiş canlılar da yapar. Bizim bir de bedenimiz var. Yediğimiz yemekleri mide-bağırsak sistemimiz işliyor, dolaşım sistemimiz besin maddelerini dokulara taşıyor, atık maddeleri de boşaltım sistemimiz böbreklerden süzerek dışarı atıyor. Fakat, kaygılandığımızda mide-bağırsak sistemimiz gereği gibi çalışmıyor; üşütüp ateşimiz çıktığında ders çalışmakta, dikkatimizi toplamakta e öğrenmekte güçlük çekiyoruz; bir arkadaşımızın stres sounucu birdenbire kekelemeye başladığını fark ediyoruz. Bu örnekler bize zihin ile bedenin ilişki içinde olduğunu göstermektedir.

Zihin ve bedenin ilişkisi, sinir sistemi, özellikle de beyin üzerinden gerçekleşir. Örneğin, konuşabilmemiz, beynimizin n tarafında bulunan Broca ( Broka ) merkezinin doğru işlevde bulunmasını gerektirir. Yazarken kalemi doğru bir şekilde tutabilmemiz, beyin kabuğundaki duyusal-motor alanın işlevselliğine bağlıdır. Bu örnekler, psikoloji biliminin konusunu oluşturan davranışlar ( Artık bunları doğrudan ve dolaylı olarak gözlenmekte olduğunu biliyoruz ) ile beynin ilişki içinde olduğunu, birbirini etkilediğini ortaya koymaktadır.

Böylece psikoloji biliminin kapsamına giren üçüncü tür davranış, davranışlara eşlik eden sinir sistemi işlevleri olmaktadır. Biliş ve duygular sz konusu olduğunda, bu işlevler beyinde yerine getirilmektedir. Bir yanda psikolojik bir yanda da fizyolojik süreçleri içermesi nedeniyle bunlara ”Psikofizyolojik Tepkiler’‘ denilmişti. Utanan bireyin yüzünün kızarması, şiddetli duygu sırasında gözbebeklerinin büyümesi, bir nesneye bakıldığında beynin görme merkezlerinin çaışması psikofizyolojik tepkilere örnektir.

c- Bilim/Psikolojinin Felsefeden Farkı: Bilim evren olaylarını açıklayan sistematik bilgiler bütünü olarak tanımlanabilir. Psikoloji biliminde davranışlar, bilimsel ölçütler uyarınca, bilimsel amaçlar doğrultusunda ve bilimsel yöntemler kullanılarak incelenir. Öğreğin, varoluşçu psikoloji de davranışları ve insan zihnini inceler, ancak bu dalda bilgi daha çok sezgi ve düşünme yoluyla elde edilir. Felsefe de insan zihnini anlamaya çalışır. Fakat bu dalda bilgiye, mantıklı düşünme süreçleri yoluyla ulaşılır. Psikolojiyi bu dallardan ayıran özellik, davranışların ( doğrudan gözlenen, dolaylı olarak gözlenen, psikofizyolojik ) bilimsel olarak incelenmesidir.

2- Psikolojide Ölçütler:

 

1 5 1