Cevaplar

2012-10-16T17:09:01+03:00


Türk Dilinin Yaşayan ve Zengin bir Dil Olduğu Nasıl Kanıtlanır, Türk Dilinin Zengin Olduğu Kanıtı,Yaşayan Bir Olmasının Kanıtı

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan bir genelge ile okullarda “Yaşayan Türkçe”nin esas alınması gerektiği belirtildi. “Yaşayan Türkçe” kavramı ile dilin yapı taşı olan kelimelerin geçmişten bugüne bir süreklilik dahilinde kullanımı ve herkes tarafından kabul görmüş, anlaşılmış olması ifade ediliyor.Mesela “kitap” kelimesi Arapça kökenlidir ama yüzyıllardır bu kelime kullanılmaktadır.Kısaca halk arasında kabul görmüş bir kelimedir.Kitap yerine Türkçe kökenlidir diyerek “betik” kelimesi türetilmiş ama bunca yıl geçmiş olmasına rağmen “betik” kabul görmemiştir.Edebiyat kelimesi yerine “yazın” kelimesi önerilmiş ama bugün yine “edebiyat”demeyi tercih ediyoruz.Zira kitap, edebiyat vb. kelimelerin kökeni hangi dile ait olursa olsun artık bize aittir; kabul görmüştür.Diğer bir ifadeyle “Yaşayan Türkçe”ye dahildir.Dilde doğru yaklaşım da budur.
Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca: “Türkçem, benim ses bayrağım” der.Ne güzel ifade etmiş.Evet, dil bir milletin ses bayrağıdır.Milleti millet yapan unsurlardan biri de “dil”dir.Dil ile anlaşma ve iletişim ortamı sağlanır.Dil, bir yönüyle milletin hafızasıdır.Sağlıklı bir iletişimin sağlanması ise “doğru kelime-doğru cümle” şartına bağlıdır.
Mütefekkir Cemil Meriç:“Kamusa uzanan el, namusa uzanmıştır” der.Halkın kullandığı kelimeler yerine, yabancı kelimeleri ısrarla kullanmak dile zarar verdiği gibi kültürümüze de zarar verir.Her kelime bir kültürün taşıyıcısı.Bu sebeple dil hususunda bilinçli olmak gerekiyor.
Süper, ultra, mega, show, star, vizyon, cafe, bazaar, aktüel, aksiyon…Dil, hızla kirleniyor.Bu tür kelimeleri –maalesef- sıkça duyuyoruz.Halbuki bu kelimeleri karşılayan kendi kelimelerimiz var.Neden kendi kelimelerimizi kullanma cesaretini göstermiyoruz ?
“Çağrı” kelimesi varken “mesaj” kelimesini kullanmak niye ? “Yıldız” kelimesi dururken “star”; “gösteri” kelimesi varken “show”; “köprüyol” kelimesi yerine “viyadük” kelimesini kullanmak doğru bir tercih değil.


0
2012-10-16T17:09:04+03:00

TÜRKÇE ZENGİN BİR DİLDİR

Geçmişimizi öğrenmeye çalışırken, köklerimizin tarihin karanlık dönemlerine kadar gittiğini anlamaktayız. Orta Asya’dan dört bir yana göç eden atalarımız, göçebe yaşamın sonucunda değişik yerlerde, değişik adlar altında kendi dönemlerinin devlet anlayışına uygun olarak devletler kurup yaşamış, savaşlar yapmış kimi kez kazanmış, kimi kez kaybederek yıkılmış. Sonra toparlanarak yeniden devletler kuragelmişler. Hunlardan günümüz Türk devletlerine kadar geçen binlerce yılda Türkler nereye gittilerse orada üreyip çoğalmışlar. 

Tarihin bu uzun akışı içinde Türk’ün töresinde, yaşayışında, dilinde, inancında... Doğal, toplumsal... Etkiler sonunda yozlaşmalar ve bozulmalar olmuştur. Yüz milyonlarca insanın konuştuğu ve binlerce yıllık bir geçmişi olan bir dilin insanoğlunun duygusunu, düşüncesini, tasarısını, onun yapıtı olan her şeyi, günümüzde bilinen ve gelecekte öğrenilecek olan her şeyi anlatmaya gücü vardır. Zaman zaman Türkçenin bilim, sanat, kültür dili olamayacağına yönelik görüşler ortaya atılmaktadır. Bu görüşün üniversite öğretim görevlilerinden gelmesi Türkün ve Türkçenin bağrına saplanmış bir hançer etkisi yapmakta ve bu kimselerin anadilinden kuşku duyulmaktadır. Bize göre dilin yetersizliğinden yakınma hakkı olmayan kesim bilim ve sanatla uğraşan kültür adamlarıdır. Onlar anadillerinin gelişmesi için uğraşmazsa eğitim düzeyi düşük kimselerin, dilin gelişmesine katkısı ne kadar olabilir? 

1975’te lisede okuduğum yıllarda DTCF mezunu, göreve yeni başlayan bir öğretmenimiz bir gün bize bir ödev verdi: " Elinizdeki ders kitaplarında, gazete ve dergilerde karşılaşmadığınız, radyodan işitmediğiniz sözcükler varsa bunları defterinize yazınız." O zamanlar bu ödevin önemini pek kavrayamamıştık ki dişe dokunur bir ödev yapan çıkmadı. Yıllar sonra Selçuk Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünü bitirince öğretmenimizin verdiği ödevin önemini daha iyi kavramıştım. Öğretmenimiz yazı diline geçmemiş, fakat o yörede kullanılan Türkçenin öz sözcüklerini arıyordu besbelli. 

Dilini gerçekten seven ve onun gelişmesine katkıda bulunmak isteyen dilseverler, çevrelerinde kullanılan ve başka bir dilden alınmayan sözcükleri ve bu sözcüklerin anlamını ya da anlamlarını açıklayarak ve daha iyi anlaşılmasını sağlamak için bir kaç cümlede kullanarak yazı diline kazandırması gerekir. Belki bu sözcükler dilimizdeki pek çok yabancı sözcüğün yerini alacaktır. Örneğin 5 şubat 2006 tarihli Hürriyet’in pazar ekinde sayın Mehmet Yaşin’in Burdur yöresiyle ilgili yazısında " böğet " sözcüğü geçmektedir. Akarsular üzerinde suyun önüne kurulan set anlamında Konya taraflarında da kullanılmaktadır. Derelerden tarlalara su almak için taşla, toprakla yapılan derme çatma bent. TDK Türkçe Sözlük’e ve Yazım Kılavuzu’na baktım ve " böğet " sözcüğünü ne yazık ki ne sözlükte ne de Yazım Kılavuzu’nda bulabildim. Bu sözlük ve yazım kılavuzu hangi Türklerin sözlüğü ve yazım kuralları kitabıdır demekten de kendimi alamadım. 

TDK yetkilileri ellerindeki derleme sözlüklerinden bahsedeceklerdir kuşkusuz. Bu derleme sözlükleri ne işe yarıyor? Onları e- kitap haline getirip de yayınlasalar bari. Belki dilsever insanlar bu derleme sözcüklerden yaralanarak anlatımlarına renk katarlar. 
Türkçemiz yapısı gereği eklemeli bir dildir. Nasıl ki Türkiye genelinde kullanılmayan sözcükler varsa, kim bilir belki de yörelerimizde yerel ekler de vardır. Eğer varsa bu eklerin de dil varlığına kazandırılması gerekir.

Unutmayalım dilimiz eklemeli bir dildir. Varlığı, zenginliği kök ve ekler üzerinedir. Dilin temelini oluşturan kök sözcükler ne pahasına olursa olsun korunmalı. Yiten kökün yerine yenisi konmuyor. Ekler de öyle. 

Dilimizin sözcük sayısı bakımından zenginliği, köklerden eklerle yeni anlamlı sözcük türetmeye ya da sözcük birleştirmeye dayanmaktadır.

Yabancı sözcükleri alıp kullanmak ya da bir sözcüğe onlarca anlam yüklemek – örneğin “çıkmak” sözcüğünün TDK sözlüğünde gerçek, mecaz vb. 58 anlamı var. – gerçek anlamda bir dil zenginliği değildir.
… 10.02.2006 
Tahsin UYSAL

Bu gün 14 Ağustos 2008. TDK ana sayfayı ziyaret ettim ve orada “Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü’nde Söz Arama” bölümü eklenmiş. 25 Mart 2008’den beri kaç kişinin geldiği kaydı verilmiş.
Çok sevindim, galiba biz Türklerin de Türkçesi fark ediliyor. 
— Neden mi? 
—Yukarıdaki yazıda “ böğet” sözcüğü geçiyor, bu sözcük bizim için sıradan herkesin anlamını bildiği bir sözcüktü. Küçüklüğümüzde köyümüzdeki derelerde böğet yapar, saatlerce yüzerdik.

Çünkü daha önce aradığım pek çok sözcüğü ne TDK Türkçe Sözlükte ne de Yazım Kılavuzu’nda bulabildim. Şimdi ise “Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü’nde Söz Arama” bölümünde “ böğet” sözcüğü ve daha pek çok sözcüğün anlamını bulabiliyorum.

0