Cevaplar

2012-10-16T20:38:57+03:00
Enap Şahabettin, 1870 - 1934 yılları arasında yaşamış Servet-i Fünun dönemi şair ve yazarıdır



1870'te Manastır’da doğdu Babasının Plevne'de şehit düşmesinden sonra ailesiyle İstanbul'a geldi İlköğrenimini Tophane'deki Fevziye Mektebi'nde yaptı Gülhane Askeri Rüşdiyesi 'ni bitirdi Tıbbiye İdadisi 'nden sonra Askeri Tıbbiye 'den mezun oldu Hekim yüzbaşı oldu


Paris’te 4 yıl cilt hastalıkları ihtisası yaptı Yurda döndükten sonra Mersin, Rodos, Cidde’de karantina hekimliği, sıhhiye müfettişliği yaptı 1914’te emekliye ayrıldı


Darülfünûn ’da Türk Edebiyatı Tarihi dersleri okuttu Kurtuluş Savaşı sırasında Kuva-yı Milliye’ye karşı olumsuz tutumu nedeniyle öğrencileri tarafından istifaya zorlandı Daha sonra Cumhuriyeti destekledi ama yalnızlıktan kurtulamadı


İlk şiiri 1885’te daha öğrencilik yıllarında Saadet gazetesinde yayımlandı Önceleri Muallim Naci’nin etkisiyle divan türü şiirle uğraştı Daha sonra Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan’dan etkilenerek Batı tarzı şiire yöneldiServet-i Fünun dergisinde şiirleri yayımlandı Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil’le birlikte Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri oldu Gelenekçi şairlerin en çok saldırdığı yenilikçi şairdi Diğer Servet-i Fünun’cuların tersine bireysel şiiri tercih etti Edebiyat-ı Cedide’nin en aşırı örneklerini verdi Şiire "nesir-musikisi" dedi Şiirlerinde kullandığı "Sâât-i semenfâm", "çeng-i müzehhep", "nay-i zümürrüt" gibi deyimler, imgeler döneminin sanat dünyasında önemli tartışmalar yarattı Heceleri müzik düzeyinde uyumlu kullanmayı savundu Bu tarzda yazdığı en iyi iki örnek: "Yakazat-ı Leyliye" ve "Elhan-ı Şita" şiirleridir 12 Şubat 1934’te beyin kanaması nedeniyle İstanbul’da yaşamını yitirmiştir Kabri Bakırköy'dedir






EDEBİ KİŞİLİĞİ 


* türk şairlerine sembolizmi ve parnasizmi öğretmiştir

* sembolizmden etkilenmiştir

* sanat sanat içindir anlayışını benimsedi

* eserlerinde ahenge ve müzikaliteye önem verdi

* eserlerini aruzla yazdı

* serbest müstezat ı kullandı


ÖNEMLİ ESERLERİ: tamat,hac yolunda,avrupa mektupları,evrak-ı eyyam,tiryaki sözleri,körebe,yalan


Eserleri 


Şiir:


* Tâmât (1887)

* Seçme Şiirleri (1934, ölümünden sonra)

* Bütün Şiirleri (1984, ölümünden sonra)


Tiyatro:


* Körebe (1917)


Düzyazı:


* Hac Yolunda (1909)

* Evrak-ı Eyyam (1915)

* Afak-ı Irak (1917)

* Avrupa Mektupları (1919)

* Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri (1918)

* Vilyam Şekispiyer(1932)

* Tiryaki sözleri  
1 5 1
2012-10-16T20:39:19+03:00

Cenap Şahabettin’in yaşadığı dönem ve sanat anlayışı hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız. “Elhan-ı Şitâ” şiirinin tamamını sınıfta okuyunuz.

1.a. Daha çok bireysellik ön plandadır. Toplumu ya da belli bir grubu eğitme kaygısı bırakılmıştır. Onun yerine kişinin sanat eserinden estetik zevk duyması dile getirilmiştir. Bireysellik ön plandadır.

b. Şiirin, ait olduğu dönemin hâkim zihniyetini nasıl yansıttığını açıklayınız.

b. Şairim yaşadığı dönemde de bireysellik ön plandadır. Dönemin hakim olan zihniyeti bireysellik şairin eserine konu edinmiştir.

Elhan-ı Şitâ

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş, 
(Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,) 
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar 
(Eşini kaybeden bir kuş gibi kar) 
Gibi kar 
(Gibi kar) 
Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar... 
(Geçen ilkbahar günlerini arar) 
Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu, 
(Ey kalplerin divane şarkısı) 
Ey kebûterlerin neşideleri, 
(Ey güvercinlerin şiirleri) 
O baharın bu işte ferdâsı 
(O baharın bu işte yarını) 
Kapladı bir derin sükûta yeri 
(Kapladı bir derin sessizliğe yeri) 
Karlar 
(Karlar) 
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar. 
(Ki sessizce arasıra ağlar) 
Ey uçarken düşüp ölen kelebek 
(Ey uçarken düşüp ölen kelebek) 
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek 
(Bir melek kanadının beyaz püskülü) 
Gibi kar 
(Gibi kar) 
Seni solgun hadîkalarda arar. 
(Seni solgun bahçelerde arar.) 
Sen açarken çiçekler üstünde 
(Sen açarken çiçekler üstünde) 
Ufacık bir çiçekli yelpâze, 
(Ufacık bir çiçekli yelpâze,) 
Nâ'şun üstünde şimdi ey mürde 
(Cansız bedenin üstünde şimdi ey ölü) 
Başladı parça parça pervâze 
(Başladı parça parça altın kırıntıları) 
Karlar 
(Karlar) 
Ki semâdan düşer düşer ağlar! 
(Ki gökyüzünden düşer düşer ağlar!) 
Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar; 
(Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar ;) 
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar 
(Küçücük, beyaz başlı baykuşlar) 
Gibi kar 
(Gibi kar) 
Sizi dallarda, lânelerde arar. 
(Sizi dallarda, yuvalarda arar.) 
Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân, 
(Gittiniz, gittiniz siz ey kuşlar,) 
Şimdi boş kaldı serteser yuvalar; 
(Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar ;) 
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! - 
(Yuvalarda -feryat etmeyen yetîm-) 
Son kalan mâi tüyleri kovalar 
(Son kalan mavi tüyleri kovalar) 
Karlar 
(Karlar) 
Ki havada uçar uçar ağlar. 
(Ki havada uçar uçar ağlar.) 
Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir 
(Ey kış göğü, elinde yığın yığındır) 
Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter... 
(Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, ıslak bulut...) 
Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir- 
(Dök ey gökyüzü -doğanın canlılığı uykudadır-) 
Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler! 
(Siyah toprağın üstüne katışıksız çiçekler!) 
Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! - 
(Her ağaçlık yer şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -) 
Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid... 
(Bir gölge yığını ve siyah renkli ve ümitsiz) 
Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek. 
(Ey kış göğünün eli, durma, durma, çek.) 
Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd! 
(Her ağaçlığın üstüne bir beyaz örtü!) 
Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar 
(Göklerden emeller gibi dökülüyor kar) 
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar 
(Her mutlu hayalim gibi koşarak düşüyor kar) 
Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar 
(Sessiz bir rüzgar tüylü bir kanatta uyuklar) 
Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar, 
(Yolunda durur bir aralık sonra uçarlar,) 

Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân, 
(Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçışarak) 
Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân 
(Bazen uçmada tüyler gibi, bazen dökülmede) 
Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun, 
(Karlar, sessizliğin dualarının bütün nağmeleri) 
Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun. 
(Karlar, ruhların bahçelerinin çiçekleri) 
Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök. 
(Dök siyah toprak üstüne, ey göğün eli dök.) 
Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök: 
(Ey göğün eli, izzetin eli, kışın eli, dök :) 
Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi; 
(Bahar çiçekleri yerine beyaz kar) 
Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi. 
(Kuşların nağmeleri yerine ümidin suskunluğunu.)

1 5 1