Soru

Ragcin kullanıcısının avatarı

öykü,şiir ve makale türünde yazılmış metinler bulunuz.Bu metinleri yazılış amaçları,konuları,temaları,yapıları,işlevleri,dil ve anlatım

özellikleri,anlatım türleri,gerçeklikle ilişkileri bakımından inceleyiniz. gönderen Ragcin

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Ragcin kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

2
EmıR kullanıcısının avatarı
EmıR cevapladı

valla bu performans ödevini yaptım ya google yaz çıkıyo ya 10 dk sürmez :)

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (0)
  • oy ver Seviye: 5, Oylar: 1

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
esrylmz kullanıcısının avatarı
Esrylmz cevapladı

ÖYKÜ  Ben hep acı içinde yaşayan bir adamım! Bu sıkıntı âdeta kendimi bildiğim anda başladı. Belki daha dört yaşında yoktum. Ondan sonra yaptığım değil, hattâ düşündüğüm kötülüklerin bile vicdanımda tutuşturduğu sonsuz cehennem sıkıntıları içinde hâlâ kıvranıyorum. Beni üzen şeylerin hiç birini unutmadım. Anılarım sanki yalnız hüzün için yapılmış. 

Evet, acaba dört yaşımda var mıydım? Ondan önce hiç bir şey bilmiyorum. Bilinç, başımıza nasıl yakmayan bir yıldırım gibi düşer. Tolstoy, daha dokuz aylık bir çocukken kendisinin banyoya sokulduğunu hatırlıyor. İlk duygusu bir hoşlanma! Benimki müthiş bir sıkıntıyla başladı. Ben ilk kez kendimi Şirket vapurunda hatırlıyorum. Hâlâ gözümün önünde: Sanki dünyaya o anda doğmuşum, annemin kucağı… Annem, yanındaki çok sarı saçlı, genç bir hanımla gülüşerek konuşuyor, cıgara içiyorlar. Annem cıgarasını ince gümüş bir maşaya takmış. Ben bunu istiyorum.

- Al ama ağzına sürme! diyor.

Bana bu ince maşayı veriyor, cıgarasını denize atıyor. Galiba yaz. Çok aydınlık, çok güneşli bir hava… Annem, konuşurken mavi tüylü bir yelpazeyi yavaş yavaş sallıyor. Ben kucağından kayıyorum. Beni kollarımdan tutarak yanına oturtuyor. Gümüş maşacığın halkasına parmağımı takıyor, annem görmeden ucunu ağzıma sokuyor, dişlerimle ısırıyorum. Konuştuğu sarı saçlı hanımın çarşafı mavi… Ben beyazlar giymiştim. Başım açık. Saçlarım çok. Hem galiba dağılmış. Annem bunları düzeltirken başımı yukarıya kaldırıyorum. Güneşten kum kum parlayan tentenin kenarında el kadar bir gölge kımıldıyor.

- Bak, bak! diyorum.

Annem de başını kaldırıyor:
- Kuş konmuş, diyor.

Bu kuşu isteyince,
- Tutulmaz, diyor.

Ben yine istiyorum. Annem şemsiyesiyle bu gölgenin altına vuruyor. Ama
gölgede kımıltı yok. Yine yanımdaki hanıma dönüyor:

- A, kaçmadı.
- Neye acaba?
- Yavru olacak mutlaka.
- …
- Anne, ben kuşu isterim! diye tutturuyorum.

O vakit annem yelpazesini bırakıp ayağa kalkıyor, beni koltuklarımın
altından tutuyor ve küçük bir top gibi dışarıya kaldırırken diyor ki:

- Birdenbire tut ha! 

ŞİİR 
Yabanıl ot kokuları 
getiriyor bir rüzgar 
kıpırdatıyor suları 

Belki sonbahar 
vurgun yapamayacak 
yol vermeyecek sular 

Ve neşeli bir ıslık 
tutturmuş şimdi doğa 
nice acıya karşılık 

Aşkı savunmada doğa

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (2)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...