Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-17T21:11:26+03:00

bu tarz ilk olarak eski Yunan'da ortaya çıkmıştır. Başlangıçta ağızdan ağza dolaşan hatıralar şairler tarafından nazım tarzında söylenmekte ve bunlara "epos" adı verilmekteyken, Logograflar tarafından hikâyeleştirilerek nesre çevrilmişler ve arşivlerdeki malzemenin de ilavesiyle içlerine birtakım gerçekler de karışmıştır. Fakat yine de, Strabon'un ifadesiyle bunlar "epos" olmaktan kurtulamamışlardır. Logografların eserleri ne edebi, ne de tarihi eserlerdir. Sadece ilmi araştırma yolunu açan "basit kronikler"dir.
"Tarihin Babası" adıyla bilinen Herodotos her ne kadar Logografların yolundan gitmişse de, insanı merkez haline getirmiş olması ve kavrayış üstünlüğüyle onlardan ayrılır. Herodotos da hikâyeci tarih tarzını kullanmıştır. Fakat olayları peş peşe sıralamakla kalmamış, onları bir düzen içinde nakletmiş ve bir kompozisyon örneği vermiştir. Eserinde az da olsa siyasi görüşler vardır. Tenkit düşüncesine sahip olmamakla birlikte, gördükleri ile duydukları arasında bir ayrım yapmıştır.

0
2012-10-17T21:23:18+03:00

Sosyal ya da fen bilimleri olsun, herhangi bir bilime ilişkin konu ve olguların ortaya çıkması, o bilimin bilincinin de ortaya çıkması anlamına gelmez. Bilimsel olguların ortaya çıkışından sonra ise bu bilimsel anlayışlar, bilgi birikimine bağlı olarak sürekli gelişirler. Bilimlerin gelişmesinde, toplumların yaşama biçimlerinin, ihtiyaçlarının, anlayışlarının etkin olduğu ortadadır. Tarih bilimi de farklı anlayışlara bağlı biçimde gelişme göstererek bugüne kadar gelmiştir. Doğrudan tarih yazmamış olsalar bile, tarih felsefesi adına görüş bildiren düşünürleri de bu eksen içinde ele almak gerekir.
Tarih biliminin kendi geçmişi ele alınarak; yazılan tarih çeşitlerini, görüşlerini ya da felsefelerini gruplandırarak vermek, tarih biliminin gözle görülür bir gelişme gösterdiğini, toplumsal anlayışlara bağlı olarak farklılaştığını ve birbirinden farklı yorumlara yol açan felsefî yaklaşımların olduğunu göstermektedir. Aşağıda; tarih biliminin tarihçesi verilip bazı felsefî düşünceler üzerinde durulmuş, günümüz postmodern söylemlerde “tarih”e ilişkin eleştirilerin niteliğine değinilmiştir. Ayrıca, küresel dönem içinde genel tarih anlayışlarının yeniden gözden geçirilmesinin gereği vurgulanmıştır.

1 5 1