Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-17T21:38:33+03:00

-i Sina (tam adı Ebu Ali el-Hüseyin ibni Abdullah ibn-i Sina el-Belhi), Farsça: ابوعلى سينا/پورسينا, Latince: Avicenna; okunuş: āv'ĭ-sěn'ə[1]; 980, Buhara yakınları - 1037,Hamedan), filozof, hekim ve çok yönlü Müslüman Fars[2][3][4][5] veya Türk[6][7][8] bilim adamıdır.

İbn-i Sina, Kuşyar isimli bir hekimin yanında tıp eğitimi aldı. Değişik konular üzerine 240'ı günümüze gelen 450 kadar makale yazdı. Elimizdeki yazıların 150 tanesi felsefe 40 tanesi de tıp üzerinedir. Eserlerinin en ünlüleri felsefe ve fen konularını içeren çok geniş bir çalışma olan Kitabü'ş-Şifa (İyileşme Kitabı) ile El-Kanun fi't-Tıb'dır (Tıbbın Kanunu). Bu ikincisi ortaçağ üniversitelerinde okutulmuştur. Hatta bu eser Montpellier ve Louvain'de 1650 yılına kadar ders kitabı olmuştur.

Samanoğulları sarayı kâtiplerinden Abdullah Bin Sina'nın oğlu olan İbn-i Sina (Batı'daAvicenna adıyla tanınır), babasından, ünlü bilgin Natili'den ve İsmail Zahit'ten ders aldı.Geometri (özellikle Öklid geometrisi), mantık, fıkıh, sarf, nahiv, tıp ve doğabilim üstüne çalışmalar yaptı. Farabi'nin el-İbane's[9] aracılığıyla Aristoteles felsefesini ve metafiziğiniöğrenip, hastalanan Buhara prensini iyileştirince (997) saray kütüphanesinden yararlanma olanağına kavuştu. Babası ölünce, Cür-can'da Şiraz'lı Ebu Muhammed'ten destek gördü (Tıp Kanunu'nu Cürcan'da yazdı). Çağında tanınan bütün Yunan filozoflarının ve Anadolu doğacılarının yapıtlarını incelemiştir.

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-17T21:39:18+03:00
    Yazar Murat KORUCUK      ÖZ. Bu çalışmada Türk-İslam bilgelerinden İbn-i Sinâ’nın hayatı ve ahlâk ile ilgili düşünceleri açıklanmıştır. 980 yılında Buhara’da doğan İbn-i Sinâ hep bir sürgün şeklinde yaşamını sürdürmüştür. Aristo’nun felsefesini açkılamaya çalışan filozof, tıp alanında üniversitelerde 600 yıl boyunca okutulacak eseri olan Kitab’al-Kanun fi’l-Tıbb’ı yazmıştır. 1037 yılında hayata gözlerini kapatan İbn-i Sinâ 57 yıllık kısa yaşamında birçok eserin altına imzasını atmıştır. Bu eserlerinin pek çoğunda ahlâk kavramına da değinerek her insanın yaradılışı gereği ahlâklı olması gerektiğini savunmuştur. İyiliğin Allah’tan geldiğini savunan filozof kötülüğün eşyadan geldiğini savunur ve üç tür kötülükten de söz etmiştir. Bunlar fiziki kötülük, psikolojik kötülük ve metafizik kötülüktür. Filozof ahlâklı olmanın dindar olmanın bir parçası olduğunu da savunmaktadır.


Anahtar Kelimeler: İbn-i Sinâ, İbn-i Sinâ ve Ahlâk, İbn-i Sinâ’nın hayatı


 

Giriş


İki Yunanca sözcüğün birleşmesiyle “Filos: sevgi ve Sofia: akıl” oluşan felsefe, akıl sevgisi anlamına gelir. Felsefe her şeyin “köklerini ve nedenlerini” kavrama ve elde ettiği her şeyi sorgulama yolunda bir arayış içinde olma çabalarının tümüdür. Felsefe yapan kişiye ise filozof denir. Bir filozof, ne yaptığı, ne yapıldığı, neden olduğu, nasıl olduğu ya da ne olduğu üzerinde düşünen, genel olarak var oluşu, süreçleri ve işleyişi (doğa, sosyal yaşam, matematik vb.) açıklamak için düşünen, bu düşünme eyleminden mantıksal yeni (farklı) sonuçlara varan ve bu sonuçları açıklayabilmek için yeni tanımlar yapan ve yeni bilgiler üreten kişidir. O halde Filosofya kelimesi, bilimi sevme, filosofos kelimesi de bilimi seven anlamına gelir. “Felsefe” de “Filosofya” kelimesinin Arapçası ve masdarıdır. “Filozof” ondan türetilmiştir (Gerviyani, 1998, 29). Filozof denince her insanın aklına gelen isimlerin başında Aristo, Sokrates, Platon, Galileo, Gazali, Farabi, İbn-i Rüşd, İbn-i Sinâ, Thales vb. gelir.


Bu filozoflardan Farabi, Gazali, İbn-i Sinâ, İbn-i Rüşd, vb. İslam bilginlerindendir. İslam âleminde filozof diye tanınan düşünürlerin başında Meşşailer gelir. Meşşailerin başında ise Fârâbî, Kindî ve İbn-i Sinâ gelir (Çubukçu, 1972, 9). Meşşaiyye Aristoculuğu seçen ve Eflatun’dan faydalanan yeni açıklamalara yer veren felsefi bir sistemdir. Meşşai felsefi sisteminin savunucularından olan İbn-i Sinâ daha çok tıp alanında ün yapmasına karşın pek çok eserinde felsefe ve ahlâk konusu üzerinde de durmuştur.


İbn-i Sinâ toplumun huzurlu ve refah içinde olması için ahlâklı bireylerden oluşması gerektiğini savunur. Bireylerin toplum içinde düzenli yaşabilmeleri için bir dizi kurallara ihtiyaç vardır. Bu kurallar din kuralları, hukuk kuralları, örf ve adet kuralları ile ahlâk kurallarıdır. Toplumsal barışı sağlamak ve mutlu insanlardan oluşan, yarınlara güvenle bakabilen çocukların oluşturduğu bir toplum yaratmak bu kuralların birincil amacıdır.


Toplumun, kendinden beklenen fonksiyonları yerine getirebilmesi için, onu oluşturan insanların bazı kuralları içselleştirmesi beklenir (Senemoğlu, 2007, 62). Toplum tarafından belirlenmiş bu kurallar yazılı değillerdir ve bu kuralların bütünü bireyin doğumundan itibaren neyin yanlış neyin doğru olduğunu belirlemesini sağlar. Ahlâk, neyin doğru veya yanlış sayıldığı (sayılması gerektiği) ile ilgilenir. Terim genellikle kültürel, dinî ve felsefi topluluklar tarafından, insanların çeşitli davranışlarının yanlış veya doğru oluşunu belirleyen bir yargı ve ilkeler sistemi kavramı ve/veya inancı için kullanılır. Demirel’e (2005, 3) göre ahlâk, bireyin doğru ile yanlışı ayırt edebilmesini sağlayan ilkeler ve değerler bütünüdür. Frolov’ a (1997, 7) göre, ahlâk, toplumların gereksinimleri ve çıkarları doğrultusunda, alışkanlıklar, gelenekler, töreler ve kamuoyunun gücünden destek alan, kendiliğinden biçimlenmiş, genel kabul görmüş yasaklama ve değerlendirmelerdir (Akt. Aydın, 2006, 14). İbn-i Sinâ’ya göre ahlâklı insan, öncelikle içinde doğup büyüdüğü toplumun kurallarını taklit eder ve daha sonra bir yaşam tercihi olarak bu kuralları içselleştirir. İbn-i Sinâ güzel ahlâkı dinin bir gereği olarak kabul etmiştir ve kötü ahlâklı bir insanın iyi bir dindar olamayacağını savunmuştur.


Asıl adı Hüseyin olan İbn-i Sinâ Buhara’da doğmuştur. Tıp ve felsefe alanında birçok önemli eseri vardır. Filozof hemen hemen her eserinde ahlâk kavramına değinmiştir. Bu çalışmada çok önemli bir Türk-İslam bilgini olan İbn-i Sinâ’nın hayatı, eserleri ve ahlâk kavramına bakışı açıklanmıştır.



0