Cevaplar

2012-10-18T09:38:43+03:00

İnsanları diğer canlılardan ayıran özelliklerden biri de düşünme yetisine sahip olmalarıdır. Bilinçli olarak gerçekleştirilen fikir uğraşısı olan düşünce dille ifade edilir. Dil böylece düşüncenin aktarıcısıdır. Düşünce aktarımı dil dışında başka araçlarla da gerçekleşir: resim, müzik, heykel, davranış vb. Ancak dil, bunlar arasında en işlevsel olanı, insan zihnine en fazla hareket alanı bırakanıdır. Dil dışında hiçbir ifade biçimi insana karmaşık ve soyut düşüncelerini dil kadar ayrıntılı olarak ifade etme fırsatı vermez.

Dil-düşünce ilişkisi bilim adamlarının ilgisini çekmiştir. Dil, o dili konuşanların dünya görüşünü ve algılayışını da belirler. Dilin düşünceyi belirlediği yolundaki iddia antropolog dilbilimci Edvvard Sapir ve öğrencisi Lee Whorf’a dayanır. Sapir-Whorf hipotezine göre diller düşünce biçimini de belirler ve buna bağlı olarak bir dilde mevcut olan ayrım başka bir dilde bulunamaz. Tabiatı, ancak dilimizin bize tanıdığı imkanlar ölçüsünde gösterebiliriz. Bu görüşe göre diller farklılaştıkça düşünme biçimleri de farklılaşmaktadır. Dilleri farklı olan her toplumun farklı bir düşünme sistemi vardır. Örnek olarak bir Kuzey Amerika Kızılderili dili olan Hopi’de masa’ytaka kuşun yanısıra uçabilen böcek, uçak, pilot vb. gibi her şeyi göstermek için kullanılır ki bu Türkçe konuşan biri için yadsınacak bir durumdur. Sapir-Whorf-hipotezinden hareketle, toplumların, dillerinin izin verdiği ölçüde dünyayı algıladıkları, dolayısıyla dilleriyle düşünce ve kültürlerini biçimlendirdikleri sonucuna varılabilir.

 


Eski Yunan düşünürleri, insanı düşünen hayvan olarak ta­nımlarlar. Son yüzyılda gelişen insan bilimi (antropoloji); in­sanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bir disiplindir. Bu bilim dalı insanın varlık yapısını irdelerken, insanı insan kılan nitelikleri şöyle sı­ralamaktadır: İnsan: bilgiye ihtiyaç duyar, bilgiyi üretir; güzelliğe ihtiyaç duyar, güzelliği üretir, sanat yapar, sanattan zevk alır; kendi gerçeği veya toplumsal gerçeklerle ilgili, ilkeler, gö­rüşler ortaya koyar, bunlara bağlanır; olaylar ve olgular kar­şısında tavır takınır; değer duygusuna sahiptir; mutluluğu ara­yan bir varlıktır; daima değişim ve gelişim süreci içinde olan biricik mantıklıdır; tarihî, yani “‘dün“ü, “bugün“ü, “yarın“ı olan tek medenîdir; toplum içinde yaşayıp toplumsal sorumluluk du-yabilen tek canlıdır; âlet yapabilen ve onu geliştirebilen tek ya­ratıktır. Yalnız insanla ve onun varlık yapısıyla ilgili olan bütün bu nitelikler teknoloji ve ideoloji kelimeleri ile karşılanabilir. Teknoloji ve ideoloji kavramlarının bileşkesi kültürdür. Tek cümle ile. insan, kültür yapan ve yaratan bir varlıktır. İnsanın bu nitelikleri ve ayrıcalıkları yalnız ve yalnız düşünce gücüne dayanır. İnsanoğlu, dış dünyasındaki ve iç dünyasındaki nesnelerin, olayların, olguların aralarındaki ilgileri görür, kar­şılaştırmalar yapar, bir takım sonuçlar çıkarır. Böylece zihin gücünü anlama, kavrama gücünü: bilincini oluşturur. Evrendeki varlıklar ve olgular arasındaki ilişkilerden sonuç çıkarma işine düşünme; düşünmeden çıkarılan sonuca da düşünce denir.Sapir-Whorf hipotezini, dillerin kavram alanlarını farklı derecede ayrıntılı adlandırdığı gerçeği gözardı edilemezse de ilk anlamıyla savunmak güçtür. Tek dilli bireylerin dünyayı ana dillerinin sunduğu biçimde algılamaları büyük ölçüde haklılık payı taşısa bile, çok dilli bireylerin düşünme sistemi nasıl olacaktır? Ayrıca kuram tam tersi yönde de işleyebilmekte yani düşünce de dil üzerinde belirleyici ve yönlendirici rol oynayabilmektedir. Ayrıca diller arasında başarılı çeviriler yapılabilmektedir. Dilin yapısının bu nedenle düşünceyi değil, ama algılamayı etkilediği söylenebilir. İnsan dilinin düşünceyi veya düşüncenin insan dilini sınırlayıp sınırlamadığını belirlemek imkansızdır. İnsanlar başka dilleri de başarılı biçimde öğrenebilmektedir.

İ

 

0
En İyi Cevap!
2012-10-18T10:56:00+03:00

Dil ile düşünce arasında, (ilişki)yi çok aşan bir bağıntı vardır. Bu ikisi iç içedirler. Dil düşüncenin kalıplara (harf, sözcük, cümle) dökülmüş, somutlaşmış biçimidir.

İnsan, sözcüklerle ve imajlarla düşünür. İmajlar bile isimlendirilmiş, yüklemlenmiş hayallerdir. Onlar da birer sözcük ya da cümle gibidirler. Bunların hepsi (hareket, ses, kelime, cümle) birer bildirişim aracı,birer işaret, yan-dildir.

Dilsiz düşünce, düşüncesiz dil olmaz. Doğru düşünmek için, dile hakim olmak gerekir. Doğru konuşmak için de düşünme şarttır.

 

1 5 1