Cevaplar

2012-10-18T18:30:21+03:00

Gılgamış Destanı, tarihin en eski yazılı destanının adı olup, 12 kil tablete Akad çivi yazısı ile kaydedilmiştir Uruk kralı Gılgamış'ın ölümsüzlüğü arayışının öyküsünün anlatıldığı destan aynı zamanda Nuh Tufanı'nın en eski sürümünü de barındırmaktadır Gılgamış, en yakın dostu Enkidu'nun ölümünün ardından giriştiği ölümsüzlüğe ulaşma çabasının nâfile olduğunu ve Tanrı Enlil’in öğütleriyle, insanın ancak büyük bir ad bırakmakla ölümsüzlüğe erişebileceğini kabul etmiştir

Destan, tarihte bilinen en eski medeniyetlerden olan Sümerlerin yaşayışları hakkında bilgi verir ve kendisi de ilk yazılı destan olma özelliğini taşır
Gılgamış Destanı'nın en önemli özelliklerinden biri de, anlattığı "Tufan" öyküsünün, küçük değişimlerle üç büyük dinin kutsal kitaplarında aynen yer almasıdır"[1] Örneğin Gılgamış, ölümsüzlük otunu bulan Ziusudra’yı (Utnapiştim) bulmak için yola çıkar ve Tilmun adasına ulaşır Ziusudra burada Tevrat ve Kur'anda Nuh'un yaşı konusunda tekrarlanan bir ifadeyle kendisinin 950 yaşında olduğunu söyler ve yaklaşık yarım asır önce yaşadığı tufan hikayesini Gılgamış’a anlatır[2][3]
Destan ve tufan hikâyesi [değiştir]
Kral Gılgamış ölümden kurtulma çabasıyla dünyanın öbür ucuna kaçar Orada tufandan sağ kurtulmuş Utnapiştim’le karşılaşır Tanrı Enlil onun hala hayatta olduğunu öğrenince kızar Ama bu haberlerle içi rahatlayan diğer tanrılar bir daha böyle bir afetin yaşanmaması gerektiğine karar verir "[1]

Utnapiştim Gılgamış'a dedi:
"Gılgamış, sana gizli bir şey açayım Tanrıların gizini söyleyeyim: Şurippak, senin bildiğin bir kent, Fırat'ın kıyısındadır Bu kent çok eskiden varken, tanrılar bu kentin yanındaydılar Tanrıların aklına bir tufan yapmak geldi Bunların babaları soylu Anu, hükümdarları yiğit Enlil, büyük vezirleri Ninurta, su yolcuları Ennagi ve Bilge Ea da onların toplantısında yer aldı
Ea, tanrıların verdikleri kararı, kamıştan bir çite anlattı:
"Kamış çit, kamış çit! Duvar, duvar! Kamış çit dinle, duvar anımsa!
Şurippaklı Ubar-Tutu'nun oğlu, evi sök Bir gemi yap … Canını kurtar! Canlı yaratıkların her türünden geminin içine yükle Yapacağın geminin her yanı uyumlu bir ölçüde olsun Onun eni ve boyu bir ölçüde olsun Yağmura karşı onun her yanına bir çatı kur!"
'Küçük yavrular bile gemi için zift taşıyorlardı Güçlü erkekler gemiye yedek kereste getiriyorlardı Beşinci günde geminin kaburgasını oluşturdum Geminin omurgası bir iku genişliğindeydi Kenarları iki kez on kamış yüksekliğindeydi ……… Gemiyi altı katlı yaptım Geminin alt ve üst güvertelerini yedi bölüme ayırdım, ambarını da dokuza böldüm Ortasına da su kazıkları çaktım Güzel kürek seçtim …… Eritmek için kazana zift döktüm …… Ustalara, ırmak suyu gibi bira, rakı, şırlık ve şarap akıtıldı …… Gemi yedinci günde tamam oldu ………Elime geçen her şeyi içine yükledim … Bütün soyumu, sopumu ve kavmimi gemiye bindirdim Yazının yabanıl, yazının evcil hayvanlarını ve bütün ustaları gemiye aldım '
Bundan sonraki safhada Tufan’ın sona erişi, Utnapiştim’in sevinç gözyaşları döküşü, geminin Nisir dağına oturuşu, suların çekilip karaların tekrar meydana çıkışını kontrol için karaya oturuş’un 7gününde Utnapiştim’in arka arkaya Güvercin, kırlangıç ve karga salıverdiği, diğerlerinin konacak yer bulamadıkları, ancak karganın bir kuru kara parçasını gagaladığı, bundan sonra da dört yöne her şeyi salıverip kurban kestiği ve tütsü kurbanı yaptığı anlatılmaktadır
Tufan efsanesi MÖ2000, MÖI800-1750 ve MÖ 1250 tarihlerinde meydana getirilmiş değişik versiyonlara sahiptir

1 3 1
  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-18T18:30:23+03:00
Gılgamış Destanı, Mezopotamya'da ortaya çıkan tarihteki ilk yazılı destandır. Ölümsüzlüğü arayan bir kralın öyküsüdür.

Destana konu olan kral Gılgamış gerçekten yaşamış ve M.Ö. 28.yüzyılda Mezopotamya’daki Uruk kentinde hüküm sürmüştür. Ölümsüzlüğün ve bilginin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, Gılgamış'ın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılmıştır ve günümüze kadar gelebilmiştir.



1 1 1